Cuma, 29 Eylül 2017 10:31

2 ÜNİVERSİTE DİPLOMAM VAR DEVLET BENİ FOTOKOPİCİ YAPTI

Oy ver
(6 oy)

Devletimiz ve milletimizce gazilerimize hak ettikleri değerin verilmesi dileklerimizle....

-

‘2 üniversite diplomam var devlet beni fotokopici yaptı’

‘Unutmayın’ adlı kitabı ile gazilerin durumunu gözler önüne seren Koray Gürbüz isyanını haykırdı: Ben gazi olduğumda 2 üniversite diplomam vardı, devlet bana fotokopi işi verdi.

 

Ankara'da yaşayan evli ve bir çocuk babası 45 yaşındaki Koray Gürbüz, 1995 yılında jandarma astsubay olarak görev yaptığı Şırnak'ın Gabar Dağı bölgesinde PKK ile çıkan çatışmada yaralandı. Tedavisinin ardından bir süre sonra yeniden görevine dönen Koray Gürbüz, bu kez 1998 yılında Siirt/Karadağlar mevkiinde teröristlerle girdiği çatışmada vurularak yaralandı. Bu çatışma sonucu, böbreği, dalağı, safrakesesi ve karaciğerinin yarısı alınan Koray Gürbüz, iki yıl hastanede yattı. 2000 yılında malulen emekli olan ve “Gazi” unvanı alan, TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile Devlet Üstün Hizmet Madalyası sahibi Koray Gürbüz, daha sonra hem eğitimini geliştirdi, hem de şehit ve gazilerin yaşadığı hayat hikâyelerini kaleme aldı.

İLK KİTABINI 2003'TE ÇIKARDI

1998 yılında girdiği çatışmada yaralanması sonucu sol kolunu kullanamayan bu yüzden sağ elle yazı yazmayı sonradan öğrenen Koray Gürbüz, ilk kitabını 2003 yılında çıkardığını söyledi. Halen Bilkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Koray Gürbüz, ikinci kitabında ise Güneydoğu'da terörle mücadele sırasında kendisi gibi “Gazi” olan askerlerin hikâyelerine yer verdi. 47 gazinin hikâyesinin yer aldığı ve 4 yılda hazırlanan “Unutmayın” adlı kitabı 19 Eylül “Gaziler Günü”nde yayınlanan Koray Gürbüz, kitabını ve gazi olduktan sonra yaşadıklarını SÖZCÜ'ye anlattı.

ONURLU YAŞAM HAKKIMIZ

Gürbüz, “Bizlere vasıfsız işler vermekten vazgeçin. Gaziler onurlu bir yaşamı hak ediyor. Ben gazi olduğumda 2 üniversite diplomam vardı. Devlet bana Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda fotokopi işi verdi. Ancak 3 gün dayanabildim. Çok zoruma gitti, istifa ettim. Böylece hakkımı da yitirdim'' dedi. Gürbüz şöyle konuştu:

BU SÜRECİ KİMSE BİLMİYOR

Devlet 40 yıldır terörle mücadele ediyor. Gazilerin ne sıkıntısı var, neler yaşıyorlar, bilen yok. Haberlerde ‘10 asker yaralandı' diyorlar. Bu haber insanların kolunu, bacağını ve gözünü kaybettiği anlamına geliyor. Ömrünün sonuna kadar bakıma muhtaç hale gelme ihtimalini taşıyor. Bu süreci kimse bilmiyor. Gazilerin asıl dertleri unutulmak. Gözünü kırpmadan ölüme yürüyenleri, devletin koruyup gözetmesi lazım.

MADALYALI ÇAYCI VAR

Gazi olan Anadolu çocuklarının çoğunun eğitimi yok. Devletin, işin ötesinde bu insanları eğitmesi, donanım sahibi yapması lazım. İlkokul ya da lise mezunu gazileri okutup üniversite mezunu yapması, sonra da onları işe yerleştirmesi lazım. Bu insanları çaycı, hademe yapmak olayı çözmüyor. Gaziler vasıfsız olmayı hak etmiyor. Türkiye'de şu anda 4 bin 500 gazi var. Türkiye Cumhuriyeti'nin, gazilerine devlet üstün hizmet madalyası verip, sonra da onu çaycı yapması kabul edilebilir bir durum değil.

BİZ FİGÜR DEĞİLİZ

Gaziler sadece tören günleri hatırlanan bir figür olmamalı. Bugüne kadar hiç bir devlet yetkilisi bizi arayıp derdimizi, tasamızı sormadı. Ben isterdim ki bir devlet yetkilisi arasın, gazilerin sorunlarını görüşmek istesin. TBMM'de bir tane gazi ya da, bir tane birinci dereceden şehit yakını olan milletvekili yok. Ama Meclis'e ‘Gazi Meclis' diyoruz.

SADECE YILMAZ ÖZDİL

Bu kitapla bir şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Gazilerin yaşadıklarını yazdım. Kitap 2 günde tükendi. Benimle ilgilenen sadece ve sadece SÖZCÜ Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil oldu. Kitabın adına kadar ilgi gösterdi. Onun kadar şehit ve gazi yakınlarını dinleyen, düşünen başka bir kişi de görmedim.

GAZİLER ARASINDA AYRIM YAPILIYOR

Güneydoğu gazilerinin verdikleri mücadelenin unutulduğunu düşündükleri için kitabın isminin ‘Unutmayın' olduğunu açıklayan Koray Gürbüz, gaziler arasında ayrımcılık yapıldığını öne sürdü. Gürbüz, şöyle konuştu: “Güneydoğu'da yaralanan gazilere, ‘vazife malulü' deniliyor. Şehitlere ise ‘vazife ölümü' deniliyor. 15 Temmuz gazilerindeyse durum farklı. Mesela, 15 Temmuz gazilerine ‘gazi', şehitlerine ‘şehit' deniliyor. O yüzden ben ayrım yapıldığını düşünüyorum. Haklar bakımından bakıldığı zaman da, baya bir ayrımcılık var. 15 Temmuz gazilerinin hakları tabii ki verilsin, sonuna kadar verilsin ama ona ‘gazi' deniliyorsa Güneydoğu gazilerine de ‘gazi' denilsin. Biliyorsunuz Güneydoğu'da yaralanıp sakat kalmayıp ‘gazi'lik unvanı almayan birçok arkadaşımız var. Halen vücutlarında kurşunlarla yaşıyorlar. Onlara da hakları verilsin.”

GEREKLİ SAYGIYI GÖREMİYORUZ

Kitabında yer alan gazilerin ortak özelliklerini anlatan Koray Gürbüz, “Bu 47 gazinin ortak özelliği şu: Hepsi, bizim gariban Anadolu çocuğu dediğimiz fakir ailelerin çocukları. Genç yaşta çalışmışlar ve askere gitmişler. Askerde gazi olmuşlar.  İlginçtir ki hepsi çok savaşmışlar, kurşunların üstüne koşa koşa gitmişler. Ölümü göze alarak gazi olmuşlar. Ben onların gazi olduktan sonraki yaşantılarını ele aldım. Çünkü gazi olduktan sonra büyük sorunlar yaşamışlar. Verdikleri mücadelenin boşa gittiğini düşünüyorlar. Çünkü iki bacağını veren bir gazi, protezini, ortezini tam olarak alamıyor. Veya tekerlekli sandalyeye mahkûm olan bir gazi ihtiyacını görecek, istediği tekerlekli sandalyeyi alamıyor. Bu konularda biraz kırgınlık var. Ben her şeyden önce gazilerin vermiş oldukları mücadelenin unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Onurlu ve saygın bir şekilde yaşayabilmesi için onlara gerekli saygının gösterilmesini istiyorum” diye konuştu.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...