Sevgili Dostlar,

15 Eylül 2017 tarihinde TEMAD'ın internet sitesinde bir duyuru yayınlandı. 

 Yapılan duyurunun ilk iki cümlesi aynen şöyleydi;

"TEMAD Genel Merkezi 15 Eylül 2017 tarihinde TEMAD Genel Merkezinde yapılan toplantıda,seçim startını vermiştir.

   Genel Merkezde,Yönetim Kurulu Üyeleri ve Genel Merkez Delegeleri ile birlikte 3 saat süren toplantıda, Genel Başkan Sayın Ahmet KESER 2017 TEMAD Olağan Genel Kurulunda aday olacağını açıklamıştır."


Ardından, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 'bir kişinin istediği kadar aday olmasını yol açan' tüzük değişikliği kararını iptal ederek, tüzükteki eski hali ile 'bir kişinin en fazla 3 kez aday olabileceğine dair kesin ve son kararı' vermesine üzerine, KESER çıkış yolu aramaya başladı. 

TEMAD YENİ BİR DUYURU DAHA YAPTI! 


Bu kez de 3 Ekim 2017 tarihinde TEMAD'ın internet sitesi sanki kendilerinin malıymış gibi, diğer adaylar hakkında hiç bir bilgi verilmediği, duyuru yapılmadığı halde kendileri için; "Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Yönetim Kurulu 02 Ekim 2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,mevcut Yönetim Kurulu olarak içerisinde Genel Başkan Sayın Ahmet KESER'in de bulunduğu listeyle yapılacak olan TEMAD Olağan Genel Kurulunda yönetime yeniden aday olmayı oybirliği ile kararlaştırmışlardır." şeklinde  bir duyuru daha yaptı.


Bunu daha önce yazmıştım;  KESER her ne pahasına olursa olsun seçilmek için  mücadele edecek. Evet, KESER başkan adayı olamaz ama yönetim kurulu içinde görev alabilir. Hülle, hile filan yaparsa da bunun bedelini kanun karşısında öder ki, kanunen hülle vs. yasak. Kanun ve tüzük bu konuda ona bir şans vermiyor. 

KESER, KOLTUK İÇİN VERDİĞİ MÜCADELEYİ HAKLARIMIZ İÇİN VERSEYDİ! 

İnanın KESER, başkan seçilmek için harcadığı çabayı, haklarımız için gösterseydi şimdiye kadar tüm haklarımızı almıştık. 

Bakınız;' MSB sadece 3 kez başkanlık seçilme şartını' onaylamamakla kalmadı, 'Kadın kolları kurulmasını ve   muvazzaf astsubaylarını eşlerinin TEMAD'a üye olmasını sağlayan tüzük değişikliğini de' onaylamadı.


Bay KESER ne yaptı?

Bu konuları mahkemeye taşımak yerine, sadece Başkan seçilmesini sağlayacak madde için 3 yıl uğraştı ve kaybetti. Peki kadın kolları ve muvazzafların eşlerinin TEMAD'a üye olması konusundaki tüzük değişikliği delegelerin iradesi değil mi? Bu konuda neden bir çıkış yapmadı? Hep kendine mi çalışması gerekirdi. 

TEMAD SEÇİM TARİHİNİ NEDEN AÇIKLAMIYOR VEYA AÇIKLAYAMIYOR?

15 Eylül'de seçim startı veren KESER, nedense seçim tarihini bir türlü açıklayamıyor. Dikkat ediniz "açıklamıyor" demiyorum. AÇIKLAYAMIYOR! 

Neden mi? 

Tulumbada su bitti, şenlik başladı. Yani sanırım seçim yapacak bütçe kalmadı.  Şimdi onu da size açıklayayayım; 

Bilançoya göre, 2014 yılı TEMAD bütçesinden 2015'e devreden nakit para;  268.897 TL.  (268 Bin 897 TL.)

2015 yılı TEMAD bütçesinden 2016 yılına devreden nakit para; 94.630 TL (94 Bin 630TL.)

2016 yılı TEMAD Bütçesinden 2017 yılına devreden nakit para sadece 38.298 TL.  (38 bin 298 TL.) 

Bırakın bağışı, otomatik ödemeyi  filan mevcut yönetim son 6 yılda MSB'den 970 Bin lira (eski para ile neredeyse bir trilyon) ödenek aldı. 

Görüldüğü üzere son 3 yılda TEMAD'ın nakit varlıkları hızla erimiş. 2014 genel kurulundan sonra, 2015'e devreden yaklaşık 268 Bin liradan bu güne sadece 38 Bin lira kalmış. 

Eee şimdi 5 yıldızlı bir otelde genelkurul yapmak kaça patlar?

yaklaşık 500 delege gelse, delegelerin 2 günlük kalacak oda, yemek vs. masrafları için 38 Bin lira yeter mi?  Yetmez! 

Şimdi neden 5 yıldızlı otelde yapılsın ki, normal bir yerde yapılsın dediğinizi duyar gibiyim... Yaklaşık 6 yılda 4-5 trilyonluk bir bütçeyi kullanan, MSB'den 970 Bin lira ödenek alan  mevcut yönetim, hatırlarsanız 5 yıldızlı otellerde kutlamalar, kokteyler, konserler eğlenceler yapmıştı.  

O günlerde hep böyle sürecek sanan yönetim, adeta har vurup harman savurmuştu. Şimdi  5 yıldızlı bir otelde seçim yapamazlarsa, bunu delegelere, il başkanlarına nasıl açıklayacaklar? 

Bu arada belirteyim;  bizim aldığımız bilgilere göre TEMAD Olağan Genel Kurulu 19 Kasım 2017 tarihinde, çoğunluk sağlanamazsa 27 Kasım 2017 tarihinde yapıalcakmış. 


KESER MSB'DEN GELECEK ÖDENEĞİ Mİ BEKLİYOR? 

Peki seçimi nasıl yapacaklar? 

İşte püf nokta burası.

Kanımca, Keser ve ekibi, tüm umutlarını MSB'den gelecek olan ödeneğe bel bağlamış durumda. MSB'nin ödeneği ne zaman vereceğini bilmedikleri için, seçim tarihini de net olarak açıklayamıyorlar.

 MSB  bu yıl TEMAD'a  170 Bin lira ödenek tahsis etti. İlk dilim olarak 88 Bin 500 lira ödeneği verdi. Bu günlerde kalan 88 Bin 500 liralık ikinci dilim ödenek  beklenmekte. 

Kanımca KESER,  başkan seçilmek için 3 yıldır mahkemelik olduğu MSB'den gelen ödeneğe bel bağlamış durumda. Şimdi bu şahsın hala assubay haklarını alacağını sanan varsa söyleyecek söz bulamuyorum. 

Umarım MSB bir an önce ödeneği verir de,  assubaylar Keser yönetiminin oluşturduğu bu belirsizlikten kurtulur. 

Sadece bu  neden bile KESER'in oradan gitmesi için çok bile. 

KENDİ SEÇİLME HAKKINI BİLE ALAMAYAN ADAM MI ASSUBAYLARIN HAKKINI ALACAK? 

Bu arada TEMAD'ın 'Tüzük ve TESUD davasını kaybettiğini' PES24 mahkeme kararlarını açıklayarak yazmıştı.  Meğer tek kaybettikleri davalar bunlar değilmiş. KESER'in eski kadim dostu, sırdaşı olan ve daha sonra da ihraç edilen eski Genel Başkan Yardımcısı açıkladı, maalesef KESER ve ekibi, 


1.Lojman davasını, 
2. Sosyal Tesisler ve Ordu Evleri davasını, 
3. Adana Şube davasını, 
4. Taner Haydar KOÇAK davasını, 
5. Özgür ÖRS davasını da kaybetmiş ama açıklayan yok. 

Kazanılması kolay olan ve neredeyse kazanılacağı belli olan basit davaları kazanarak  sosyal medyada paylaşım yapan Hukuk Komisyonu Başkanı, kaybettiği bu davalarla ilgili hiç konuşmuyor, hiç yazıp çizmiyor.  Video klipleri ile görüyoruz kendini. 

TEMAD HUKUK KOMİSYONU BAŞKANININ YOUTUBEDE YAYINLANAN KLİBİ

 

 

 

Kaybedilen bu davalar için, TEMAD'ın kasasından kime? ne kadar? ödeme yapılmış hepsi yeni yönetimce inceleneceği bilinmelidir. 

Sadece  bu davalar ile sonuçları, KESER ve ekibinin TEMAD'dan gönderilmesi için yeterlidir. 

****

Sevgili Dostlar; 

Dünya Astsubaylar Günü Kutlaması, konser,  5 yıldızlı otellerde kokteyl, konser,  seçimler vs.  derken eski para ile yaklaşık 4-5 trilyon civarında bir para eridi gitti. 

Zamanında kendilerini çok uyardık, "böylesine büyük paralar varken, bırakın kutlamayı, kokteyli konseri, TEMAD'a bir yer alın dedik. TEMAD Genel Merkezi şu anda kiralık ve TEMAD  kira ödüyor dedik. "  ama dinlemediler. Hala kira ödemeye devam ediyorlar.

Biz bu konularda uyardığımızda, '17 Ekim Dünya Astsubaylar Gününü' icat eden ve ısrarla protokole girdiğini belirten Sn. Yüksel BİNİCİ şimdi yeniden aday.


 Bu güne kadar yapılan Dünya Astsubaylar Günü faaliyetlerinde yaklaşık 700 Bin Lira (eski para ile 700 Milyar), civarında bir harcamanın yapıldığı o dönemde iddia edilmişti. 


5 Yıldır TEMAD'da olan ve hemen hemen tüm faaliyetlerde ve  ihraçlarda imzası olan Yüksel BİNİCİ'de TEMAD Genel Başkan adayı.

Dün tüm ihraçlarda imzası olan Sn. Binici'nin bu gün "ihraçları kaldıracağım" demesi çok manidar.  Ya dün yaptığın yanlıştı, ya da bu gün yaptığın doğru.  Aslında doğru olan tek şey Sn. BİNİCİ'nin politikacı olması.

Bu gün "tüm ihraçları kaldıracağım" diyen Sn. BİNİCİ,  o günlerde neden ihraca şerh koymayıpta, onay verip  imza attı? 

  5 Yıl boyunca, devasa harcamalar içeren projelere imza atan bir kişinin yeniden aday olması,  yeni bir ekibin gelmesi değil, eski ekipteki ikinci adamın birinci adam olmasıdır.  Bence yönetimsel anlamda KESER ile BİNİCi arasında hiç bir fark yoktur.

Sn. BİNİCİ'nin kendi ifadesiyle;   "milletvekilliği adaylığından dolayı, TEMAD'dan istifa ettirilmeseydi", bu seçimde kiminle beraber olurdu?

İşte İstanbul İl Başkanı Sn. İbrahim KOLDAMCA'nın ihracı ve karar defteri .Lütfen inceleyin kimlerin imzası olduğunu görün. 

Bu sözlerim, zamanında KESER'in en sadık adamları olan ve bizlere arkadaşlarımıza, dostlarımıza en ağır hakaretlerle yazılar yazan  Sami BAŞKAYA,  her daim başkanın yanında  olan Tamer YILMAZ  ve diğerleri için de geçerli.

 Zamanında ihraçlar yapılırken, kurşun asker gibi davranan, hemencecik karar defterine imzayı çakıveren,  İstanbul Şubesini kapatmak için elinden geleni yapan hatta karakolluk olan bu arkadaşların sonradan ihraç elmeleri durumu da ibretlik.

Biz başından beri aynı çizgideydik?

Yaz siz, Ne oldu sizide mi kandırdılar? 

Kısacası, TEMAD'ın son 6 yıldaki maddi ve manevi konulardaki  bilançosu ve hesabının sorulması için, yeni bir yüze ve  yeni bir lidere ihtiyaç vardır. 


TEMAD'da kan  değişimi şart. Ne KESER, ne de onun 5 yıllık yol arkdaşı Yüksel BİNİCİ'nin, assubay toplumunun sorunlarına çözüm üreteceğine inanmıyorum. Yapsalardı, ellerinde devasa bütçe ve olağanüstü destek varken, 5 yıllık yönetimleri döneminde yaparlardı. 

Sn. BİNİCİ, AKP'den milletvekili aday adayı olması ve faal olarak politikada olması nedenyile assubay sorunlarının çözümünde anahtarın kendilerinde olduğunu öne sürüyor. Peki Sn. BİNCİ,  5 yıldır TEMAD yönetimin de ve AKP'de değilmiydi?  Madem bu anahtar çözüm getirecekti, 5 yıldır neden bu anahtarı kullanmadı?


 Bir de, "Ben AKP'liyim, partim iktidarda, beni seçerseniz sorunlar çözülür" gibi ifadeler asla kabul edilemez. Bizler siyasi parti grubu değil, meslek grubuyuz.  İçimizden her görüşte insan var. Sorunların çözümü için parti göstermek, işaret vermek  çözüm değil, partizanlıktır.  Eğer partiden birini seçerek bizim sorunlarımız çözülecekse hiç çözülmesin! 

Emekli bir assubayın milletvekili olmasına asla karşı değilim!  öğretmenden doktordan, avukattan oluyor da assubaydan neden olmasın? Ama bunun yolu da TEMAD'dan geçmesin. Özel kanunla kurulmuş askeri bir dernek olan TEMAD başkanının parti üyesi olması etik değildir. 

Sn. BİNCİ'yi tüm bu olumsuzluklara rağmen severim sayarım, sık sık görüşürüz.  Sağolsun ihraç edildiğimiz zamanlarda dahil olmak üzere sık sık arar. Ama biz kalbimizden ve gönlümüzden geçeni yazmak, söylemek zorundayız.  Kamuoyuna yön veren insanlarız. Bizlerin en önemli görevi doğru bildiklerimizi yazarak kamuoyunu aydınlatmak. Kusura bakmayın ama Sn. BİNİCi ile bu iş olmaz. 


MEHMET ERKAN AKKUŞ;  "TEMAD  GENELKURMAY KABUL ETMEDİ "

TEMAD'ın Hukuk Komisyon Başkanı yazmıştı, 15 TEMMUZ Darbe girişimi sonrası STÖ'lerin Genelkurmaya Geçmiş olsun ziyaretine TEMAD kabul edİlmemişti.  TEMAD'ın Hukuk Komisyon Başkanı, bunu facebook sayfasından yazmış, asubaylar isimli sitede haber yapmıştı ama hemen apar topar bu haberi simişti. 

Şimdi gelelim asıl mevzuya; Ahmet KESER; "hadi önceden FETÖ, Partigöç, falan filan engel oldu" diye  diye zırvaladı, peki kardeşim,  darbeden sonra Genelkurmay TEMAD'ı neden kabul etmedi? 


Bahane gösterdiğiniz tüm generaller, adamlar kodeste ama Genelkurmay  sizi yine kabul etmedi.

 Neden? 

Çünkü TSK üzerinde,  FETÖ, ABD yabancı istihbarat örgütleri operasyon çekmeye çalışırken siz ne yaptınız? 

TSK'yı mı savundunuz?

 Yoksa "Genelkurmay Kapatılsın, KKK ek görevle bu işi yürütsün, Genelkurmay Başkanının bir tek asker yok, subayın beygiri, askerin traş sabunu" gibi ipe sapa gelmez sözlerle televizyonlara çıkıp açıklamalar mı yaptınız? 


Ve hala kimin neden yaptırdığını merak ettiğimiz "Ölüm Orucunu" hangi amaçla hangi hakkı almak için yaptınız? 

İşte bu saydığım basit örnek bile , assubayların ve TEMAD'ın neden yeni bir yüze ihtiyacı olduğunun göstergesidir. 

İşte tüm bunlar yaşanırken, Sn. Binici, Tamer YILMAZ ve Sami BAŞKAYA'da,  KESER ile birlikteydi. Hatta beraber televizyon programına bile çıktılar. 


BAŞKAN ADAYLARINDAN, SADECE HAMZA DÜRGEN'DEN SOMUT VAADLER VAR!

Adayların paylaşımlarına bakıyorum, Sn. BİNİCİ'nin somut tek bir vaadi yok.  Sadece  "beğen paylaş" türü telkinler var.  KESER ve Sami İNAN'da öyle.  Şunu çözeceğim diyen yok.

 
Aynı şekilde diğer aday Hamza DÜRGEN'in vaatleri ise oldukça tatminlar ve önemsenecek türde.  Sn. DÜRGEN'in vaatleri somut ve tabanın istediği türden. 


Sn. DÜRGEN'in net şekilde açıkladığı hedefleri; 

Öncelikli hedeflerinin ilk bir yıl içerisinde 9/2 derecesi ve görev tazminatının alınması,

Astsubayların görevde aldığı maaşın %85'i üzerinden emekli maaşı ödenmesi için çalışılacağı, 

1/4'ün içinin doldurulması ve maaş dereceleri arasındaki aşırı uçurumun, kapatılması için uğraşacağı, 

 "Kirada olan tüm TEMAD Şubelerinin sorunlarının çözüleceği ve  genel merkez bütçesinden TEMAD şubelerine yardım yapılacağı yönünde. 

Maalesef diğer adaylardan ise somut bir açıklama yok. 

Sonuç olarak bu seçimler TEMAD ve assubaylar için çok önemli.  

Ya yeni bir yüz ve yeni bir ekip ile devam edeceğiz ya da eskilerle sürünerek kaderimize razı olacağız. 

Yayınlandığı yer MUHALİF KÖŞE
Cuma, 22 Nisan 2016 21:06

İKİ YÜZLÜLÜĞÜN RESMİ

Hiç bir assubay, TEMAD’ın tüzel kişiliğine saygısızlık etmez! Çünkü, TEMAD emekli assubayların temsilcisidir.

Bay Ahmet KESER’den önceki yönetimin temsil misyonunun yeterli olmaması nedeniyle, iletişim çağının nimetlerinden yararlanan assubaylar  yıllardır ön yargılarla oluşun haksızlıkları, hukuksuzlukları kamuoyu ve ilgililere duyurmak adına örgütlenerek, bu sitenin koordinasyonunda çok yararlı hizmetlerinin yanısıra, bizleri temsil edecek yeni bir yönetimi belirleme çalışmaları içine girdiler.

Bizlere güven veren, ayakları yere basan ANKARA PLATFORMU’nun mücadelede yaşanan olumsuzluklardan dolayı adaylıktan ayrılmaları üzerine, Ahmet Keser ve ekibini umut görerek seçilmelerine destek verdik.

Yönetime talip olan Ahmet KESER, TEMAD tüzüğündeki en önemli amaçlardan olan;

Dernek üyelerinin sorunlarının çözümü için gereken yasal ve idari girişimlerde bulunur

maddesine ek olarak;

Birinci önceliğimiz; yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

Bu ahlaksızca hakaretlerinin hesabını artık yargı önünde verecekler.

tarzında onlarca reform niteliğinde vaatlerde bulundular. Peki gerçekleştirdiler mi? Elbette gerçekleştiremediler!

Assubaylar olarak, bu yönetime tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini verdik. Bu yönetimin kişisel hesaplarla mücadelede başarı sağlamaması üzerine yaptığımız önerilerden, eleştirilerden ders almak yerine, yönetim destekli riyakar takımı ile eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunuyorlar. Elbette bunları adamdan sayıp muhatap almıyoruz!

Bu güruh, bizlerin okuma ve yanıt hakkını engelleyip destek vermeyenlere sistematik bir şekilde saldırıyorlar!

Bunların başı olan 'TEMAD yönetiminde olması büyük bir şansızlık olan' Sami Boşkaya denilen kişi yazdığı bir yazıda “sosyal medyada özellikle başını Ersen Gürpınar’ın çektiği bir kısım kişiler tamamen show’a dönük kişisel çıkar amaçlı yapmaya çalıştıkları saçma sapan kampanya ve eylemlerinin Temad kurumsal yapısı ile hiç bir alakası yoktur. Bu tip kampanyaları sık sık düzenleyen Ersen Gürpınar'ın tek amacı reklam kampanyasından pay kapmaktır. TEMAD’a olan husumeti yaptığı kampanyalara malzeme olmadığımızdandır” buyurmuşlar!

Ah be assubay nosyonundan mahrum tosunum, sen bir kapıdan bir kapıya menfaat için koşarken, TEMAD ve mücadele adını telaffuz edemezken hiç bir kişisel çıkarı olmayan assubay sevdalıları tüzel kişilikleri, aidat, gayrimenkul ve hazine yardımı gelirleri, sekreterleri, makam araçları, binası olmadan çocuklarının, torunlarının harçlıkları ile mücadelede bir çok taşın yerinden oynamasını sağladılar.

17-EKIM-2009

Yukarıdaki resme iyi bakın. Bu resim, bizlerin koordine ettiği cumhuriyet tarihinde ilk kez bir cesur yürek arkadaşımızın, haksızlıklarımızı protesto etmek için MERZİFON-ANKARA yürüyüşünün sona erdiği Ankara Anıtpark'ta benim yaptığım basın açıklamasına katılanların resmidir.

  • Madem ben mücadeleye destek değil de kişisel hesap peşinde koşuyordum, Bay Ahmet Keser orada ne arıyordu?
  • Bu sitenin yaptığı birçok mail kampanyasından en önemlisi olanını sahiplenip "17 bin mektupla Genelkurmay'da ses getirdik" açıklamasını neden yaptı?
  • Kişisel gayretlerle bir çok ulusal gazetede günler ve haftalarca süren yazı dizilerimiz, Assubaya hakaret edenler için açtığımız davalar,mail kampanyaları bize ne gibi bir kişisel çıkar sağladı?

Kaldı ki, bunlar bizim görevimiz değildi. Bunları fedakar arkadaşlarımızın kendilerine ve mesleklerine saygısının gereği yapıldığını mücadeleye destek için gönderdiğimiz paralar ile ziyafet sofralarında, 5 yıldızlı otellerde ağırlanan satılık kalemler, görevden tanıdığımız yalaka takımı anlayamaz!

Yapılan her çalışma bu mücadeleye bir katkıdır. Bırakın ona buna laf yetiştirip aciziyetinizi gizlemeye çalışmayı, bu çalışmaları siz yapın, elinizi kolunuzu bağlayan mı var? Merak etmeyin bizler assubay adının geçtiği her konuya müdahil olur, her çalışmayı destekleriz.

Sizler, görevinizi yapmadığınız için bizler o boşluğu dolduruyoruz.

Genelkurmay nizamiyesinden giremeyen, Başbakanlık tarafından muhatap alınmayanların yapacakları bir şey yoktur!

Başbakan ve Genelkurmay Başkanı tarafından vaatler açıklandığında "40 yılda bir ele geçen fırsatı kaçırmayalım. Muhataplarınızla görüşün süprizler yaşamayalım, siz görüşemiyorsanız şubelerden bir heyet oluşturulsun" teklifimizi her zamanki gibi umursamadan 'nasılsa torbada keklik' diyerek; Genelkurmayı rol ve başarıyı çalmakla suçlayıp "Genelkurmayı devre dışı bıraktık, siyasi otorite ile hallediyoruz" açıklamaları ile şubelere emeğin olmadığı başarıyı sahiplenerek koştunuz.

Peki sonuç ne oldu? Hani halletmiştiniz? Hâlâ neyin karşılığı bu yalakalığı yapıyorsunuz? Sizde hiç vicdan yok mu?

Bu inadın, bu kibirin, bu aymazlığın sürmesinin bedelini assubaylar ödüyor!

İntibaklar, adaletsiz başlangıç dereceleri ile yapıldı. 3'üncü derecedeki ve yüksek okul bitirip 2'nci derecede bulunanlar mağdur edildi. Tazminatlardan haber yok. Ortalıkta bilgi kirliliği yaşanıyor. Ağa babanız ve TEMAD nerede? Neden açıklama yapılmıyor?

Tabii, patronunuz bay Ahmet KESER’in assubay sorunu çözme gibi bir derdi, gayreti yok. O, dağ başındaki tarlanın yüz misli fiatla assubaylara pazarlanıp alıncak komisyonla ve hayali şirketlerle gündem değiştirmeye çalışıyor!

Algıcı, çalgıcı, nemacı yalakalar, satılık kalemler nema peşinde olduğu için bunları eleştirmeye yüreği yetmeyince, assubay sevdalılarının takdir edilecek gayretlerini hakaretlerle, iftiralarla gündem değiştirip kişisel hesapları başarısızlıkları, aymazlıkları gizlemeyi amaçlıyorlar!

Sahi siz aynaya bakabiliyor musunuz? diyeceğim ama yüzü olmayan aynaya baksa ne olur, bakmasa ne olur!...

BU ZİHNİYETİNİZ DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BUNUN VEBALİNİ VE AYIBINI YAŞAYACAKSINIZ.

Mücadeleyi kişisel hesaplardan uzak amaç edinmiş assubay sevdalılarına minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.

3-fotograf-fark

Yayınlandığı yer KARDELEN

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Her zaman belirttiğimiz gibi ”assubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramaz“. Peki bu gerçeğe  ve taleplerimizin de sadece adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdan ibaret olmasına rağmen neden ön yargılarla ve özellikle kendi kurumumuz tarafından sosyal,ekonomik ve insani haksızlıklara uğratılıyoruz? Tek nedeni var; Gücümüzün farkında değiliz ve birlik olamıyoruz.

Görevde iken tanıdığımız içimizdeki bir avuç ahlak yoksunu küçük menfaat sahipleri ile bizleri aynı kefeye koymak istediklerini acı tecrübelerle öğrendik ve ne yazık ki bir yere yaslanmadan ayakta duramayan, kişisel hesapları olan bu kişiler küçük çıkarları uğruna umutlarımıza birliğimize dinamit atarak aynı tavrı emekli olunca da devam ettiriyorlar. TEMAD önderliğindeki mücadelemizde başarısızlığımızın tek nedeni budur... 

Mücadelemizde bir milat olan 1971-1975 olaylarında günün antidemokratik ortamı yüzünden mücadele azmimizi devam ettiremedik, o fedakar meslektaşlarımıza sahip olamadık. Buna bir de sicil, tayin, ceza baskısı eklenince mücadele ateşimiz ne yazık ki küllenmek zorunda kaldı.

İletişim çağının internet'in  nimetlerinden yararlanarak bir araya gelen assubay sevdalısı arkadaşlarımızla yaptığımız “Emeğinin, alın terinin, akıttığı kanın karşılığında sadece adalet isteyen çocuklarına aydınlık yarınlar bırakmayı ve insanca yaşamayı isteyen meslektaşım,  haksızlıklara tepkisizlik yeni haksızlıklara davetiyedir, derneğimiz TEMAD önderliğinde bizler için onur olan mücadeleye desteğinizi bekliyoruz“ çağrılarımız yanıt buldu.

Bu fedakar arkadaşlarımızın katkıları ile Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak SABAH gazetesine haksızlıklarınızı dile getiren ilan verdik. Bir çok yazı dizisi ve davamıza inandırdığımız yazarların (Özellikle Sn. Umur TALU) desteği adaletsizlikleri dile getiren yazıların yayınlanmasını sağladık. Meslektaşımız Sn.Tuncer Küçük'ün MERZİFON-ANKARA arasında gerçekleştirdiği haksızlıkları protesto yürüyüşünü sağladık. Mail kampanyaları ile haklı taleplerimizi ilgililere ilettik. Bunlar ve diğer çalışmalarımız sunucu oluşan coşku ile çığ gibi büyüdük. Derecemizden, kadememizden habersiz olan genel merkez yönetiminin değişmesi için bu sitenin önderliğinde kurulan TEKYÜREK grubu ile YENİ OLUŞUM grubunun temellerini atıp Sn.Keser ve ekibinin göreve gelmesine katkılar sağladık.

Tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alan bu yönetim, önce yola çıktıkları idealistleri yolda buldukları menfaatperestlerle değişerek 11 kişilik yönetim kurulundan 8 kişinin istifası ile bizleri ilk hayal kırıklığına uğrattı. Bu arkadaşlarımız kendilerini, istifa gerekçelerini tam olarak anlatamadıkları ve alternatif bir yönetim oluşmadığı için Sn.Keser yeniden genel başkan seçildi. Bir işareti ile binler bölge toplantılarında, onbinler Ankara'da toplandık;  hamasi nutuklar, verilen  sözlerle tavan yapan umutlarımız 2014 seçimini tekrar kazanmanın güven ve  kibiri ile göreve yeniden seçilen Sn.Keser’in kişisel hesapları ile hayal kırıklığına dönüştü!

Göreve seçilmek için;

-Önceliğimiz özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.

-TEMAD; İl, İlçe Başkanlıkları ve üyelerinin de katılımını sağlayacak demokratik bir yönetim anlayışıyla yeniden yapılandırılacaktır."

gibi vaatlerini, tüzükteki görevlerini unutan sayın genel başkan hangi amaca hizmet ettiyse Genelkurmay ile bizlerin hiç bir yarasına merhem olmayan maksadı aşan eleştirilerle diyaloğu sonladırdı. Orduevi yasağı ile ilişkiler tamamen bitirildi. Buna rağmen bu siteden verdiğimiz, şu an çevresindeki nemacıların katılmadığı toplum desteğinden kuvvet alarak hatalarını tamir etmek yerine ne yazık ki kişisel hesaplarla yanlış üstüne yanlış yaparak ve  “Ben sizden sorun çözmek için yetki almadım” açıklaması ile umutlarımızın tamamen kaybolmasına neden oldu.

Haksızlıklar karşısında susmanın yeni haksızlıklara davetiye çıkaracağı bilinci ile mücadelemizde yaşanan bu umutsuzluk ve kaos ortamına sessiz kalamazdık. Bir tek satırında hakaret olmayan yapıcı eleştirilerimize tahammül edemeyen ve başarısızlıkları olumsuzlukları gizleyip gündem değiştirmeyi amaçlayan, bu nedenle eleştirenlere hakaret ve iftiralarda bulunan haysiyet yoksunları konusunda meslektaşlarımızın duygularına tercüman olarak Sn. Ahmet KESER’e (http://www.emekliassubaylar.org/component/k2/item/1034-temad-genel-baskanligina-cagri) uyarıda bulunduk. Bu kişilerin düşük profilli, seviyesiz davranışlarının mücadeleye ve TEMAD’a zarar verdiğini, gereğinin yapılmasını rica ettik. Uyarılarımızı dikkate almak bir yana, Sn.Keser tarafından korunup ödüllendirilen, mücadeleden nemalananlar sistematik bir şekilde meslektaşlarına, genelkurmaya, OYAK yöneticilerine, YAŞ üyelerine hakaretleri hız kesmeden devam etti.
Genelkurmay'ı elbette eleştireceğiz, ancak hiç kimse düşüncesini hakaret ederek karşısındakine kabul ettiremez. Bu haysiyet yoksunlarının iddia ettiklerinin aksine, Genelkurmay diz çökmedi! Bu aymazlığın faturasını görevdeki meslektaşlarımızın geleceğini pamuk ipliğine bağlayan Askeri Disiplin Yasası, Kadrosu assubay olan komutanlıklar ve şube başkanlıklarının subay yapılması, bizler için umut olan personel yasa taslağının askıya alınması gibi olumsuzluklarla ödemek zorunda bırakıldık!

YAŞ üyelerine hakaretten yargılanan Gn. Başkan yardımcısı Sami Başkaya ve hakareti şiar edinen tayfası, hakaretten sabıkalı ısmarlama yazı yazan sözde yazar bu aymazlıkları eleştirenlere hakaretlerle "çamur at, izi kalsın" düşüncesi ile mesnetsiz  iftiralarda bulunmaktadırlar.

Son olarak bu mücadelede önemli bir misyon üstlenen, görevde iken mücadele katkıları nedeniyle çileler çeken,  sitemiz yönetimi üyesi ve yazarı Sn. Ersen Gürpınar’ı 1975 olaylarında Rize Askerlik Şubesi'nde tek assubay olarak görev yapmasına rağmen meslektaşlarını ihbar etmekle suçlayacak kadar basitleştiler. Yetmedi, TEMAD’ın Facebook resmi sayfasında ve kendi sayfalarında, tüm televizyonlarda, hepimizin facebook sayfasında, internet siteleri ve gazetelerinde irade dışı Gooole tarafından yayınlanan reklamlarda HDP reklamını (montaj da olabilir) bahane ederek aklın, mantığın, vicdanın, ahlakın kabul etmeyeceği bir şekilde site yönetimini değil, sadece yıpratmayı, bezdirmeyi amaçladıkları Ersen Gürpınar'a PKK sempatizanı suçlamasında bulundular!

Sn.Gürpınar’ın vatanseverlik duygularını sorgulamak kimsenin haddi olamaz. Üstelik TEMAD yönetiminin seçimler dolayısıyla sesimizi duyurması gerekirken bu boşluğu dolduran, sitede SİYASİ PARTİLERE DEKLARASYON kampanyasında HDP'nin yasal ve mecliste grubu bulunan bir parti olmasına rağmen teröre destek verdiği inancı ile mail kampanyasına bu partiyi dahil etmeyerek gösterdiğimiz hassasiyetimizi tüm assubay kamuoyu bilmektedir.

Her konuda ahkam kesip maydonoz olanlar, TEMAD'ın normal gelirleri dışında çocuklarımızın, torunlarımızın harçlıklarından keserek mücadeleye destek için gönderdiğimiz milyonlarca lira maddi desteğin, hazineden tanıtım için alınan yüzbinlerce liranın nereye harcandığı konusunda assubay kamu vicdanında oluşan endişeleri, başarısızlıkları, aymazlıkları sorgulamaya cesaret edemeyenlerin, yıllarca site giderlerini cebinden ödeyen yönetimin harcamalara katkı için aldığı google reklamlarından ayda ortalama 100 (yüz) lira cüzi reklam gelirini sorgulamaya hakları ve hadleri olamaz! Kaldı ki bu gelirde assubayların tek kuruş katkısı olmamasına rağmen meslektaşlarımıza saygımızın gereği bu harcamaları kuruşu, kuruşuna site mesaj panosunda her yıl sonu yayınlıyoruz. Kimse bulanık suda balık avlamaya, ahlaksızlığa tevessül etmesin. Bu açıklamaları meslektaşlarımıza saygımızın gereği yapıyoruz. Yoksa hakareti şiar edinen bu kişileri muhatap almayı, onların seviyesine inip onlara hak ettikleri yanıtı vermeyi bile zul addediyoruz!

Sn.Gürpınar’ın girişimleri ile kurulan bu sitede, adını duyuran delege ve yönetimlere seçilenlerin bir kısmının bu ahlaksız saldırıya sessiz kalmalarına "herkes kişiliğinin gereğini yapar" diyerek sadece üzüldük; ancak sudan bahanelerle fikren uyuşamadıklarını, muhalif kabul ettikleri kişileri ihraç eden, şube kapatan genel merkezin umutlarımızı, birliğimizi dinamitleyen bu kişiler için   sessiz kalmasını kabul etmek mümkün değildir.

Sn.Keser, bu kişilere ne borçlusunuz, neyi amaçlıyorsunuz? Anlamak mümkün değil! Amacınız kendine ve mesleğine saygısı gereği sorgulayan, eleştiren assubay sevdalılarını susturmak ise bu gayretiniz beyhudedir. Her hakaret, yapana ve destekleyenlere bumerag gibi geri dönüyor. Ayağınıza sıkılan kurşunun farkında değilsiniz. Sizin için fazla üzüldüğümüz söylenemez de, şahsınızda TEMAD kan kaybediyor! Bir kez daha hatırlatıyoruz; delege sizi kral olarak seçmedi. Verdiğiniz vaatleri ve tüzükteki görevleri yerine getirmeniz için bir STK örgütüne başkan seçti. Bunca maddi ve manevi desteğe rağmen toplumun önüne koyacağınız bir tek başarınız yok. Bugün sitelerinde, sayfalarında övgüler dizen, algı operasyonları yapan bu riyakar takımı ile lokal işletip para kazanmayı, assubay adından siyasi ve ticari çıkar sağlamayı amaçlamış olabilecek bir kısım yöneticilerin  alkışları ve kurucuları dahil toplam 120 kişiden oluşan KAMU-DER adlı dernek tarafından 'kişisel dostluklar nedeniyle' yılın derneği seçilmenizle kendinizi tatmin edebilirsiniz, ama yarın görev süreniz bitince sizi önce bunlar terk edecekler. İnanın adınız bile anılmayacak...

Tanınmanıza, seçilmenize büyük katkılar sağlayan, mücadele fırtınaları estiren, sosyal medyayı lütfedip muhatap almayabilirsiniz. Şubelerinize sorun, umuttan, birlik ve beraberlikten bahseden var mı? 

Yüzbinlerce kişinin vebalini yüklendiniz. Daha fazla toplumun nefretini, lanetini üzerinizde taşımayın. Hatalardan ders alarak, görev süreniz bitmeden kendilerine yeni bir efendi bulacak olan bu haysiyet yoksunlarını etrafınızdan temizlemeye başlayarak yeni bir başlangıç yapın. Ya da istifa edin.

Meslektaşlarımıza sevgi ve saygılar sunuyoruz.  

SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ

Yayınlandığı yer EMEKLI ASSUBAYLAR
Salı, 21 Nisan 2015 22:37

ASRIN ASSUBAY DAVASIYMIŞ (!)

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Nacizane, kendime ve mesleğime saygımın gereği, 40 yıldır bizlere ön yargılarla yapılan haksızlıklara karşı yürütülen mücadeleye, sizler gibi katkı sunmaya çalışıyorum. Hepimiz onur mücadelemizde adaletsizlikleri, ön yargıyı, vicdansızlığı dile getirirken kişileri değil sistemi muhatap alıyoruz ve hiç bir yazımız, eleştirimiz hakaret içermiyor. Farklı bir üslupla zaten mücadelenizde başarılı olamazsınız.

Mücadele tarihinin hiçbir döneminde bu kadar umutsuz olmadım, olmadık! Oysa Sn.Ahmet Keser yönetiminden mucize değil, bizleri sağduyu ve kararlılıkla temsil etmesini istiyorduk. Assubayların derecesinden, kademesinden haberdar olmayan, mücadele gönüllülerinden şikayet eden korgenerale "onlar bizden değildir" diyen bir yönetimden kurtulduğumuz için adeta bayram yapmıştık. Ben de 'nacizane' yönetime kayıtsız şartsız desteğimi açıkladığım YENİ BİR UMUT YENİ BİR BAŞLANGIÇ  yazımda bunu belirtmiştim.

Tarih, ondan ders almasını bilmeyenler için tekerrür edermiş. Ne yazık ki, tarihinin en büyük maddi ve manevi desteğini alarak "UMUT!" olan Sn.Keser, önce kendi dava arkadaşlarını terk etti sonra da kişisel hesaplarla bizleri hayal kırıklığına uğrattı! Temsilcimiz gibi değil, patron ve emekliler komutanı havaları ile TEMAD gemisini rotadan çıkarıp karaya oturttu! Ne yazık ki düzeltmek için hiç bir gayret gösterilmiyor...

Hatadan dönmenin fazilet olduğunu hatırlatan öneren, eleştiren yazılarımıza tahammül edemeyen bu yönetim, sırtını sıvazladığı, ödüllendirdiği, bizlerin mücadele için gönderdiği paralarla 5 yıldızlı otellerde ağırlanan Sami Başkaya denilen ahlaksız müfteri ve ekibi ile gündem değiştirmek, başarısızlıkların sorgulanmasını engellemek adına mücadele gönüllülerine (yazmaktan utanç duyacağım sizlerin de okuduğunuzu düşündüğüm yazılarla) hakaretlerle saldırdılar. Bunun acı sonuçlarını hep birlikte üzüntü içinde izliyoruz. Toplumun mücadele umudu ve birbirimize tahammülümüz kayboldu!

Sn.Ahmet KESER’in çıktığı TV proğramlarında Assubayların ön yargılarla sosyal, ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldığını, örneğin; bir üniforması kefen olan, yüksek okul mezunu assubayların büro memuru statüsünde göreve başlatılıp, emeklilerin ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş aldığını kamuoyu ve ilgililer duymadı ama, bizim hiç bir yaramıza merhem olmayan, TSK yıpratmayı amaçlayanları mutlu eden "GÜZİN PAŞA", "ŞEZLONG ALBAYI", "REZERVE PAŞA", "GENELKURMAY LAĞV EDİLMELİDİR"  tarzı maksadı aşan eleştirilerde bulundu. Bunun sonucu oluşan tepki ortamında çaresiz kalan meslektaşlarımızın EYLEM çağrılarına Sami Başkaya “Ne eylemi geri zekalılar? Islanmak istiyorsanız banyoya, gaz istiyorsanız mutfağa gidin” diyebildi! Bu kişi orduevi yasağına en büyük tepkiyi verip dava açmama rağmen bana da “Mangalcı başı Ersen efendi, orduevi yasağına sessiz kalıp paşasının kucağında af bekliyor, lavuk” sözleri ile gündemi değiştirmeyi amaçladı! Mücadeleye en büyük zararı veren görevde iken tanıdığımız malum kişileri  adamdan saymam. Tek üzüntüm; uyarılarımıza rağmen bu aymazlıkların Sn.Keser tarafından teşvik edilip, ödüllendirilmesidir...

Tüm bu gelişmeleri bulundukları makamı, faydalandıkları nemayı düşünerek sessizlik içinde, hatta bazıları alkışlayarak izleyenler yeni aymazlıklara davetiye çıkardılar! Bundan cesaret alan yeni kişisel ego ve ikbal peşinde koşanlar terbesizce meslektaşlarına “bu itlerin ulumasından zevk alıyorum” - “etek diktim bunlara giydireceğim” tarzında hakaret etmeyi marifet saydılar. Bizler bu kişilere karşı avukat tutup dava açma lüksüne sahip değiliz. Bunları kamuoyu vicdanına ve Allah’a havale ettik.

Allah'ın sopası yok.Kıbrıs'ta aciziyet göstererek albay tarafından darp edilen assubay olayına hepimiz üzülüp tepki gösterdik. Site yönetimi ve dava edilen bir meslektaşımız bu yüzden anılan albayın açtığı davalarla uğraştık pes etmedik, ama hakaret de etmedik. Bu olayda hepimizin tepkisini çeken albayın general olması üzerine hakareti şiar edinen,  hakaretleri karşılığında ödüllendirilen bu sahte kahraman Başkaya, Sefer Görev emrini kabul etmiyorum yırtıp genelkurmaya fırlatacağım densizliğinden sonra  bu kez hakaret çıtasını yükselterek "YAŞ ÜYELERİNİN MEZARINA TÜKÜRECEĞİM" diye başladığı Facebook'taki sayfasındaki yazısında, meslektaşlarına hakarettin yanı sıra,  özetle “Cumhuriyet tarihinin en yalaka iktidarı ve generalleri bunlardır… Cumhurbaşkanının karşısında iki büklüm sekiz kat olan yalakalar bu generaller değil midir?, Türk Silahlı Kuvvetlerini KOMA’ya kendini ZONA’ya sokan Necdet paşa senin Allah’ın, toplu iğne kadar vicdanın var mı? Sen hakaret ve aşağılanmaya müstehakmışın” tarzında yazınca YAŞ üyeleri tarafından dava edildi. Ne kadar haklı olursanız olun muhatabınıza düşüncenizi haklılığınızı hakaretle anlatamazsınız gerçeğinden bi haber yalaka yalakası kişiler, bu sahte kahramana övgüler dizdiler. "Yazısına imza atarız" diyerek aymazlıklara davetiye çıkarıp, biat kültürü ile yanlışı alkışladılar.

Söyler misiniz; bu hakaretler, bu maksadı aşan eleştiriler bize kazanç mı, yoksa görevdeki arkadaşlarımıza baskı, bizlerin de haklarımızla ilgili çalışmaların askıya alınmasını mı sağlamaktadır? Bunu özellikle küçük hesaplar için amigoluk yapıp, biat edenlere sormak istiyorum.

Bu kişi ile ilgili, YAŞ üyeleri hakaret ve tazminat davası açtıklarını, ilk duruşmanın 3 Nisan 2015 günü Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılacağını aşağıdaki ve benzeri yazılarla “Bu dava Cumhuriyet tarihinin en önemli davasıdır. Başbakan, Gn. Kur. Başkanı, MSB, Kuvvet Komutanları ve bir çok general E. Astsubay, Yazar Sami Başkaya hakkında dava açmışlardır. Basın-yayın, barolar, STK olayı yakından takip etmektedirler. TEMAD Hukuk Kurulu Başkanı Av.Erkan Akkuş, Av.Meral AKKUŞ Sayın Sami Başkaya’nın savunmasını üstlenmişlerdir. Sn. Başkaya yalnız değildir. Yalnız da bırakılmayacaktır. Aslında bu dava astsubay mücadelesine baş koymuş tüm emekli assubaylara açılmıştır. Emekli assubayların bu davalara sahip çıkması onurdur” diye konu ASRIN ASTSUBAY DAVASI olarak lanse edildi!..

Peki duruşmada bu sahte mücadele kahramanı ne yaptı? BİNGO Sadakoğlu'nun diktiği eteklerden birini giyip “Sn. Hakim, ben böyle bir yazı yazmadım, hesabım ele geçirilmiş olabilir“ diye kıvırdı! Nerede kaldı erkekliğin, yiğitliğin Sami Efendi? İnsan yazdığı yazının arkasında durur. Madem yazıyı sen yazmadın, neden kalkıp "bunu ben yazmadım" diye ertesi gün açıklama yapmadın? Böylece assubaylara duyulan tepkiyi de önlerdin. Duruşma 21 Ekim 2015 gibi uzak bir tarihe ertenmiş, muhtemelen facebook’tan IP numarası, bu numaranın kime ait olduğu araştırılacaktır. Çifte avukatın da yapacak pek fazla bir şeyi yok. Bu topluma verdiğin zararın üstüne bir de TEMAD, verilecek maddi tazminatı, 'hesabını vermediği!' mücadele adına gönderilen paralardan  öderse, tüm mazlum assubayların eli yönetimin yakasında olacaktır.

Mücadele uzun solukludur ve mücadele hakaretle, kişisel hesaplarla, ego tatminleri ile yapılmaz. "Bu kafa ile gidersen askere, zor alırsın tezkere" dedikleri gibi TEMAD Gn. Mrk. Yönetimi kendi öz eleştirisini yapmaz, toplumu yeniden kucaklamaz,yeni katılımcı üyesine teşkilatlarına saygılı bir mücadele statejisi belirlemez  ise kaybeden assubaylar, kazanan mücadeleden nemalananlar olur. Kimseyi yönetime zorla seçmiyorlar. Seçilirken gösterdiğiniz gayreti haklarımızın alınmasında öz veri, akıl ve kararlılıkla yürütmelisiniz. Aksi halde sizi oraya zorla seçmediğimiz gibi zorla da tutmuyoruz.

Meslektaşlarıma huzur ve adalet dolu günler diliyorum... Saygılarımla. 

Yayınlandığı yer KARDELEN
Pazartesi, 18 Ağustos 2014 22:18

TEMAD GENEL BAŞKANLIĞINA ÇAĞRI

Derneğimiz üyesi ve Ankara Delegesi olan Sami Başkaya’nın aşağıdaki Facebook sosyal medya paylaşımını esefle okuduk

Bizler zaman zaman yorum, mesaj  yazarak davamıza katkı sağlamaya çalışırken, zaman zaman da eleştirel tavır takınabiliriz. Bu tavrımız hiçbir zaman edep sınırlarını aşmamıştır. Ancak Prangalı Düşler kitabının yazarının bu düzeyde bir yazı yazması, bizlerde kitap yazmış bir kişinin seviyesi açısından derin bir düş kırıklığı yaşatmıştır. Ancak konu bu kadarla sınırlı değildir. Şahıs yazısının belirli bölümlerinde TEMAD üyelerine hakaret ederken, belirli bir kısmında ise maalesef sinirlerine yenik düşerek Genelkurmay Başkanlığının manevi şahsiyetine zarar vermektedir. Bir emekli Assubayın Sefer Görev Emrini Genelkurmay Başkanlığının kapısına koyması ve reddetmesi kanuni bir suçtur. Çünkü hiç kimse kanunlardan üstün değildir. Sefer Görev Emrini reddetmek “vicdani red” kavramına denk düşmektedir.  Vicdani red tartışılabilir. Ancak şu an için suç teşkil etmektedir. Devletin kurumuna “Kıytırık” sıfatı yakıştırması da bunca yıl ekmeğini yediği kuruma olan saygısının seviyesini göstermektedir. Oysa ki kendisine orduevi yasağı uygulanmasına gösterilecek doğru tepki ve mücadele yöntemi bu değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerine, kendi içinden çıkmış bir personelin böylesi cümleler kurması ve TCK. 318 kapsamına girecek ifadelerde bulunması hem kendi adına hem de yazısında biz diyerek kendisini özdeşleştirdiği TEMAD Yönetimi adına üzücüdür...

Bu şahsın, Genel Merkezle Şubeler arasındaki özel yazışmalar, mesajlaşmalar ve görüşmeler dahil olmak üzere bir çok bilgiye vakıf olması ve bunları yazılarında paylaşması nedeniyle Genel Merkez Yönetiminin bilgisi ve yönlendirmesi ile bu tür yazıları yazdığı algısı oluşmakta ve yaygın şekilde dile getirilmektedir.

Örneğin, İstanbul Şubesi ile girdiği tartışmada, İstanbul Şube Başkanının her iki telefonunun Genel Merkez tarafından arandığını ulaşılamayınca mesaj bırakıldığını iddia edebilmektedir.

Yine, onay bekleyen Tüzük hakkında hiçbir şube hâttâ tüzük komisyonu üyeleri bile haberdar değilken tüm safahatı yine bu malum şahıs ilan edebilmektedir.

Bu şahsın belirli isimler üzerine yüklenerek, küçük düşürme amaçlı kellime oyunları yapması belki bir kıvrak zekâ ürünü gibi gözükse de maalesef çok yanlış adreslerdir. Nitekim emekliassubaylar.org sitesi yöneticilerinden Sayın Ersen Gürpınar’ın ve diğer adı geçenlerin kişiliğine bu şekilde saldırılması şık durmamıştır. Aynı zamanda yazarımız olan Sayın Adilhan beye “Hadilan” ismi takması bile TEMAD kültürünün düzeyi açısından acı bir örnektir. TEMAD’ın bu tarihi hatayı affetmeyeceğine inanıyoruz...

TEMAD yönetimine uygulanan Orduevi yasaklarına ilk tepki sitemizde yapılan mail kampanyası ile genelkurmay ve kuvvet komutanlıklarına iletilmiş buna katkı sağlamayan bu kişi ve yandaşları hepimizce mücadeleye katkıları ile tanıdığımız Sn.Ersen Gürpınar orduevi yasağına tepkisi sitemizde yayınladığı yazısında ortaya konulmuşken orduevi yasağına karşı dava açmamakla suçlanmış tamamen ahlak dışı ifadelerin kullanıldığı yazıda Sn.Gürpınar ve diğer meslekdaşlarımızla ilgili olarak sağduyulu herkesin esefle değerlendireceği gibi ; 

-Ayrıca ateş yakan mangalcı başı Ersen Efendi,
-MSB' na sonuna kadar yanındayım diyen bu şöhreti kendinden menkul dalkavuk,
-Üç tane yavşak yalakanın
-Yani azıcık adam olmak lazım. Bu özellikler de bu ŞEKER OĞLAN‘da yok.
-Bilmiyor ki, onun güttüğü koyun kadar bizim öptüğümüz çoban var.
-Sn. Ahmet KESER'i eleştiren lavuk, kucağında oturduğu paşasının verdiği yasaktan dolayı dava açamıyor

Şeklindeki ifadeler, Genel Merkez Delegesi olan ve kendince Genel Merkez Sözcüsü gibi davranan birisine ne derece yakışmaktadır?

Söz konusu şahsın üslubuna ilişkin bu tür yaklaşımlar TEMAD’ın tüzüğünde kesin olarak yasaklanmıştır. Ayrıca üyeler arasında da infiale yol açmaktadır. Emekliassubaylar.org sitesi sekiz yıllık yayın hayatında her zaman Assubaylık onurunu ön planda tutarak tarafsızlık ilkesi ile TEMAD ve mücadeleye destek misyonunu üstlendiği  bireylerin daha düzeyli ve medeni ortamlarda bir araya gelip fikir paylaştığı, zaman zaman tartışabildiği bir assubay mücadele platformudur. Üye ve meslektaşlarının desteği ile  birçok ilke imza atmış mücadelemizin bu günkü seviyesine gelmesine katkılar sağlamıştır. Özel olarak hiçbir şeye karşı şartsız muhalefet etmek gibi bir ön yargı içinde olmamıştır. Davası assubayların davasıdır. Sevinci assubayların sevincidir.

Maalesef aşağıda orjinalini paylaştığımız bu yazı çok karalayıcı ve inciticidir. TEMAD Disiplin Komisyonunu yukarıda bahsettiğimiz gerekçelerle toplanıp, “TEMAD Tüzüğünün 12. Maddesinde bahsedilen Üyelerin Yükümlülüklerinin üçüncü ve dördüncü maddelerine uymamak, Dernekten çıkma şartı gerektiren ikinci ve altıncı maddesi kapsamına girmek…” gerekçesiyle, adı geçen şahsın bir an önce TEMAD’dan uzaklaştırmasının sağlanmasını  aksi halde görevde iken tanıyıp hareketlerinden hicap duyduğumuz bu ve benzeri kişilerin mücadelemize  ve yönetime büyük zararlar vereceği hepimizin malumudur, bu nedenle gereğinin yapılmasının önemini saygılarımızla TEMAD Gn.Mrk.yönetimine ve meslektaşlarımızın bilgisine sunuyoruz...

                       SİTE VE ASSUBAY GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ


Aşağıdaki metin  Sami Başkaya tarafından kaleme alınmış ve Facebook’ta yayınlanmıştır.
TOZ DUMAN OLMADAN, SÜT LİMAN OLMAZ.

1. Bu yazıyı mutlaka okuyun. Olumlu / olumsuz fark etmez, yorumlarınızı da mutlaka yazın. Çünkü bu bir savaş ve her devir de olduğu gibi içimizdeki İRLANDA‘lılarlada mücadele etmek bir mecburiyet. Çünkü, maçı kazanmak için hakemi de yenmek zorundayız.

2. Ordu Evi yasaklarıyla ilgili bundan önce birkaç yazı yazdım. Genel Kurmay Başkanının belki şahsından kaynaklı değil ama çevresinin baskısıyla bizlere reva gördüğü KİŞİSEL ve tamamen keyfiyete dayanan yasaklarını sizlerle paylaştım.

3. Sn. Genel Başkan, Sn. Selçuk İÇER ve şahsıma verilen Ordu Evi yasağının Ordu Evleri yönetmelinğinde ki şartlardan kaynaklanmadığını, konunun tamamen yazıp çizdiklerimizden kaynaklı olduğunu ve bu adaletsizlik devam ettiği sürece de yazmaya devam edeceğimizi buradan duyurduk.

4. Dedik ki, biz Ordu Evlerine giriş yasağını ihlal edecek bir kusuru oralarda işlemedik. Bunu herkez biliyor. En başta da siz biliyorsunuz. Yani bizlere verilen yasağın gerekçesini, kargaların kıçıyla güleceği bir gerekçeye dayandırdınız. Bizleri TSK aleyhinde yazan, çizen propaganda yapan insanların arasına soktunuz. Soktunuz sokmasına da, kendinizle tezata düştünüz be paşam. Zaten gitmediğimiz kıytırık Ordu Evlerine yasak koydunuz da, peki, aynı şahıslara SEFER GÖREV EMRİ göndererek kışlalarınıza sokmak hangi aklın ürünü. Bak buradan söylüyorum. Ben artık senin gönderdiğin, göndereceğin hiçbir görevlendirmeyi kabul etmiyorum. Şimdi işim var ama dönüşte bir basın açıklamasıyla, SEFER GÖREV EMRİNİZİ kapınıza bırakacağım. Hadi engelleyin bakalım.

5. Tabi, biz bu egemen güçlerle mücadele ederken, onların içimizde ki uzantılarıyla da boğuşuyoruz. HADİLAN ŞANLI yazmış, diyor ki, biz bu Ordu Evi yasağını 1 ( BİR ) ay önceden haber aldık, Genel Başkan nasıl haber alamaz, demek ki onu dikkate almıyorlar. HADİLAN‘cığım, defalarca söyledik ama anlatamamıştık. Bizim sizin gibi içeriden haber alacağımız paşa babalarımız hiçbir zaman olmadı. Peki, bir ay önceden haber aldınız da neden yazmadınız ? Yol paralarını veren yalaka şeyhin haberi alır almaz ANKARA ‘ larda kimlerin kapısına dayandı ? Ayrıca ateş yakan mangalcı başı Ersen Efendi neden bu olayı gizledi ? Ve neden, MSB na belki yasağı kaldırabiliriz düşüncesiyle sonuna kadar sizinleyim dedi ? MSB na sonuna kadar yanındayım diyen bu şöhreti kendinden menkul dalkavuk, hala Genel Kurmay hakkında neden dava açmadı ? Açmıyor. ? Kimden korkuyor ?

6. Her olaydan kendine paye kapmaya çalışan sahte hacı fırıldak Bülent, yazmış, benim mezarımın yan yana gelemeyeceği adamlarla aynı kare de olduğumu söylüyor. TANDOĞAN Ordu Evinde yanımda, Sn. Sami İNAN ve Sn. Fikret PARLAK varken geldi. Sami ‘ ciğim biraz görüşebilirmiyiz diye izin istedi. Ben de hay hay Sn. Fırıldak diyerek onunla konuşmaya başladım. 10 ( on ) dakika sonra da Cavit KAYIKÇI geldi sohbete katıldı. Hep beraber yani üçümüz bir süre sohbet ettik. Orada Cavit KAYIKÇI ‘ ya beni öve öve bitiremedi. Ama gittiği yerden yazdı. Sami BAŞKAYA, Cavit KAYIKÇI ile bir buçuk saat ne görüştün diye. Namuslu bir adam bunu yapmaz dı. Bülent CİVAN bu camianın en kaypak, en dönek, en sahtekar adamıdır. Kuyruğuna yapıştığı KAYIKÇI ‘ dan yüz bulamayınca yanındayken dünyanın yedinci harikası diye bahsettiği adamı sattı. Bakın buradan söylüyorum. KAYIKÇI ile o güne kadar hiçbir yerde yolum kesişmedi. Ama yaptıklarını izledim. Açık oynadı. CİVAN gibi her gün ayrı ipe sarılmadı. Onun için CİVAN yalakası KAYIKÇI‘nın kılı kadar bile olamaz. Ayrıca KAYIKÇI‘nın 2009 yılından bu yana AKP nin kayıtlı üyesi olduğuna dair sağlam bir kaynaktan bilgi aldım. Bunu önümüzde ki günler de belgesiyle açılayacağım.”

7. Bir de son günlerde türeyen bir ŞEKER OĞLAN var. Sahipleri buna dediler ki, sen git, çamura yat, çime bat, ama ne olursa olsun delege ol. Bu yalaka da 08 Haziran tarihine yani, ANKARA delege seçimlerinin yapıldığı tarihe kadar, her sabah ÇANKAYA Şubesini ilk açan adam oldu. Orada Genel Merkeze yakın insanlar vasıtasıyla Genel Başkana yaklaştı. Ama olmadı. Hep söylüyorum. Bu davaya hizmet etmek için, delege veya yönetime girmeye gerek yok. Azıcık dava adamı ol yeter. Yani azıcık adam olmak lazım. Bu özellikler de bu ŞEKER OĞLAN ‘ da yok. Tabi, delege olamayınca yularını elinde tutanlara sadakatini göstermesi lazım. Onun için dikkat edin, yazmaya ne zaman başlamış ? Çok akıllı ya, sahte profil açmış kendi dalkavukluğunu yapıyor. Yazdığı her yazıya otomatik, yorum yapan üç tane yavşak yalakanın yazdıklarıyla sözüm ona yazar olmuş. Dünyadan bi haber, kendinden bi haber. Bilmiyor ki, onun güttüğü koyun kadar bizim öptüğümüz çoban var. ( Şeker oğlanın kim olduğunu anlamayanlar için yazıyorum. Sn. Mehmet KAYALI bu zat _ ı muhteremi şekerli oğlan diye övüyor, adı da Levent ULUCAN. Şeker oğlan yakıştırması şahsıma ait değildir. Ama sevdim bu adı. Her şeye rağmen meslektaşımızdır. Öpüldün ŞEKER OĞLAN )

8. Bir de son günler de Ordu Evi yasaklarını ötelemek isteyen yalaka yasaklının intibaklar ile yazdığı Sn. İsmail TURAN ' ın durumundan bile TEMAD ve Sn. Genel Başkana vurmak için malzeme oluşturanların yaptığı sahtekarlığa da kanmayın. Yazdıkları intibaklar ile bizim mücadelesini verdiğimiz konunun uzaktan yakından alakası yoktur.Daha elmada vitamin değilken bile yaşanan olaylardan Sn. Ahmet KESER 'i eleştiren lavuk, kucağında oturduğu paşasının verdiği yasaktan dolayı dava açamıyor. Ama yaza yaza bu davayı açtıracağız. Açmazlarsa onların adına biz açacağız. Selamlarımla..

Yayınlandığı yer EMEKLI ASSUBAYLAR
Pazar, 22 Temmuz 2012 16:24

PRANGALI DÜŞLER VE SAMİ BAŞKAYA..

prangali-dusler-sami-baskaya

Prangalı Düşler" bir kitabın, "Sami Başkaya" da bu kitabın yazarının adıdır. Sayın Başkaya ile şahsen tanışıklığım, yüz yüze konuşmuşluğum yoktur. Yazmış olduğu bu kitabı okuyuncaya kadar da ismine aşinalığım, internet ortamında bu kitabının imza günleri bildirimleriyle sınırlıydı, o kadar.

Günümüzde bu durum bir çok değer için söz konusu; kitaplar için de. Tüm değerler tüketim maddesi haline getirildi. Bir arkadaşımdan duymuştum; kitap yazma işinde, kitabın tüketim maddesi haline getirilme işi o kadar ileri götürülmüş ki, artık yazarlar içinden gelenleri değil,  yayınevinin ısmarladığı türde kitap yazabiliyorlarmış. Yani günümüz ortamında öyle istediğin konuda bir kitap yazmak ve bu kitabı  bastırmak öyle kolay bir iş değilmiş. Her şeyden önce bu kitabın yazarını bu yönden de kutlamak gerek. Neyse kısa keselim; bunları da bildiğim halde yine de, "Prangalı Düşler"  kitabını okuduktan sonra, böyle bir çalışmanın kişisel olarak  mutlaka desteklenmesi gerektiğine inanmama rağmen, konuyu bu  köşeye taşıyıp hakkında övücü şeyler yazmamı reklam olarak gören olur mu endişesiyle  az da olsa tereddüt ettim. Ancak mesleğimizle ilgili mücadelemizde "hattı mücadele değil sathı mücadele" yapılması ilkesine çok uygun düşmesi nedeniyle,  bu kitapla ilgili duygularımı, izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim. Aşağıda yazacaklarımı sizinle paylaştıktan ve hele hele bu kitabı bir şekilde edinip sizler de okuduktan  sonra umarım bu endişemin çok  yersiz olduğu konusunda bana hak verirsiniz.

Prangalı Düşler” kitabının yazarı Sami Başkaya, içimizden biri; yani o bir emekli astsubay. Meslektaşımız Sayın Başkaya bu kitabında tamamen kendini, içimizden biri olan Astsubay Sami Başkaya'yı anlatmış. Bu site mesleğimizle ilgili mücadeleyi kendine görev edinmiş bir site ise bu kitabında yer alan satırlarda  "Bu ülkede her meslek grubunun sorunlarını gündeme alan onlarca film yapıldı . Kapıcılar Kralı'yla oturduğumuz apartmanların kapıcılarına , Çöpçüler , Bekçiler Kralı'yla o insanlara, bir dağ köyünde eğitim veren öğretmene, müthiş operasyonlar yapan polislere ait filmler yapıldı. Namuslu muhasebeciler, namuslu hırsızlar, hatta çok izlenen bir dizi ile teröristi sempatik gösteren dizi yapıldı. Astsubayı işleyen, sempatik gösteren yapılmış bir tane olsun dizi veya film yok. Ama ne olursa olsun söz verdim; bir astsubay filmi yapmadan ölürsem 'kara toprak' beni kabul etmesin.","İşte o gün karar verdim astsubaylık için 'misyonerlik' yapmaya. Yaptım ama çok da uğraşıp didindim ama etkili olmadığımı hayatımın devamında hep gördüm." diye yazan bir kişiyi nasıl görmezden gelebilir çabalarını desteklemekten kaçınabilirsiniz ki?

Şu konuda, yeri geldikçe ben de aynı şeyleri söylemişimdir. Mesleğimizin tüm bıktırıcılığına rağmen, "Görev yaptığım yıllar içinde o gururu hep taşıdım. Bu gün maddi manevi ne kadar birikimim varsa hepsini o gün giydiğim elbiseye borçlu olduğumu da hiç bir gün unutmadım" satırları da Sayın Başkaya’nın bu kitapta bu konuda yazdıklarıdır.

Sayın meslektaşım Sami Başkaya peşin peşin "Hedefimde hiç birim kurum yoktur. Çünkü kurumlar saygındır. Fakat kurumların saygın olması içinde saygısız insanlar olmasına engel değildir. İşte hedefimdekiler o saygısız  ve duyarsız insanlardır."  dedikten sonra, sözü hep şikayet ettiğimiz insanların bizleri miğferle postal arasına sıkışmış kişiler olarak gördüğü konusuna getirip bakın nasıl haykırıyor.       

"Vallahi billahi biz de sizler gibi insanız!
Sizin gibi etten kemikten yapılmışız!
Duygularımız var, hissetmediğimiz.
Acılarımız var, ortak olmadığınız.
Başarılarımız var elimizden aldığınız.
Sevdalarımız var ölümüne yaşadığımız.
İsteklerimiz var duymadığınız.
Daha çok şey var anlamadığınız."

Kısaca bu kitap bize bizi anlatıyor. Sayın yazarın kitabında anlattığı başından geçen olayların hemen hepsi, benzerleri meslektaş olarak bizlerin de başından geçmiş olan olaylar. Son zamanlarda sorunlarımızı dile getirdiğimizde malum çevreler vicdansızca, “bu sorunları bilerek astsubay olmayı seçtiniz” diyorlar ya; işte buna cevap olarak, vakti zamanında benim zarf ve pul masrafının en az olması nedeniyle astsubay hazırlama okuluna başvurduğum gibi, kitabın yazarı meslektaşımız da, İstanbul’dan Tokat’a gitmek üzere yola çıkıp, direkt Tokat’a otobüs bileti bulamadığı için  Ankara aktarmalı yolculuk yapmak zorunda kalmış ve Ankara’da geçirdiği birkaç saat astsubay okuluna başvurmasına vesile olmuş.

Bütün kuvvetlerde, astsubaylık mesleğinin en büyük kaynağı olan ve ortaokul üzerine eğitim  veren astsubay hazırlama okulları tamamen kaldırılırken, subay yetiştirilmesinde harp okullarına kaynaklık eden  askeri liselerin ise  titizlikle korunduğu bu ülkede, Sayın Başkaya astsubay yetiştirme kaynakları konusundaki bu tutumun amaçlı olduğunu vurgulayarak,  şunları yazıyor;

Şimdi bu kadar farklı kaynaktan gelen, hem de hayatının en delikanlı çağında her hareketinin doğru olduğunu düşünen insanları hizmet yaparken bir araya getirmek belki mümkün ama düşünce bazında bir araya getirmek asla mümkün değildir. Bunu yaşarken gördük. Bence bu, bilinçli olarak planlanmış bir uygulamadır. Üstelik çok da başarılı olmuştur. Yani astsubayların bir araya gelmeleri çok ince bir düzenlemeyle önlenmiştir. Ne yazık ki astsubaylar bu ince planı uzun yıllar anlayamadıklarından, kaderleri birlikte olan meslektaşlarıyla bir araya gelememişlerdir. Zihniyet birliği çok önemli bir konudur. Bizler bunu anlayamadığımızdan en başından bir zihniyet çatışması girdabına girdik ve maalesef bu girdaptan bu gün bile tam manasıyla çıkmış değiliz. Bunun bedelini  hala ödüyoruz. Korkarım ki olanları anlayamadıkça ödemeye de devam edeceğiz.

Ayrımcılık ve art niyetin bu kadarla kalmadığını, örneğin kendi zamanındaki Kara Astsubay Hazırlama Okulu’nun bulunduğu şehrin de bilinçli olarak seçildiğini  kastederek şunları yazıyor;

1966 yılında hangi gerekçeyle yapılmıştır bilmiyorum ama, Kara Astsubay Hazırlama Okulu Çankırı’ya taşınmış. Şimdi Çankırılılar alınacak ama benim anlatmak istediğim başka bir şey . Adı üstünde 'kır' be kardeşim.Daha on dört on beş yaşında babalarının ellerinden tutarak, 'Eti senin kemiği benim' anlayışıyla teslim ettiği o pırıl pırıl gençler, sosyal olarak, sınırları içinde bir tiyatrosu bile olmayan  Çankırı'da hangi olayları görüp kendi hayatlarında o yönde değişiklik yapacak?

Burada yazara bu yönde  bir ekleme de ben yapak istiyorum. Çankırı'nın kırında,  sosyal yaşama  hazır  astsubay yetiştirilmeye çalışıldığı yıllarda, İstanbul Boğazı kıyısında, Kandilli Kız Lisesi'ne komşu Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri de, İstanbul İnönü Stadyumunda,  19 mayıs  bayramı kutlama etkinliklerinde her yıl yapılan dans gösterilerine  Kandilli Kız Lisesi öğrencileriyle eşli olarak çıkıyorlardı.

Zaten bize bizi anlatan bu kitabı okuyunca siz de görecekseniz; daha okulundan mezun olup birliğine giderken bineceği otobüs yazıhanesinde, karşı kaldırımda bulunan okulun paydos töreninde istiklal marşı okunduğu sırada ayağa kalkıp esas duruşa geçmedikleri için, hiç tanımadığı insanlara gösterdiği sert tepkiyi, yiyecek çaldı diye bir anne köpeğe vicdansızca davranan asteğmen ile çalıştığı birlikte yaşadığı tatsız durumu burada  uzun uzun anlatmaya gerek yok. Anlattıklarından şunu çıkarıyorum; bu olaylar, yazarımızın sadece mesleğinde yaşadığı olumsuzluklara tepkili olabilen bir meslektaşımız değil, şahsen benim ülkemizde sayılarının çok ama çok fazla olmasını arzu ettiğim,  ülkesinin sorunlarının bilincinde aşırı  duyarlı bir yurttaş olduğunu göstermektedir. Yapmış olduğu özellikle "Ben insanım ve insani olan her şey beni ilgilendirir.(Terence)" alıntısı da bu durumu özetlemektedir.

Bir yerde insan olacak ama aşk olmayacak; mümkün mü? Bu kitapta aşk da var. Şu satırlar da "Prangalı Düşler" kitabından alınmıştır.

Onunla ilgili her şeyi muhafaza ettiğim, yani kısacası hayatımın özeti olan her şey bir kutuda saklıydı. Hayatımı içine kilitlediğim küçük kutuyu açtım, en üstte bir fotoğraf. O vermemişti, ben bir yerlerden aşırmıştım. Bu fotoğraf beni ben yapan, onu bende yaşatan, en değerli parçaydı. İlk önce onu yırttım. Kalbim sızladı. Gözleri yoktu, tekrar toparladım, birleştirdim ama bir de baktım kalbi yoktu! Olacak gibi değil! Fotoğrafı yaktım, ama bu sefer de onun gibi koktu. Anladım ki unutamam, unutmama imkan yoktu.

Meslektaşımız bir konuda, hem muhataplarına hem de meslektaşlarına karşı iddialı da.

Biraz iddialı olacak ama ben kendimi biliyorum. Öncesini anlatılanlar kadar ama TSK'ya girdiğimden emekli olduğum güne kadar geçen süredeki yaşananlar konusunda ben astsubaylığın da hafızasıyım. Çünkü ben çok iyi bir gözlemciyim, ayrıca astsubaylarla ilgili bugüne kadar ne yapıldıysa hepsi tarafımda kayıtlı. Bu konuda yüklü bir arşive sahibim. Haliyle bildiklerimi paylaşmak, yapılan haksızlığı gündeme getirip bu konuda çözüm üretmek adına kendime bir görev edindim. Bedeli ne olursa olsun astsubaylara hakları verilinceye kadar da bu mücadelemi her platformda sürdürmeye yemin ettim.

Bunları duyurmak bence hem bir görev hem de bir zevk.

Benim bildiğim, “Prangalı Düşler” kitabı, ülkemizde astsubayların bir astsubay tarafından anlatılması olarak yazılmış ilk kitap. Uzun lafın kısası, burada bu  kitabın tamamını özetleyecek halimiz yok. En iyisi bir şekilde kitabı edinip okumak. Bu kitabı buradan sizlere önermeyi, meslektaşlarımız tarafından okunmasını, okutulmasını mücadelemiz açısından bir görev sayıyorum. Yazar meslektaşımızın bir astsubay filmi yapılması konusunda söz vermiş olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

Bu kitabı www.alparslanpazarlama.com adresi üzerinden, veya kitabın yazarıyla 0536 819 39 60 numaralı telefondan doğrudan irtibata geçip bir merhaba diyerek de isteyebilirsiniz.
Yayınlandığı yer OLÇUM