Cuma, 13 Şubat 2015 20:26

Hasan Bora USLUER

Hasan Bora USLUER, 2002 ile 2014 yılı sonuna kadar Türk Silahlı Kuvvetlerin de Astsubay olarak görev yapmış ve zorunlu hizmet süresi hitamında görevinden istifa ederek ayrılmıştır. Kocaeli Üniversitesi, Denizcilik Meslek Yüksek Okulu, Güverte Bölümü, Uzak yol vardiya zabitliği eğitimin tamamlamış Deniz Astsubay sınıf okulunda Harita Sınıfı eğitimi görerek, 2002 yılında assubay olarak Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığına atanmıştır.

Askerlik hayatı boyunca, Babası Emekli Astsubay Ahmet USLUER’den ve eğitim destekçisi Annesi Sultan USLUER’den çok etkilenmiştir.

  • Trieste/İTALYA da, 2003-2004 yılı arasında International Maritime Organisation - Uluslararası Denizcilik Örgütü – IMO bağlısı, International Maritime Academy - Uluslararası Denizcilik Akademisi – IMA ‘da icra edilen Elektronik Kartografi, Elektronik Harita Üretimi eğitimini tamamlayan ilk Türk olmuştur.
  • 2005 yılı itibariyle tamamlanıp hizmete sunulmuş olan ilk elektronik seyir haritası üretim ekibinde görev almıştır. 2008 yılında Kamu Yönetimi lisans eğitimini tamamlamıştır.
  • Aynı yıl Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Lisan Okulunda ingilizce eğitimini tamamlamıştır.
  • 2005-2009 yılları arasında Karasuyu ve Kıta Sahanlığı projelerinde Harita çizimi ve teknik danışmanlık görevlerini de ifa etmiştir.
  • 2009 - 2011 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Deniz Bilimleri Enstitüsü, Deniz Politikası dalında yüksek lisansını, Türk Boğazlarında Fenerler ve Sis İşaretlerinin Elektronik Seyir’e Entegrasyonu - Integration of the Lights and Fog Signals to the Electronic Navigation in the Turkish Straits, isimli tezi ile tamamlamıştır.
  • 2011 yılında İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliğinde başladığı doktora eğitimi, tez yazma aşamasında halen devam etmektedir.
  • 2012 - 2013 arasında Uluslararası Hidrografi Örgütü – International Hydrographic Organisation tarafından akreditesi sağlanmış olan, FIG/IHO/ICA B Kategori, Uluslararası Uygulamalı Hidrografi – International Applied Hydrographic Education, eğitimini tamamlamıştır.
  • Kısa bir süre ölçüm görevlerinde, daha sonra Hidrografik Ölçüm Ekip Komutanlığı görevlerinde bulunmuştur.

Aralık 2014 tarihi itibariyle görevinden istifa ederek, Galatasaray Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu bünyesinde Öğretim Görevlisi olarak göreve başlamıştır. Aynı zamanda, Galatasaray Üniversitesi, Meslek Yüksek Okulu, Gemi Makineleri İşletme Bölümü, Bölüm Başkanı görevini de ifa etmektedir.


h-bora-usluer-01 h-bora-usluer-02 h-bora-usluer-03

Yayınlandığı yer GURUR DUYDUKLARIMIZ

Yeni bir TEMAD GENEL MERKEZ seçimleri yaklaşırken şimdiki sayın Ahmet KESER yönetimi bu iki dönemlik icraatları ile verdiği görüntü, başarılı mı yoksa başarısız mı? Sayın başkanın ve arkadaşlarının süreçteki icraatları ile sınıfımıza ne kazandırmıştır? Gelecek olan yeni genel başkanlık seçiminde kürsüde delegasyona ne gibi artılar sunabilecektir? Konulara geniş bir acıdan bakarak irdeliyelim, buyurunuz...

TÜZÜK...

Tüzük sınıfımızın en önemli konusu iken bu konuda sayın yönetim istenilen değişikliklere korkarak bakmış bir nevi geçiştirmiştir. Zira tüzük ile yönetimsel  bir kalkan yaratmıştır. Bu yüzyılda!...

Ankara dışından ismine ne derseniz deyin "duayen, akil insan, kanaat önderleri vs." arkadaşlarımızın katılımını bir nevi engellenmiştir. Konu ile ilgili donanımlı arkadaşlarımızın önerileri "üstelik yasaya aykırı olarak" değerlendirilmemiştir. TÜZÜK  çok önemli bir assubay sınıfının ANA OMURGASI olacak iken özellikle bir kaç saata sığdırılarak delegasyonun önerileri değil birilerinin kişisel beklentilerine göre hazırlanmış ve NOTER gibi yönlendirmelerle  oldu-bittiye getirilmişdir.

Oysa..

Görev süreleri tüzük değişikliği ile sınırlandırılmalıdır. Ama kurultaydan sonra yapılacak tüzük değişikliğinde bu görevler sınırlandırıldığında yine amaca ulaşır. Metropol illerde il başkanlığı statüsü tespit edilmeli siyasi partilerde görev alan yöneticilerin istifa etmeleri sağlanmalıdır. Tüzüğün daha geniş ve rahat bir ortamda, delegasyonun düşünce üretirken olumsuz koşullardan etkilenmediği ortamda tartışılması gerekirdi. Sayın yönetim ne yaptı? Dikmen kapısından bir kaç saatliğine kurultaya!

İHRAÇLAR...

Genel olarak bakıldığında isim olarak dile getirmiyorum,gönüllülük esasına göre destek verenleri kazanmak yerine dışlamanın büyük bir kayıp olduğu kesindir. İçlerinde her birinin sınıfımız için değerler olduğunu gözlemliyorum.

Yöneticiler bu İHRAÇ KALKANINI kullanmak yerine farklı yöntemleri, farklı yaklaşımlar ile değerlendirmeli idi. Zira karşınıza küstürülmüş ötekileştirilmiş bir gurup yaratıyorsunuz. Bu dogru değil diye düşünüyorum.

Şu an bu insanlar YENİ TEMAD oluştursalar gerçekten büyük bir oluşumun temellerini yükseltirler!

KAPALI YÖNETİM...

Göreve gelindiğinden bu yana sayın Keser ve yönetiminden geniş kapsamlı bir açıklama duymadık. Bu konuda iyi niyetli sorgulamalarımız ve bilgi talebimize hiç bir zaman yanıt alamadık. Bizi temsil edenler ne yazık ki temsil ettiklerini üzülerek ifade etmek gerekirse "ADAM YERİNE" koymadılar!

Son olarak 22 Ağustos 2013 olağanüstü seçimde sayın KESER (başkan olmadan kendisini sosyal medyada ifade ettiğini ve sosyal medyanın desteği ile seçildiğini unutarak) "ben sadece delegasyonuma bilgi veririm" diye sosyal medyayı yani bizleri ve bu gibi sayfalara verdiği önemi ifade etti!

Ama ara sıra özel şapkalı kitap satıcıları ile bilgi paylaşımında bulundu. Eleştirene sorgulayana ayar vermeye çalışıldı! Mali konularda yasalar gereği olan yükümlülük dahi yerine getirilmedi.

GENELKURMAY İLİŞKİLERİ...

Ayrı bir tartışma konusu olan genelkurmayla ilgili görsel medyada sayın başkanın konuşmaları sonucu maksadı aşan eleştiriler yüzünden hatlar koptu bir anda. Yazılı olmasa da ne zaman Genelkurmay 270 kıdemli assubay muvazzaf arkadaşımızı toplantıya davet etti hakkınızda suç duyurusu ve orduevi yasağı getirdiler. Bunun anlamı net şu idi; ''BEN KESER YÖNETİMİNİ TANIMIYORUM''. "Bu yönetim ile bir daha görüşmeyeceğim fakat TEMAD'ın tüzel kimliği ile sorunum yoktur" mesajı vermiştir.

Defalarca yazılan, çizilen yalvarırcasına yapılan yaklaşımlar ile "BİZLERİ BİR DİNLEYİN" çağrılarımıza bir ses alamadık nedense. YOK SAYILDIK! Sorunlarımızın kaynağı olduğu kadar çözüm makamı olan genelkurmayla görüşmeden sorunlarımızı nasıl anlatabiliriz, nasıl çözebiliriz? Parmağın gösterdiği yönü değiştiremedik.

Yanlış adımla başlayan bir işlem sonrasında hep yanlış olur. 17 Ekim Dünya Assubaylar Günü farklı bir yaklaşım ile koordinasyon içinde yapılabilse idi konu tüm silahlı kuvvetlerce bir koordinasyon içinde tüm personel ile bütünleşerek kucaklaşarak gerçekleşebilirdi. Fakat sayın yönetim "çatışma" tarzını seçti.

KİRACI TEMAD...

Her ne kadar Temad ablemimizde yıl 1984 de olsa derneğimiz daha eskidir. Özellikle sayın şimdiki yönetim kadrosu bu denli büyük mali desteği tarihinde ilk kez bu rakamlara ulaşmış ve de  yerinde kullanamamıştır. Hiç bir zaman bu rüzgarla hedefe yönelinmemiş  ve bir yazımda belittiğim gibi bizleri "okyanusta rüzgarsız bir yelkenli'' gibi bırakmışlardır. Mevcut rakamlar ile şu an kendi binamızda olabilirdik ve sayın KESER de gelecek genel kurula göğsünü gere, gere işte diyebilirdi. Olmadı!

MUALEFET GÜÇLENİYOR...

Son üç yıldır bu sınıf tek bir şey istedi sizden; EKONOMİK KAZANIMLAR. Bu konuda tek bir sözünüz olamaz. Diğer ÖZLÜK HAKLARIMIZ bu yaklaşımlar sonrası daha da GERİ gitti.

Bizden istediğiniz her türlü maddi ve manevi desteği sizlere sunduk ama şimdi birileri size sorsa "sayın KESER kendinizi başarılı buluyor musunuz?" diye...

22 Ağustos sonrası güvenimi askıya aldığımı ifade etmiştim.

Gelecek günlerde sessizce hazırlanan bir oluşum olduğu kesin. Zaten yanlış hatırlamıyor isem 8 oy fark ile seçilmiş idiniz. Gelecek aylarda muhtemelen başarılarınızı anlatmak için değil yeniden seçilmenizi sağlayabilmek için bir Türkiye turuna çıkacaksınız. Seçimlerin bitmesini bekliyorsunuz. Şu görülüyor ki yeni delegesyon bu kez nasıl bir yaklaşım sergiler bilinmez. Tekrar seçilebilirsiniz ama bu toplumun umutlarını yeniden yeşertmeniz ve iktidar olmanız ne yazık ki mümkün değil...

EKİP RUHU HİSSEDİLMEDİ...

Başarının anahtarı ekip çalışmasıdır, bu biliniyor. Ekip sadece yönetim degildir, doksanı aşan bir büyük oluşumda genel merkezin tüm noktalarla bu yaklaşımı yaptıgı söylenemez.

Ortak bir başarı için, ortak çalışma grubu içinde beraber uyum içinde çalışmasıdır ekip ruhu. Ekibin her bir bireyi ekip ruhu sayesinde birbirlerini tamamlayarak, birbirlerinin eksikleri tamamlayarak ekibi daha başarılı yapmak için uğraşırlar. Ekip/Takım Ruhu ekibin sağlıklı devam etmesi, başarıya ulaşması ve kaliteli işler çıkartabilmesi açısından çok önemli bir kavramdır.

PES GURUBU VE PES...

Temad bir çok halkanın bir bütünüdür. Bir yerde yani bir halkadaki sorun tüm sisteme yansır. Sayın başkan bu süreci iyi okuyamamıştır. Gerek 22 Agustos gerekse pes gurubunun dagılması sadece sayın Yüksel BİNİCİ arkadaşımızın tutumları sonrası ne acıdır ki yaşatılmıştır. Kişisel sürtüşmeler ve yaklaşımlar sınıfımıza çok zarar vermiştir.

BU KOMPLEKS TEPKİ ÇEKTİ...

Bizler silahlı kuvvetlerin kahrını birlikte çekmiş arkadaşlarız. Sayın başkan koltuğa oturduktan kısa bir sure sonra farklı davranmaya başladı. Sahneye gelirken, uygulanan sunum ile bir anda alkışlanırken dahi bu acıyı farklı değerlendirenler oldu. Türkiye'nin dört bir yanından yaşlı ve bitkin bir halde, uykusuz gelenleri kapıda karşılamak yerine son anda bir özel kişilik uygulaması ile temsil ettiği arkadaşlarının bu tarzda birlikte olması tepki çekti.

Kendini diğer insanlardan daha üstün görme, yüceltme karmaşasıdır yaşatılanlar. Kişi hep üstün duruma geçme, sahip olma, kendini kahraman gibi görme davranışları sergiledi.

Özetle bizi temsil etme sözü verenler bizi yönetmeğe odaklandılar. Bugün sosyal medyada sözde Temad savunucusu olanların ahlak dışı saldırılarına bulaşmak istemediği için birçok meslektaşımız aklından, gönlünden geçeni açıklamıyor. Umutsuzluk içindeler, bu çok tehlikeli bir güven duygusunun tehlike sinyalidir, hâlâ görmemekte ısrar ediliyor.

SONUÇ...

Yaşadığımız ortamda, gerek özel ilişkilerinizde size yapılan eleştiriler karşısında alınganlık veya öfke gibi hisler mi yaşıyorsunuz? Eleştiri karşısında duyulan bu hisler gayet insanidir; fakat eleştirileri kabullenmek ve kaldırabilmek de büyük bir erdemdir.

Kendinize hatırlatın: “Kimse mükemmel değildir

Hatasız kul olmaz

Saygılarımla.

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazar, 27 Nisan 2014 14:22

BAŞARIYI ÖDÜLLENDİRMELİYİZ

Değerli Meslektaşlarım

TEMAD Şubelerimizde içinde bulunduğumuz günlerde ve önümüzdeki birkaç hafta içinde,  TEMAD Genel Başkanlığında ise birkaç ay sonra yeni yönetim kurullarının belirlenmesi için seçim dönemine girilmiştir.

Bizler, bu günlere kadar yaşadığımız acı deneyimlerin sonunda geldiğimiz bu noktada; enerjisini boşa harcayan, meslektaşlarımızın sıkıntılarına çözüm  olacak  ilerleme sağlayamayan, tamamen hukuki ve anayasal taleplerimize makul karşılık almamız gerekirken, hukuk dışı, haksız, ilgisiz,  mesnetsiz benzetmelerle aşağılayıcı,  küçük düşürücü söz ve beyanlara muhatap olmaktan dahi çekinmeyen yetkililerle karşılaşmak durumunda kaldık.

Yaşadığımız hukuksuzluklarla mücadele etmek isterken,  kendi içimizde tutarlı, seçildiğinde verdiği sözlerle çelişmeyen, açık, hesap verebilir  bir sivil toplum örgütünün kuruluş ve var  olma  amacına uygun, ne yapılması, muhataplarına ne söylenmesi, üyeleri ile olan ilişkilerini yasal ve  uygar ölçülerde  bir sistem bütünlüğü içinde düzenleyen, meslektaşlarının yapıcı,  yol gösterici eleştirilerine kulak veren, acı da olsa olumlu eleştirileri hazmedebilen,  değerlendiren amaçları uğruna kararlı,  etkili tutum sergileyebilen yönetim anlayışına sahip meslektaşlarımız olacağı için çok umutlanmıştık.

Ne yazık ki, bir meslek mensubu  aidiyeti  duygusu yerine,  yalnızca  grup aidiyeti  anlayışı ortaya çıkmıştır.  Başarısızlıkları başarı olarak göstermek,  kararsız ve yarım bırakılan eylemler, çoğu zaman amaç dışı gereksiz,  ilgisiz söylemler alışkanlık haline dönüşmüştür.

Bu dağınıklığı ve içten çürümeyi gören muhataplarımız bizlerin hukuka ve tamamen adalet anlayışına dayanan taleplerimizi dikkate dahi almadıkları gibi, bizi kendi içimizde bölmeye ve birbirimize düşürme amaçlı tutum ve davranışları açıktan sergilemekten kaçınmamışlardır. Çünkü çok açık bir şekilde bu kozu ellerine kullanmaları için ne yazık ki  davetiye gönderircesine   bizler verdik...

Fiilen yaşadığı kendi sorununu, uğradığı haksızlık konusunda halen eksik ve yetersiz bilgiye sahip olduğunu düşünen meslektaşım varsa lütfen ”www.emekliassubaylar.org” sitesine girip, sitede yazılanları ve arşivini okumaya zaman ayırmalıdır.  Yeterli bilgiye sahip iseler  artık sorunlarımızın çözümü için  tüm yasal yolları kullanacak yönetimlere acilen ihtiyaç olduğu açıktır. Laf kalabalığı yapmak, polemiklerden medet ummak, meslektaşlarını yaftalamak hastalığından bir an önce vazgeçilmelidir.  Yüksek  makam sahibi birisinin elini sıkmak, randevu istemek ve almak,  dosya vermek , söz almak  gibi avuntuları bizlere anlatan yöneticilerden artık  uzak durmalıyız. Seçimlerden önce yapacaklarını sıralayan, seçildiğinde yapmaya söz verdiği hususları yerine getirmekte başarısızlığa uğrayan yöneticinin, “beğenmez iseniz yeni seçimi bekler ve değiştirirsiniz” kolaycılığı yerine,  derhal istifa edeceği sözünü verebilecek dürüst, kararlı, bilgili, liderlik ve idarecilik vasıfları olan meslektaşlarımıza ihtiyaç duyulduğu bir zorunluluk haline gelmiştir.  Lütfen artık, aşiret mantığı ile değil, modern sivil toplum örgüt lideri anlayışına  ve bu örgütün medeni, bilinçli birer üyesi olduğumuzu kanıtlamak bizlerin elindedir.   İçinde bulunduğumuz durum karşısında yapmaya çalıştığım tespitler gerçek dışı ise, ezici bir çoğunluğumuz halinden memnun, verilen mücadelenin doğru ve yeterli olduğu kanaatindeyse hiçbir şey yapmamıza, bu yazıda dile getirilmeye çalışılan hususları  da  dikkate almaya  zaten gerek yoktur. Aynı anlayış içinde birilerini memnun etmek, hatır için,  gönül kazanmak amaçlı seçim yaparak,  sonra başka bir seçimi umutla beklemeye devam edebiliriz.  

Saygın, etkili, kararlı bir Sivil Toplum Örgütü olmak tamamen bizlerin tutumuna ve vereceğimiz sağlıklı, objektif kararlara bağlıdır. Saygılarımla…

Yayınlandığı yer KUTUP YILDIZI
Cumartesi, 23 Kasım 2013 21:02

ASSUBAYIN GÜNLÜĞÜNDEN...

Tayinim Bolu Komando Tugayından Kara Harp Okulu K.lığına çıkmıştı. Üzülmüştüm! Askerlik hayatımın yarısını geçirdiğim birlikten, ayrımsız bütün silah arkadaşlarımdan ayrılmak çok zor gelmişti bana..

Diyarbakır, Tapan Tepe çadırlar yanında kum torbaları üzerine arkadaşlarımızla oturuyorduk. Yanımıza genç, tertemiz yüzlü bir TEĞMEN geldi "oturabilir miyim?" dedi. "Buyurun oturun" dedik, oturdu. Sigarasını saklamış halde sigara içiyordu.. Bizim, "sizler örnek insanlarsınız. Sigara ile şaşırttınız! Üstelik gençsiniz" sözümüze karşı, "siz benim büyüğümsünüz. Sözünüzü çok önemserim" diyerek sigarasını kuma gömmüştü. Bu güzel davranışı sonrası dakikalarca Kara Harp Okulunu konuşmaya başladık ve doyamadık konuşmaya. KHO'nu detaylı olarak anlattı ve çok rahatlatmıştı beni.... Kitap okumayı çok sevdiğimi söylemiştim bir ara, bir gün bana tam 22 ad. kitap getirdi. 22 günde okumuştum hepsini..

22 kitabı okuduktan sonra "SEN MÜSLÜMANSIN Yılmaz. Her bayramda, acı günde, sıkıntıda, dertte, hastalıkta, selamlaşmada, cenazede anıyorsun Allahını, yaradanının bütün insanoğluna gönderdiği Kutsal kitabı. Kuran-ı Kerim'i daha okumadın bile! O, yoz ve yobazlardansın sen de. Oku, öğren. Cahil insanların KUSURSUZ İSLAMI NASIL KUSURLU hale getirme gayretinde olduklarını öğren. Arapçasından ziyade TÜRKÇESİNİ OKU, anla. Kendimden UTANIYORUM Allahım, beni affet! NE CAHİL insanmışım ben" diye geçirir, sorgulardım kendimi..

Kara Harp Okulu'na gittim, katıldım. Kısa sürede benim Bolu Komando Tugayı'ndaki başarılarım KHO Kurmay Başkanı'na ulaşmıştı. Beni binbaşılığından da tanıdığı için, HARBİYELİLERE konferans salonlarında MAYIN ve BUBİ tuzakları konularında derslere dahil etmişlerdi...

Günlerim çok güzel geçiyordu. Bolu'da Türkiye çapında, kitaplara konu olacak çok değerli çalışmalar yapmış, bütün komandoları bütün rütbeli personeli içerecek şekilde, teröristlerin yaşamları boyunca bizlere karşı kullandıkları TUZAKLARIN aynılarını, gerçeği gibi yapmış, değdiğinde, bastığında, ayağını kaldırdığında, cep teli, telsiz tuzağı dahil yüzlercesi bütün eğitimlerin göz bebeği halini almıştı. Öyle ki Genelkurmay Başkanları, Kuvvet Komutanları dahil her geldiğinde bizzat anlatır, uygulamalı olarak gösterir olmuştum. Bir anda onlarca şerit, rozet ile onore edilmiştim.. İnsanları ayrımsız çok seviyordum. Bütün herkes de ayrımsız beni çok seviyor ve saygı duyuyordu..

Bir gün Tugay sinema salonunda şimdi binbaşı, o zaman yüzbaşı çok değerli komutan Faruk ÖZKAL, Tugay Komutanı'mızın "herkes söylesin bakalım, kimi örnek alıyorsunuz?" sözüne, 500 civarı subay-assubay, önlerden albaylardan başlayarak cevap vermeye başlanmış, sırayla "ben Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü örnek alıyorum komutanım", "ben FATİH Sultan Mehmed'i", "ben sizi komutanım" derken, Binbaşı Faruk ÖZKAL da herkesin içinde "ben İs.Kd.Bşçvş.Yılmaz ÖZÇELİK'i örnek alıyorum" demişti. İşte böylesine çok değerli, Subay, Assubay, Uzman ve Erlerle, sivil memurlarla görev yapmıştım ve yaşamımın hiç bir anında asla sorun yaşamamış sadece SAYGI görmüştüm. Yüzbaşı kadrosundaki 5 Yıllık ayrıca Hizmet Birlik K.lığı görevimde de bütün Assubay, uzman, sivil memurlarla erlerle doyumsuz, saygı sevgiye dayalı bir zaman geçirmiştik..

Derken KHO'daki görevim çok değerli insanlarla, saymanım Kd. Bşçvş. Metin ŞİMŞEK ve bütün Astsubay ve sivil memurlarla, çok kaliteli, çok değerli insanlarla başladı ve bir süre böyle devam ederken.. HARBİYELİLERE de MAYIN ve BUBİ tuzakları konulu derslere katılmaya başlamıştım...

İLK DERSİM 1283 Mustafa Kemal ATATÜRK salonunda idi. Bir çok tuzaktan azar da olsa yapmıştım, hazırdı. Derse sonradan Harbiye Alay Komutanı da katılacaktı. Salona girerken 2. sınıf öğrencisi genç bir Harbiyeli güzel tebessümle kapıda karşıladı ve "ATATÜRK'ÜN SALONUNA hoşgeldiniz Hocam" dedi. Şaşırmıştım, aniden "EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR diyen ATATÜRK'TEN mi bahsediyorsunuz" demiştim. Genç Harbiyeli şaşırmıştı, devam ettim. "ATATÜRK hiç bir zaman kendisini milletin önünde görmemiştir. Dolayısıyla ATATÜRK'ÜN salonu değil, hepimizin, MİLLETİN salonudur. Mustafa Kemal'imiz de böyle demiştir" dedim. Mahçup şekilde ayrıldı yanımdan. Ders sonunda yine yanıma geldi ve "BANA ÖYLE GÜZEL BİR DERS VERDİNİZ Kİ, teşekkür ederim, büyük saygı duyuyorum size" dedi ve aramıza birden SEVGİ girivermişti..

Konferans salonu tıklım tıklım dolu, derse başladım. İnsanların büyük ilgisini çekiyor "soru da almak isterim" dedim. Dersin sonunda sırayla cevaplarken bir harbiyelim "SİZ MAYINLARI, ELLE, GÖZLE kontroldan bahsediyorsunuz. ABD uzaydan içtiğimiz sigarayı bile görüyor. buna ne dersiniz efendim?" diye soru sordu. "VİETNAM savaşında onbinlerce askeri ile birlikte savaşı da kaybeden ABD.den mi bahsediyorsunuz? Daha dün IRAK'A girip haftalar içinde binlerce askerini mayına kurban veren ABD.den mi bahsediyorsunuz? Kendimize güvenelim. TÜRK MEHMETCİĞİ'nin, değil ABD'li askerlerden, dünyanın hiç bir milletinde olmayan kendine özgü CESARETİ, YÜREĞİ var. Bizler bu konuda onlardan çok daha ileride ve eğitimliyiz merak etmeyiniz. Onların teknolojisi varsa, bizlerin de MUHTAÇ OLDUĞUMUZ KUDRET, DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!" sözüme karşı derse katılan Albayımız da alkışlarla karşılık vermiş ve onore etmişti beni...

Harbiyelilerle öylesine artan bir gönül bağı kuruyorduk ki, sadece subaylara selam vermeleri gerekirken bana selam vermeye başlamışlardı. Birbirimize karşılıklı SAYGI ve SEVGİ duyarak selam veriyorduk. "Abi", "Değerli Büyüğüm", "Hocam" diyen geleceğin subayları, her boş vakitlerinde saymanlığımızı doldurup eğitim ve gelecekten konuşurduk..

Derken peşi sıra 3 kez beyin ameliyatı gerektirecek sağlık sorunları çıkmaya başlamıştı. Bolu Komando Tugayı'ndaki yıllarca Güneydoğunun çok zor şartlarında görev yapmanın sıkıntıları çıkmaya başlamış ve ard arda 3 kez beyin ameliyatı olmuştum. Her şey yarım kalmıştı. Olsun! Diğer taraftan, Bolu'dan da öğrenen askerlerimin aileleri arıyor "oğlum sizi çok seviyor. İzin verirseniz size refakatçi olmak isterim" telefonlarından aldığım mutluluğu hayatımda çok az hissetmişimdir.

Tabii ki bu arada KURANI KERİMİMİZİ 20 kere okuma fırsatı bulmuş, namaz kılmaya başlamış hatta, 30 yıllık namaz borç çizelgesi çıkararak, her gün birer çarpı atarak o borçlarımı kapatma gayreti de gösteriyordum. KURAN-I KERİMİN TÜRKÇESİNİ de İLİM KİTAPLARINIZ içine katınız. HAKKIN kitabını okumaktan KORKMAYINIZ. İnsan 200-300 Tl.mutfak parası ile geçiniyor gerektiğinde. Ayrıca insanlara İYİLİK YAPMAYI, EMEK ETMEYİ, SEVGİYİ, SAYGIYI, HOŞGÖRÜYÜ, EŞİNİZE HER KONUDA EŞİT YARDIMI severek isteyerek yapıyorsunuz. Ben değil, BİZ olmayı öğreniyorsunuz...

PES gurubundaki HAK ve ADALET kavramını daha iyi idrak ediyorsunuz. Hak yememeyi, dedikodu, gıybet yapmamayı, insanları küçük görmemeyi, dini, dili, ırkı, kimliği ne olursa olsun karşılıksız sevmeyi, insan olmayı, insanla konuşurken sesinizi kaba şekilde yükseltmemeyi, hayvanlara bitkilere de aynı hassasiyeti öğreniyorsunuz...

UNUTMAYINIZ, ŞEYTAN SADECE BOŞ BEYİNLERİ SEVER. Nefsinizin sizleri hükmetmesine asla izin vermeyin,nefsinize hükmetin. TEK ve HEPİMİZİN TEK DÜŞMANI sadece ŞEYTAN olsun. İLİM ve BİLİME sarılın. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım...

Yılmaz Demir ÖZÇELİK
Eskişehir

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Çarşamba, 23 Mayıs 2012 02:16

TEŞEKKÜR

ahmet-keser

Sayın TEMAD Başkanım, Siz TEMAD Başkanı seçildiğiniz zaman doğrusu çok sevindik. Sizi tanımıyorduk ancak eski TEMAD  Başkanımızdan kurtulmak bizim için yeterliydi. Ancak şu an geriye doğru gidip tekrar günümüze kadar baktığımızda size bir borcumuzun olduğunu düşünüyorum.

Size TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Çünkü siz;
  • Bilgi donanımınızla göz kamaştırıyorsunuz.
  • Kullandığınız üslup doğrusu çok etkileyici. Sorunlarımıza çok uzak olan biri sırf sizi dinlemek için başka kanala geçmez.
  • Sorunlarımızı çok güzel dile getirdiğiniz gibi, ayrıca erdemli bir dünya görüşü sergiliyorsunuz.
  • Hâlâ daha başıma bir şey gelmesin korkusu ile dolaşan yaşlı emekli assubaylara da çok güzel bir cesaret örneğisiniz.
  • Arkanızda sizin kadar değerli ve sizi doğru yönlendiren bir Yönetim Kurulu olduğunu düşünüyorum.

Tüm bunların ışığında sizleri tebrik eder, başarılarınızın devamını dilerken, bir lidere kavuşmanın verdiği sevinçle Onur Mücadelemizi şereflendirdiğiniz için minnettarım.

Saygılarımla…

Yayınlandığı yer AYDINLIK