Perşembe, 16 Şubat 2017 13:55

İLGİLİ MAKAMA

Değerli Meslektaşlarımız

Bu sitede özverili arkadaşlarımızla birlikte TEMAD ve mücadeleye destek misyonumuzu yerine getirdik. Yazı dizileri, makaleler, davamıza inandırdığımız yazarların destekleri, gazete ilanı, protesto yürüyüşleri ve TEMAD koordinesinde yapılan eylemlerle sesimizi sağır sultana bile duyurduk.

Ancak; Başbakan, MSB ve Genelkurmay Başkanı'nın sözlü ve yazılı açıklamalarına rağmen, adaletsiz başlangıç dereceleri ile gerçekleşen intibaklar dışında, ciddi bir şekilde sorunlarımızı çözme kararlılığı gösterilmedi!

15 Temmuz darbe girişiminden önce çözüm makamında bulunan TSK içindeki hainlerin, ön yargılı haksızlıkları özellikle assubayların aidiyet duygusunu yok ederek TSK'yı yıpratmayı amaçladıkları için yaptıkları  anlaşılmaktadır.

Bu gerçek göz önüne alınarak çözümün gerçekleştirileceğine inanıyoruz!

Bizler, çok zor şartlar altında, ölümle baş başa görev yapmamıza rağmen hiç bir zaman imtiyaz ve ayrıcalık istemedik. Tek talebimiz adalet olmuştur. Haklı taleplerimizi sağır sultan duysa da adalet sağlanıncaya kadar her platformda haklarımızın takipçisi olacağız. Bu nedenle bir kez daha tüm yetkililere taleplerimizi mail kampanyası ile dile getireceğiz.

Mail kampanyasına katılım kararlılığımızın göstergesi olacaktır. Bu hepimizin sorunudur. İki dakikanızı ayırmanızı, aşağıdaki metnin ilgililere ulaştırılacağı mail kampanyasına destek vermenizi bekliyoruz.

Kendisine ve mesleğine saygının gereğini yerine getiren meslektaşlarımıza teşekkürlerimizle...

EMEKLİ ASSUBAYLAR

NOT: Bilgisayar kullanmayan meslektaşlarımızın onayını alarak (mümkünse TC numaralarını belirterek onlar adına katılabilirsiniz. Bu yasal bir başvuru hakkı olduğu için lütfen nick (takma isim) kullanmayınız.


İLGİLİ MAKAMA 

Biz assubaylar, bu ülkeye ve ordumuza sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik. Karşılığında imtiyaz ve ayrıcalık değil sadece adalet talep ettik. Ancak ön yargılarla sosyal ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldık.

Ülkemiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri sancılı bir coğrafyada, tarihe ibret notu düşülecek zor bir süreçten geçiyor, geçmektedir.

Maalesef, geriye dönüp baktığımızda son on yıl içinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm unsurları açısından yakın tarihe ibret, esef ve acı dolu notlar düşülmüştür.

Gözünü değil, canını budaktan, kurşundan esirgemeyen TSK mensupları, düzmece iddianamelerle, terör örgütü üyelerinin gizli tanıklığı ile kurulan kumpaslarla Genelkurmay Başkanlığı yapmış komutanlar dâhil olmak üzere hapislerde süründürülmüş, bu tehlike atlatılırken bu kez bölgede güçlü bir Türkiye ve TSK olmasını istemeyen hainler devreye girmiş, TSK içerisine üniformaya saklanarak giren fetullahçı terör örgütü mensubu hainler 15 TEMMUZ'da darbe girişiminde bulunmuşlar, bu hain saldırı demokrasiye bağlı halkımızın cesurca karşı koyması ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin büyük bölümü tarafından birlik içinde göğüslenmiştir.

Çağdaş demokrasi ve cumhuriyete bağlı Türk Ordusu dimdik ayaktadır.

Bu kahpe saldırılardan en büyük maddi ve manevi zararı, ülkemiz kadar assubaylar görmüştür!

Bunca yıl HUKUK adına yaptığımız haklı ve yasal taleplerin ön yargılarla “STATÜ KANUNU”na dayandırılarak geri çevrilmesinde rol oynayanların TSK içindeki karar mekanizmasında görevli fetocu hainler olduğu ve asıl amaçlarının adaletsizliklerle assubayların moral ve hizmet verimliliğinin, aidiyet duygusunun yok edilerek TSK'yı yıpratılması olduğu ortaya çıkmıştır!

Biz assubayların kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda, azgın denizlerde mesai mevhumu gözetmeden, ölümle burun buruna ve zor şartlarda  görev yaptığmız malumlarınızdır. Bugüne kadar hiç bir zaman imtiyaz ve ayrıcalık talep etmedik. Tek talebimiz adalettir!

Buna rağmen daha göreve adım attığımız gün büro memuru statüsünde, aynı tahsile tabi bir çok kamu personelinden daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmamız, hak ettiğimiz tazminatlardan ve sosyal haklardan mahrum bırakılmamız, her sorunumuza ön yargı ile yaklaşılması, bunun hiyerarşı kılıfı ile haklı gösterilmeye çalışılması hiç bir değer yargısı ile haklı görülemez!

Bilim ve teknoloji çağı olan 21'inci yüz yılda yaşıyoruz. Bakış açıları değişmelidir. 70 yıl öncesinin şartlarına takılıp kalmak GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE’nin gerçekleşmesi önünde en büyük engeldir.

Statü Kanunu hukuki gerçekliğini yitirmiştir, zulme dönüşmüştür. TSK mevcut yasalarını adalet ekseninde çağın gereklerine uygun olarak yeniden düzenlemelidir.

Bir çok kez dile getirdiğimiz temel sorunlarımız aşağıdadır.  Dileğimiz sadece ön yargısız, samimi, gerçeği anlamaya çalışarak küçük bir zaman ayırmanız ve sadece adaleti gerçekleştirmenizdir.

Takdirlerinize arz ederim.

TEMEL SORUNLARIMIZIN ÖZETİ;    

BAŞLANGIÇ DERECELERİ

Görev koşulları ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak bir çok devlet memuru MYO mezunu ise 9/2, lisans mezunu ise 8'inci dereceden göreve başlamaktadır. Assubayların da aynı derece ve kademeden göreve başlatılarak intibaklarının  yapılmasının teminini,

GÖREV-MAKAM TAZMİNATI

Assubaylar yasalardaki tarif ve uygulamaya göre TSK kadrolarında subayların yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Yarbay ve üst rütbelerdeki subay/general ve amirallere verilen çeşitli tazminatlardan görev-makam tazminatları Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın taahhütlerine rağmen assubaylara verilmemektedir. Assubaylığın son rütbesi olan kıdemli başçavuşlara tazminatların verilmesinin teminini

SAĞLIK NEDENİYLE EMEKLİLİK

Tam teşekküllü hastaneden sağlam raporu alarak orduya giren personelden, görev koşulları ve çeşitli nedenlerle sağlıklarını kaybedenler "TSK'da görev yapamaz" raporu verilerek istekleri dışında resen emekli edilmektedirler. TSK dışında sağlık nedeniyle resen emekli edilen kamu görevlisi yoktur ve emsallerinin derece ve kademesine ulaşamadıkları için mağdurdurlar. Bu personele emsallerinin derece ve kademesini geçmemek kaydı ile derece ve kademe ilerlemesi yapmalarının veya asgari bir derece verilerek emekli edilmelerinin sağlanmasını,

DİSİPLİN YASASI VE SİCİL AFFI

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yasada tanımı yapılmayan hiç bir fiil suç sayılmamış ve müeyyide uygulanmamıştır. Disiplin, askerliğin temelidir. Ancak Askeri Disiplin Yasası tamamen amirin keyfiyetine kalan, bahanelerle alınan savunmalar karşılığında belli bir puanı kaybeden personelin TSK ilişiği kesilmektedir. Personelin çalışma güvencesini yok sayan bu uygulamanın hukuk normlarında yeniden düzenlenmesinin ve geçmişte bu yüzden aldığı cezalarla mağdur olan ve bugüne kadar sadece askeri personel için uygulanmayan sicil affının sağlanmasını,

KALKINMADA ÖNCELİKLİ İLLERDE GÖREV YAPANLAR

Olağanüstü hal bölgesi ve kalkınmada öncelikli illerde görev yapan 657 sayılı devlet memurların bölgede geçen her 2 yıl hizmetleri karşılığında fazladan 1 kademe verilmektedir. Daha ağır görev koşullarında çalışan askeri personelin de bu haktan yararlanmasının teminini,

ASTSUBAY KAYNAĞININ FAKÜLTE MEZUNU OLMASI

Günümüz koşullarında lisans seviyesinde öğrenim bir çok meslek için zorunluluktur. TSK'da çağın gerekleri ve hizmet verimliliğine katkıları ve   fakülte mezunlarının askerliklerini er olarak yapmaları nedeniyle onlara emir ve komuta eden assubayların fakulte mezunu olmalarını zorunluluk haline getirmiştir, bu nedenle Asb. MYO lisans seviyesine çıkarılmasının teminini.

OYAK’TAKİ ADALETSİZLİK

Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) varlığını bugüne getiren üyelerin büyük bölümü zorunlu sebeplerle sistem dışında kalmıştır. Kuruma aynı şartlarla aynı sürede üye olanlar arasında haklar bakımından büyük farklıklar oluşmaktadır. Kurum, üyelerin aidatları ile kurduğu şirketlerin kârlarının tamamını üyelere nema olarak dağıtmamış, büyük bölümünü yeni yatırımlara yönlendirmiştir. Bu nedenle kurum iştiraklerinde tüm üyelerin hakları olduğu gerçeği doğrultusunda her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilerek gerçekleştirilmesi, dileyen üyelerin birikimlerini kurumda değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

Saygılarımla arz ederim.

Yayınlandığı yer EMEKLI ASSUBAYLAR
Pazartesi, 11 Temmuz 2016 22:28

TEMAD BAŞKANI BAŞBAKANLA GÖRÜŞTÜ (!)

Büyük bir olay, büyük bir başarı! Bir dakikalık bu görüşmede herhalde assubay toplumunun tüm beklentilerine yanıt bulunmuş ve büyük müjdeler alınmıştır.

Bay Ahmet Keser, Temad Başkanlığı'na aday olduğu zaman tüzükteki amaçların gerçekleştirilesi dışında topluma birçok vaatlerde bulundu. Mesela, astsubay toplumuna açıkladıkları deklerasyonun birinci maddesinde;

Birinci önceliğimiz, yıllardan beri çözüm bekleyen özlük haklarımızı almak olacaktır.
a. Özlük haklarının alınması için ilgili, yetkili ve etkili kurumlarla sonuç alınıncaya kadar müzakereler kararlılıkla yürütülecektir.
b. Gerektiğinde meslektaşlarımız ve kamuoyunun desteği alınarak kararlılık ve güç gösterisi olacak yürüyüş, gösteri ve her türlü eylemleri yapacak ve bu eylemlere sonuç alınıncaya kadar kararlılıkla devam edilecektir.

demişlerdi. Bunları gerçekleştirmek için çok çalıştı, çok cabaladı zannediyorduk değil mi?

İlk seçildikleri dönemde Genelkurmay Başkanı'nı ziyaret ettiklerinde zamanın Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel bizzat yönetim kurulundaki arkadaşların ifadesine göre “haklarınızı sokakta aramayın. Geçmişi yargılamanın kimseye faydası yok. Sorunları birlikte çözeceğiz. Bunun için, birlikleri dilediğinizde ziyaret edin. Sorunları Personel Başkanı'na iletin. O'nun çözemedikleri olursa, bana geleceksiniz” demişti.

Bu açıklama Bay Ahmet Keser’in tüm hesaplarını alt üst etti. Oysa O'nun kafasındaki tek düşünce milletvekili olmaktı! Bu düşünce mücadelede başarıların arkasından gelseydi, toplum bir vefa duygusu olarak bunu kuvvetle desteklerdi. Bu yüzden karargahtaki bazı engellemeler ipleri koparmak için  bahaneyi hazırladı. Kafasındaki düşünceleri hayata geçirmek için A.F.Özdemir arkadaşımızın değerlendirmelerinde belirtiği gibi, 2012 de MHP ile sıcak ilişki kurmayı denedi. Sonra CHP'ye gidildi. Her iki partide  özel beklentileri ve milletvekilliğine dair şartları dikkate almadı. Assubay toplumunun meselelerini kullanarak medyatik olma, bu makamdan siyasete sıçrama niyetini anlayıp uzak durdular. Bu yüzden AKP'ye yanaşmak, fırsatlar partisi haline gelen 13 yıllık iktidardan nemalanmak ve hızlı yol almak daha mantıklı idi!

Temad Başkanı ve yardımcısını AKP'den aday yapmak, hem iktidarın hem Genelkurmayın işini kolaylaştıracaktı!

Ancak bir çığ gibi büyüyen astsubay hareketi, hakların kazanılması halinde tabandaki statü farklılığı yaşayan diğer meslek grupları içinde bir başkaldırı örneği olacaktı. Üstelik, assubay camiasının büyük bölümünün Atatürkçü, laik cumhuriyete bağlı olması endişeleri arttırıyordu. Bunu önlemek adına, liderlerine bağlılığı arttıracak bir eylem türü yaratılmalı idi. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek ÖLÜM ORUCU EYLEMİ ortaya atıldı. Ortam ve zemin oluşturuldu. Ancak hesaplar tutmadı! Eylem bir süre sonra hükümet aleyhtarı bir havaya girdi ve şalter kapattırıldı. Eylem fiyasko ile sona erdi. Ancak, bu eylem emekli assubay tabanına kahramanca bir fedakarlık girişimi olarak empoze edildi. Oysa toplumun gazını almak, yaratılan prometeus vari Temad Genel Başkanı üzerinden 2015 haziran seçimlerinde camianın oyunu almaktı. Temad Genel Başkanı ve yönetim kurulu anonslarla AKP'nin grup toplantılarına, vizyon toplantısı ve seçimli genel kurullarına  katılmaları özellikle sağlandı. Oysa Bay Ahmet Keser

Hiç kimsenin (siyasi partinin) arka bahçesi olmayız. Buna ben izin vermem. Eğer şüpheniz varsa gelir yakamıza yapışırsınız. Bizim üzerimizden öyle ucuz şeylerle insanlar çıkıyor...

dememişmiydi? Yanlış hesaplar, ucuz statejiler ve cemaatle iktidarın düşman olması hesapları altüst etti. Sonuçta astsubay toplumunun kaderi ile oyanmasına neden oldu!

Amacına hizmet etmek, birilerine mesaj vermek için Assubay toplumunun hiç bir derdine çare olmayan "Güzin Paşa", "Şezlong Albayı", "Rezerve Paşa", "Genelkurmay lağv edilmeli" tarzındaki maksadı aşan eleştirilere; Assubay toplumu için yüzkarası olan Başkan Yardımcısı'nın gündem değiştirmek amaçlı yargılandığı "Y.A.Ş. üyelerinin mezarına tüküreceğiz" hakaretleri ardından muhtemel yargılanacağı Genelkurmay Başkanı'na

Komutan olmak için önce adam olacaksın

Ben sana general olamazsın demedim, adam olamazsın dedim

Basiretsiz ve yönetimsel aciziyetsiz

Şehit cenazelerinde göstermelik tabut taşıyan aymaz, vatan evlatlarının gözünde zerre kadar kıymetin yoktur

TSK manevi şahsiyetini temsil görevin bitmiştir, yazıklar olsun

tarzındaki hakaretleri bu topluma sadece tepkiyi ve hakların askıya alınmasını Genelkurmay ile iplerin kopmasını sağlamıştır.

Genelkurmay Nizamiyesi'nden giremeyen, siyasi ve askeri otorite tarafından muhatap alınmayan Bay Ahmet KESER saltanatını devam ettirmek adına assubaylar ve Temad adından yararlanarak bir yandan ticaret ve komisyonculukla saltanatı sağlamaya çalışırken, diğer yandan kendisi ve algıcı, çalgıcı, nemacı yalakalarıyla yılların mücadelesi ve özverili arkadaşlarımızın gayretleri ile alınacak başarıları sahiplenmek adına algı operasyonlarına devam ederek genelkurmay ve hükümet ile görüşmelere devam edildiği masalını anlatıyor!

Mücadeleden nemalanan narsist, biatçı takımı sürekli olarak topluma empoze etmeğe çalıştıkları gibi, neymiş; sorunları iletmişler. Şimdi sıra, çözüm görevini  verdikleri Genelkurmay'da imiş (!) Bre gafiller, Genelkurmay ile pastahanede mi görüşüyorlar ayrıca sanki Genelkurmay düne kadar sorunları bilmiyormuydu!

Siz, hiç bir riski olmayan sigortacılıkla bile kar elde etmeyen ticari yetenekten yoksun iken, piyasının iki misli fiyatla pazarlamaya çalıştığınız yurtdışı turlarınızla, arsa diye dağ başındaki tarlayı yüz misli fiyatla pazarlayan komisyonculuğunuzla, assubay toplumuna ne faydanız var?

Geçenlerde kendi kendine Astsubay Haber Portalı Genel Yayın Yönetmeni ünvanı veren bir riyakar çanak sorularla  Ahmet KESER’le mülakat yapıyor. Yine aynı üslup, yine ayni kibirle Bay KESER, kendisinin yapması gerekeni yapan, Genelkurmay'a, bakanlara, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na  özveri ile bu toplumun sorunlarını ilgililere iletenleri müstehzi bir ifade ile 'sözde' hafife alıyor! Hala, eleştiri yerine Genelkurmay'ı 'sözüm ona' dışlamaya çalışarak  Genelkurmay ve siyasi otorite ile görüşememenin, muhatap alınmamanın acizliğini gizlemeğe çalışıyor!

  • Kedinin ulaşamadığı ciğere mundar dediği gibi, kendisini muhatap almayan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez insani düşüncelerle şehit assubayın tabutunu omuzlayan Genelkurmay Başkanı'nın bu insani davranışını eleştirerek, trübünlere oynadığını düşünüyor!
  • "İzmir'den biri yüksek okul mezunu 1nci dereceye yükselememiş, 9/2 diye tutturmuş" derken 9/2 nin binlerce kişinin sorunu olduğunu, ayrıca görev koşulları ve sorumlukları asssubayların görev koşulları ve sorumluluklarıyla kıyaslanamıyacak memurlardan değersiz görülmesinin yarattığı psikolojik baskıdan haberi yok!
  • Yüreğini ortaya koyarak bakanlarla kişisel dostluklar kuran, onlara assubayın adaletsizliğine inandırıp desteğini alan Sn. Yılmaz Demir Özçelik gibi bir cesur yüreği kutlamak,  teşekkür etmek yerine, yaptığının kişisel tatmin olduğunu söyleme talihsizliğinde bulunuyor!
  • Assubayların sorunlarına inanan, destek veren eski M.E.B. şimdiki Kültür ve Turizm Bakanı Sn. Prof. Dr. Nabi Avcı’nın hükümetteki saygınlığını yok sayarak, üstelik kendisini beceriksizlikle, İç İşleri bakanını laf salatası yapmakla suçlayacak kadar aymazlık gösteriyor!
  • Temad'ın ticari faaliyetlerinde Oyak ve Torku'yu geçeceğini, böylece assubayların  9/2 ve tazminatlardan daha karlı olacağını, refaha kavuşacaklar masalınıı anlatıyor!

Bay Ahmet KESER, 

Yalakaların büyük başarı gibi sunduğu, sıradan halkın katıldığı bir iftar yemeğinde Başbakan'a ulaşmaya çalışanların arasına kaynak yaparak girmek, iki resim çektirip bir dakikada astsubay sorunlarını anlattım diyerek hiçbir yere varamazsınız. Bu ancak sizi ve göreviniz bittiğinde etrafınızda göremiyeceğiniz Minatomani Yalakaları'nı tatmin eder.

Bu toplumun masallara ihtiyacı yok, sizi başımıza kral olarak seçmedik!

Bizler, gel dediğinizde gelen kurşun askerleriniz değiliz. Milyonlarca maddi ve manevi desteği çevrenizle saltanat sürün diye değil, bizi temsil edin, sorunlarımıza çare bulun, uzmanlar derneği gibi çalışın diye verdik.

Bu aymazlıklar, bu kişisel hesaplar devam ettiği sürece Temad Genel Başkanı olarak kaldığınız her dakika bu toplumun haklarının önündeki engeldir.

Siz önce becerebilirseniz yitirdiğiniz güveni sağlayın. Asb. adı ile kurulan kooperatife kendini 4 yıllığını başkan seçerek kendi refahını sağlamış olabilirsin.  Bir çok şube başkanının "rahatım bozulmasın" diyerek sessiz kalması seni bulunmaz hint kumaşı yapmıyor.

Seçilmeden önce günde iki kez arayıp danıştığın, seçildikten sonra kişisel hesapların ortaya çıkıncaya kadar sana destek veren bir ağabeyin olarak benim sözümü dinle. Yalakaların, biatçıların ile birlikte TENAD’ı (Türkiye Emekli Nemacı Assubaylar Derneği) kur! Tüzükte kendini ömür boyu başkan, yalakalarını yönetim kurulu üyesi seçtir. Sende kurtul, bu mazlum zümre de kurtulsun!

Not: Bu yazım üzerine yine yalaka gürühu kendileri ve sanal isimleri ile saldırıya geçeceklerdir. Hiç umursamıyorum! Sizde biraz yürek, biraz ahlak, biraz vicdan varsa daha önce de belirttiğim aşağıdaki konuları sorulayın;

  • Temad’ın aidat, gayrimenkul, bağış gelirleri, hazine yardımları ticari faaliyetlerden aldığı komisyonlar nedir, nereye harcanmıştır?
  • Astsubay ve Temad adı kullanılarak pazarlanan, emsallerinden yüzde yüz pahalı turlardan ve arsa diye dağ başındaki imarsız tarlanın yüz misli fiyatla pazarlanmasından,milyonluk ev satışından kim, ne kazanmıştır?
  • "Harcamaları sordum ihraç edildim" diyen Keser’in sadık yardımcısı Taner Yılmaz ve çantacısı, sırdaşı Sami Başkaya ile Fikret Parlak neden istifa etmişlerdir?
  • Başlangıç derecesindeki adaletsizlik yüzünden binlerce meslektaşımızın mağdur olduğu intibaklar konusunda kimlerle görüşüldü?
  • Bu adaletsizlikteki ısrarı kime, nasıl anlattınız? Nasıl bir tepki ile karşılandınız? Ya da "sırada 9/2 var" derken bunu neye dayanarak  söylüyorlar?
  • Tazminatlar büyük bir olasılıkla sadece 1'inci derecedeki assubaylara verilecek. Başka sürprizler var mı? Yoksa tazminatlarda intibaklar gibi binlerce kişinin mağduriyetine neden olursa bunu da emekleri olmayan diğer konulardaki  gibi  başarı diye lanse etmeye devam edeceklermi, Diyalog olmadan temsiliyet olmaz. Genelkurmay Nizamiyesi'nden içeri alınmayanlar bu görüşmeleri nasıl, kiminle yapacaklar ?
  • Hiçbir başarı elde etmeyen, etmesi de mümkün olmayan bu yönetime hangi amaçla destek veriyorsunuz? Bu desteğinizin Temad tüzel kişiliğine ve mücadelemize zararını biliyormusunuz?

Yanıtınızı bize vermeseniz bile belirttiğim gibi biraz ahlak, biraz vicdanınız varsa aynaya bakıp kendinize verin.

Kendisine ve mesleğine saygısı gereği mücadeleyi amaç edinmiş arkadaşlarıma saygılarımla....

Yayınlandığı yer KARDELEN
Perşembe, 12 Mayıs 2016 14:02

Bir Düş

Bir düş vardı hani?

Astsubay diye bir toplumun iç güdüleri içeriğinde,

Hakları vardı hani   gizlerinde,

İçlerinde tuttukları acıları karmakarışık.

Koşarlardı peşi sıra,

Hak denilen bu düş’ün peşi sıra...

 

Uykularına giren,

Dalgın,dalgın.

Gözlerinin içinde bir tutam hüzünle,

Dalarlardı içtenlikle,   

Boğum boğum duygularla,

Bakışlarında umutsuzluk

Duyguların da burukluk olgusu ile...

 

Bir düş vardı ulaşamadıkları,

Derin, derin uykulardan uyandıran,

İçlerinde sönmeyen bir  ateşti sanki,

Haksızlıklara dayalı,

Dinmeyen sızılarla.

 

Benliklerinde,

Ulaşamadıkları hakları gömülü.

Öbek, öbek  kederler ile direnmelere  

Çabalarken hani,

Ulaşırım diye çırpınırken

Hiyerarşi maskesi kapatıyor gözleri.

Haklarda,

Ağırlık taşıyanların,  

Çırpınışları görülmesin diye!

 

Bir paylaşım isteğiydi sadece çırpınışlar,

Deyişler vardı hani,

“herkesin tek eşit olduğu yerdir”.

Varsayılan ortamında,

Zenginin,  fakirin, okumuşun okumamışın,

Aynı yerde, aynı kaşıkla yemek yer,

Yatar uyur söylemleri,

Sayın Balçiçek huzurunda..

Eğer, Eşitlik buysa!

 

Gönül kırgını,  

Keder vurgunu

Vardiya değişmiyordu.

 

Yalnızlığın üzgünlüklerinde

Göremeyenlerin noktasındaydı bakışlar.

 

Fenerbahçe-Kalender-Harbiye güzellikler güzeli.

Yıldızlarla ölçülü değeri hani.

Ve bir Selimiye kışla dönüşümlü,

Maslak mesken benzeri!

 

Yeterli mutlulukların paylaşımında,

Sosyal haklar varsayım,

Görünmezler ortamında.

Ulaşılamayan yaşam istekleri,  

Sıkıntıların da

Bir üşüme bir titreme olgusu.   

Yaşam, yetmezliklere.

Haksızlıkların kol gezdiği,

İnsandan çok gölge,  

Gölgeden çok öfke,

Varken açlık sınırında olanlara.

 

Hemen arkasında eklemek gerekir.

"Ne haklılar diyebilirim, ne haksızlar."

Babası assubay  olandan...

 

Ne demek bu?

İçeriği ne?

Anlatımı nedir?

Söylem uygun mu?

Soruların yanıtının özümü bu?

Bu anlamlı “veciz” söylemleri anlayan var mı?

 

Hakların özündeki örtülerdir,

Anlayabilen varsa!

Tüm sırların paylaşıldığı,

Her şeyin teslim edildiği mutluluktur belki.

Sadık yardımcılar ortamında.  

Uyutulmak gibiydi sanki,

İstenmeyen ninnilerle...

 

Oluşturduğu bir ortamdı,

Olanakların gündeminde.

Olguları elinden kaçırmak istemeyenlerin,

 

Emeklilik ortamında

Kapanamamış, kapanmayan yaranın,

kabuk tutmaz ağızı gibi.

Sızlanımlar

Tüm sorunlar.

haksızlık terazisinin kefesinde.

 

Mehmet KAYALI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Cumartesi, 02 Nisan 2016 13:50

KOMANDO ASSUBAYININ TÜRKİYEYE HAYKIRIŞI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazartesi, 14 Mart 2016 15:12

Hodri Meydan!

Değerli  Meslektaşlarım

Bize, assubaylara yapılan bu haksızlıklara

dur diyelim.

Dur deme zamanı geldi, geçiyor.

Temad denilen yüce kuruluşumuzun,

sesi çıkmıyor, çıkamıyor!

Kendi gücümüzü

bilemez durumdayız!

Bizim seçimlerde en az 400.000 oyumuz var.

Güçlüyüz ama gücümüzü bilemiyoruz!

 

Hizmetin özünü, bizler üretmekteyiz.

İleri karakollarda,

şehitliğe en yakın yerlerde görevlendirilmemize,

zimmetin tüm  yükünü taşımamıza,

sıra sıra tabutlara dizilmemize,

sosyal olanaklardan kısıtlı faydalanmamıza rağmen,

İş tazminatlara ve olanaklara gelince,

risk ortamından uzak,

cephenin gerisinde

klimalı bürolarında oturanlara,

ofis sevenlere sunulmaktadır.

 

Bize yapılan haksızlıkları,

'insan hakları evrensel beyannamesini temel alarak'

mahkemelerce tespit ettirerek,

yüce yargıya götürme olanağımız vardır.

 

Sıra sıra şehitlerin adı,

Assubay ve uzman çavuşlar...

Sesimizi duyuracak yönetim gerekiyor!

 

Hatalı yaklaşımlar ile sesimiz çıkmaz,

çıkamaz duruma getirilmiştir!

Oysa, bizlere yapılan haksızlıkları sergilemeliyiz…

 

Duyarsızlıklara çare vardır.

Güçlü kişiler,

güçlü yönetimler,

çareyi ve bir çıkar yolu mutlaka bulurlar.

Bu bir donanım işidir.

Hukuksal bilgiye, donanıma dayalıdır.

 

Yaşım 83 ama diriyim.

Ve sağlık sorunum yok.

Sizlere yardımdır,

en büyük amacım.

Assubayların hak ettikleri yerde olmalarıdır idealim.

Hukuksal yolla kazanımlar mutlaka vardır ve bu sağlanır...

 

19 Eylül 1953'ten beri bu işin içindeyim.

51 senedir lisanslı biri olarak,

assubaylara yapılan haksızlıkların ortadan kaldırılması peşindeyim.

Uğraşımın bu olduğunu,

tanıyanların çoğunlukla bildiğini sanıyorum.

 

Sizlerdenim.

Hiç bir ekonomik talebim yok

ve olmayacaktır!

Maaş da istemiyorum.

Tek düşüncem ve üzüntüm;

Assubayların,

düştüğü düşürüldüğü çaresizlik ortamından çıkarılmasıdır.

Ekonomik gücüm bana yeterli,

seçin beni.

Gayem;

assubayları layık olduğu,

hak ettikleri gibi,

daha onurlu kılmaktır.

 

Bize yakıştırılan,

"alt statü" denilen uyduruk söylem aşağılayıcıdır, itelemedir.  

Hak ettiklerimizden, haklarımızdan uzaklaştırmadır.

İlk iş "alt" denilen yerden kurtamak,

verdiğimiz hizmetin karşılığını almak olacak.

Her sonucu göze alıp.

haklarınızı ön plana çıkarayım.

Bire bir, en yetkililer ile yılmadan,

küfüre, hakarete bulaşmadan,

kızmadan, küsmeden...

Gerçek nedensiz 'ihraç' edilen tüm arkadaşlarımızı,

tekrar bünyemize kazandırmalı,

hak aramada katkılarını sağlamalıyız.

Yaklaşımlarım, fikir tespitlerim

monopol, kişiye özel olmayacak.  

Ben değil, biz olacağız.

Tespitler, kişisel değil kollektif oluşuma, yapıya kavuşacak.

Astsubay toplumu olarak var olacağız.

 

Görüşmek üzere...

Yanıma alacağım gönüllü arkadaşlar ile hak nasıl alınır göstereyim size. Hodri meydan!

İleri yaşıma rağmen,

sizlerle beraber,

sizlerin yanınızdayım

ve sizlere sesleniyorum...

Mehmet KAYALI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Salı, 10 Kasım 2015 14:15

MÜCADELE EMEK İSTER...

Değerli Arkadaşlarımız,

Yıllardır, ön yargılarla haksızlığa uğratılmış, TSK'nin değişmez personeli olan assubayların haksızlıklarını meslektaşlarımızla dile getirip adaletin sağlanması mücadelesini veriyoruz. Bu mücadeleyi daha ileri noktalara taşımakla görevli olan TEMAD yönetiminin yaptığı hatalar, kişisel hesapları nedeniyle gelinen noktanın komuta kademeleri tarafından da tepki ile karşılandığını biliyoruz.

TEMAD tabii ki bu sınıfın yasal temsilcisidir.

Ancak;

Sayın başkan 22 Ağustos seçimleri sonrası tamamen çok farklı bir yol ve söylemleri ile Genelkurmay ile köprüleri atmış, tarihinde görülmemiş bir yaklaşım ile sınıfsal bir bölünmeyi körüklemiştir.

Genelkurmay Başkanlığı'nın TEMAD'ın kurumsal kimliği ile sorunu yoktur ve bunu ifade etmişlerdir. Sayın başkanın ve bazı yöneticilerin akıl almaz yaklaşımları ile ilerleyen bir süreci durdurmaktan öte kazanımlarda kayıplara neden olmuştur.

Olumsuzlukları eleştirenlere yapılan seviyesiz hakaret ve iftiraların yanı sıra

  • Şezlong albayı
  • Rezerve paşa
  • Güzin paşa
  • Genelkurmay kapatılmalıdır
  • Çanakkale zaferi zafer değildir
  • Yaş üyelerinin mezarına tüküreceğiz
  • Sefer görev emrini iade edeceğiz

şeklindeki kabul edilemez maksadı aşan eleştiri ve hakaretler...

Yapılan bu akıl almaz  hatalar muvazzafı ve on binlerce emekliyi bu günkü durumuna getirmiş ve de umutsuzluk sarmalında bırakmıştır.

Bu günlerdeki genelkurmay başkanımızın bazı kişiler ile görüşmesinin resmi olmayan duyumlarına yapılan yorumlara da üzülmemek elde değildir.

Sıkılı yumruk ile toka yapamazsınız!

İşte tarafımızdan kurulan ve bir kaç aydır yayında olan www.askerhaklari.info web sayfamız bu birlikteliği farklı bir pencereden yaklaşarak ele almıştır.

Bu web sitesi, mevcut yönetimin yarattığı ayrışmayı, ötelenmeyi, bölünmeyi reddetmek adına bir büyük ihtiyaçtan ortaya çıktı.

Uygar, medeni gelişmiş, teknoloji ile donanmış ulus ordularında; o  orduların içinde yaşayanlar nasıl insanca, refahla, hukukla, sosyal ve insani   standart ve anlayışla yaşayabiliyor ise, uzman çavuşundan generaline kadar hepsi de hazla ve kalite ile yaşayabiliyorlar ise;

Mustafa Kemal'in Ordusu'da 1923 ten beri bunu çoktan hak etmiştir.

diyerek ve düşünerek bu web sitesi bu görev ile misyona soyundu.

Genelkurmayın kapısından giremeyenler kendilerini bulunmaz, bu toplumun ise çaresiz ve sahipsiz olduğunu düşünmesinler.

Bu sınıfın özverili mensupları vardır!

Bu sınıfın kanaat önderleri vardır.!

Yeri ve günü geldiğinde hiç kimseden icazet almadan  ne yapılması gerekir ise yapıyorlar, yapacaklardır.

Toplumun umutlarını kullanarak estirilen rüzgar bitmiştir. Bu yönetimin toplumun beklentilerine yanıt vermediği, hiçbir başarı elde edemediği basındaki gelişmeleri sahiplenmekle yetinildiği  hâttâ Temad başkanının "ben sizden sorun çözmek için yetki almadım" itirafı ile ortadadır. Emeğin sahiplenilmesi riyakarların alkışları gerçeği değiştirmeyecektir.

Yıllardır gönüllülerin mücadeleye katkıları meslektaşlarımızın malumları olup bu güne dek yapılanların yazışma belgeleri mevcuttur.

Ayrıca platformumuz yönetimin aymazlıklarından kaynaklanan olumsuzluğa çözüm bulmak adına birçok girişimlerde bulunmuştur, bulunmaya devam edecektir.

  • Sayın Genelkurmay Başkanlığına, görüşme talebi iletilmiş ve bu talep olumlu yanıt bulmuştur. Görüşme gerçekleştiğinde her konu açıklığı ile web sayfalarımızda siz değerli meslektaşlarımıza iletilecektir. Ayrıca; Verilen olumlu yanıtlar ve önümüzdeki günlerdeki yapılacak olan değişikliklerin detayları tarafımıza yazılı belge ile resmi yazı ile gönderilmiştir.

Yönetime riyakarca yazılar yazıp algı oluşturanları kendi ayıbı  ile başbaşa bırakabiliriz, ancak yönetim destekli hakaret grubunun  önde  gelen kanaat önderimize kişiliklerini sergileyen saldırıları bumerang gibi kendilerine dönmektedir ve unutmasın ki mücadelenin kişiselleştirilmesi assubay tarihine kara bir leke olarak geçecek ve  bu vebali ömür boyu taşıyacaksınız.!

Yeni komuta kademesi ile yepyeni bir anlayışın gelecekteki tüm olumsuzlukları zaman içerisinde düzelteceğini hissediyoruz.

Saygı ile...

Asker Hakları Platformu
Yönetim kurulu
www.askerhaklari.info

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR

Yaşadıklarımızı görmekten. Tükendim. USANDIM. Assubay camiasına AYIRIMSIZ denilen TSK da yapılan HAKSIZLIKLARA -HUKUKSUZLUKLARA-AYIRIMA-ÖTEKİLEŞTİRMELERE hayret ediyor, personel arasında oluşan AYRIŞMAYI üzüntüyle izliyorum.

Genelkurmay Bşk nın yapmak isteyip de istediklerini yapamamasının SEBEBİ TSK nın KAST sistemidir.

Hayret etmemin "BİRİNCİ" NEDENİ TSK piramidinin EN ÜST kademesinde bulunan ve TSK nın KOMUTANI olan GENKUR BŞK .nı tarafından defalarca hem ASSUBAY camiasına, hem de YAZILI ve GÖRSEL basına bugüne kadar yapılamayan "ASSUBAY DEVRİMLERİNİ" yapacağını bizzat açıklamasına rağmen, aradan YILLAR geçtiği halde ASSUBAY DEVRİMLERİNİN yapılmasını bırakın, ASSUBAYLARIN SORUNLARININ KARTOPU haline gelerek her geçen yıl BÜYÜYEREK arttığını görüyoruz. Bir GENELKURMAY BAŞKANI yapacağım dediğini YAPMIYOR veya YAPAMIYOR ise TSK da kendisinden daha üst rütbede, makamda biri veya birileri mi var ki SÖZÜ (EMRİ) geçmiyor, SÖZÜNÜ ( EMRİNİ ) geçiremiyor, YAPMAK istediklerini YAPMIYOR, YAPAMIYOR.

KAST sistemi de, TSK da PERSONEL arasında ONARILMAZ SORUNLAR ve UÇURUMLAR yaratarak PERSONEL ARASINDA GÜVENSİZLİĞE SEBEP OLMAKTADIR. KAST sistemi GÜVENSİZ ve DAYANIŞMASIZ bir ortam YARATMASINA rağmen VAZGEÇİLEMEZ bir ŞART MIDIR Kİ TSK.ya ZARAR verdiği halde hala SÜRDÜRÜLMEKTEDİR?

TSK da ki HİYERARŞİK sistem VAZGEÇİLEMEZ olabilir, buna AKLI SELİM kimse İTİRAZ etmez, edemez. TSK da ASTLIK - ÜSTLÜK hukuku kesinlikle uygulanmalıdır. Ama bu UYGULAMA TEK TARAFLI UYGULANMAMALIDIR. Üstün HUKUKU Gözlendiği gibi ASTIN HUKUKU DA GÖZLEMLENMELİ ve bu HUSUS yasalarla TEMİNAT altına alınmalı, KİŞİLERİN TAKDİRİNE bırakılmamalıdır.

Bugün TSK da ki UYGULAMADA HİYERARŞİK sistem ile KAST sistemi birbirine KARIŞTIRILARAK sadece ÜSTÜN hukukunun korunduğu, ASTIN hukukunun hiç DİKKATE alınmayarak büyük SORUNLARIN yaşanmasına SEBEP olduğu GÖZLERDEN kaçmaktadır. Bu UYGULAMALARLA TSK da HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ değil, TAMAMEN ÜSTÜNLERİN HUKUKU GEÇERLİ OLMAKTA ve UYGULANMAKTADIR.

Bu uygulamalar nedeniyle TSK da PERSONEL arasındaki DAYANIŞMA ve GÜVEN ortamı her geçen gün azalmakta, AST personel için "GÜVENLİ ve HUZURLU" çalışma ortamı YOK olmaktadır. Assubaylar TSK da ki HİYERARŞİK SİSTEME değil, yapılan HAKSIZLIK, HUKUKSUZLUK-AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRME uygulamaları ile PERSONEL arasında oluşan UÇURUMLARA, her geçen gün daha çok NETLEŞEN ve BÜYÜYEN "GÜVENLİ" çalışma ortamının YOK olmasına İTİRAZ etmektedirler.

Assubayların KİMSENİN ne MAAŞINDA, ne RÜTBESİNDE, nede MAKAMINDA gözü YOKTUR. Assubaylar uzun yıllara DAYANAN ve TSK da ki BİRLİK ve DİRLİĞİ bozan AYIRIM, HAKSIZLIK, HUKUKSUZLUK ve ÖTEKİLEŞTİRMELERİN SON bulmasını istemektedirler. Bu yapılmadığı takdirde Assubaylar "GÜVENLİ" çalışma ortamı olmadığından TSK da ASSUBAY kadrolarının kaldırılmasına da RAZIDIRLAR.

Beni en çok hayrete düşüren "İKİNCİ" neden ise Assubay camiasının YILLARDIR yaşamış olduğu tüm bu HAKSIZLIK-HUKUKSUZLUK-AYIRIM ve ÖTEKİLEŞTİRMELER karşısında hala BİR araya GELEMEMELERİ, TEK YUMRUK ve TEK SES haline gelerek HAKLARINI etkili bir şekilde ARAYAMAMALARI, aksine araya SOKULAN NİFAK tohumlarıyla parçalanmalarıdır.

Assubay CAMİASININ bugün içinde bulunduğu durum YILLARDIR HAKLARIMIZIN verilmesini KASITLI olarak ENGELLEYENLERİN "TAM OLARAK İSTEDİĞİ ve ARADIĞI" bir ortamdır. Yıllar önce NETEKİME sorulan SORUDA verdiği cevap ÇOK ilginç olduğu kadar DÜŞÜNDÜRÜCÜ ve MANİDARDIR.

  • SORU; EN ÇOK NEDEN KORKAR veya ÇEKİNİRSİNİZ?
  • CEVAP; HİÇ bir şeyden KORKMAM ve ÇEKİNMEM ama ASSUBAYLARIN BİR ARAYA GELEREK OLUŞTURACAKLARI GÜÇ BENİ KORKUTMAKTADIR. Ancak BİZLER onları ÖYLE bir EĞİTTİK Kİ, "BİR ARAYA" gelmeleri MÜMKÜN görünmediğinden KORKACAK ve ÇEKİNECEK bir şeyimiz YOKTUR

demiştir. İşte her şey bu CEVABIN içinde GİZLİDİR. Bizler BİLİNÇLİ, MANTIKLI olarak bir araya GELMEZ, GELEMEZSEK BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ, BUNDAN SONRA DA HAK HUKUK diye daha çok YAZAR-ÇİZER, SORUNLARIMIZIN SEBEBİ OLANLARLA DEĞİL, KENDİ ARAMIZDA MÜCADELEMİZİ sürdürmeye devam ederiz.

Bugüne kadar YAŞADIKLARIMIZI UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM.

Eğer GENKUR istese idi bugüne kadar VERİLMEYEN ASSUBAY HAKKI kalır mıydı? Bizim karşımızda ki İLK ve TEK ENGEL GENKUR BŞK lığıdır. ASSUBAYLARIN haklarını VERDİRTMEMEK için SİYASİLERİ DE kendi AMAÇLARINA ALET etmekte, TOPU kendi kalesinden UZAKLAŞTIRMAYA çalışmaktadır. Genkurun bugüne kadar YAPTIĞI hep budur.

Assubayların artık yapacakları TEK şey ÖN ŞARTSIZ, ÖNYARGISIZ, hiç bir NEDEN göstermeden BİR ARAYA GELMEK, TEK SES, TEK VÜCUT olmaktır. Eğer bunu bu defa da BAŞARAMAZSAK HAKLARIMIZI almak için verdiğimiz mücadelede karşımızda ki DUVAR her geçen gün daha da YÜKSELECEK, SORUNLARIMIZ daha da BÜYÜYECEKTİR.

UNUTMAYALIM, ASSUBAY SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE TEK ÇARE VE ÇÖZÜM ASSUBAYIN KENDİSİDİR.

Yayınlandığı yer ÜLKENİN NABZI
Çarşamba, 07 Ekim 2015 21:06

ASTSUBAYLAR 5 YIL ZARARDA

657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU, Madde 64: Sürekli görevle atanan memurlardan kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde bulunanlara, bu yörelerde fiilen çalışmak suretiyle geçirilen her iki yıl için bir kademe ilerlemesi daha verilir. Yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır. Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır. Bu maddede belirtilen şartları haiz her sınıf ve derecedeki memurlar, hak kazandıkları tarihten geçerli olmak üzere ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bir ileri kademeye ilerlemiş sayılırlar.

Çok ağır şartlarda görev yapan, hiç disiplin cezası almayan ve üçer yıldan iki sefer veya ikişer yıldan üç sefer olmak üzere 6 yıl kalkınmada öncelikli yörelerde görev yapan Astsubay Meslek Yüksekokulu mezunu astsubaylar, 9. derecenin 1. kademesinden göreve başlamakta ve 24 yıl sonra 1. dereceye yükselebilmektedirler.

Kalkınmada öncelikli yörelerde 6 yıl görev yapan ve hiç disiplin cezası almayan Meslek Yüksekokulu mezunu sivil memurlar ise 19 yılda 1. dereceye yükselebilmektedir.

Giderilmesi talebiyle bu mağduriyetimizi, Sayın Başkanımıza ve Sayın Genelkurmay başkanımıza sunuyorum.
Yayınlandığı yer ASB.HAKLARI
Pazar, 04 Ekim 2015 23:23

KOMUTANLARIMIZA AÇIK MEKTUP!

Saygıdeğer Meslektaşlarımız

Öncelikle Genelkurmay Başkanı'mız dahil tüm Kuvvet Komutanları'mıza yeni görevlerinin hayırlı olmasını diliyoruz. Bizlere uygulanan sosyal, ekonomik ve insanî haksızlıkları 'sağır sultan duymuş olsa da' dile getirmek, sorunlarımızın çözümünü bir kez daha hatırlatmak için hazırladığımız AÇIK MEKTUP'u ülkemizin içinde bulunduğu hassas dönem nedeniyle bu güne erteledik.

Biz, imtiyaz talep etmiyoruz! Bu orduya ve ülkemize sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla kanıtladık. Adalet sağlanıncaya kadar yasal mücadelemiz devam edecektir.

Bir dakikanızı ayırarak yasal taleplerimizi ve bu konudaki düşüncelerimizi adınız, sınıf ve rütbenizi ve TC numaranıza yazıp gönder tuşuna basarak Genelkurmay Başkanlığı ve 4 Kuvvet Komutanlığı'na gönderilmesini sağlayabileceksiniz. Katkılarınız için şimdiden teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Kampanyaya katılım kararlılığımızın ifadesidir. Huzur ve adalet dolu günler diliyoruz.

SİTE VE ASSUBAY GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU YÖNETİMİ

Sayın Genelkurmay Başkanım ve Kuvvet Komutanlarım,

Sizlere bu mektubumu göreve ilk başladığınız günlerde göndermeyi planlamıştık. Ancak, ülkemizin içinde bulunduğu hassas dönemde bunu ertelemek zorunda kaldık! Yeni rütbeleriniz ve görevleriniz size ve ülkemize hayırlı olsun.

Türk Silahlı Kuvvetleri sancılı bir coğrafyada, tarihe ibret notu düşülecek zor bir süreçten geçiyor, geçmektedir.

Maalesef, geriye dönüp baktığımızda son on yıl içinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm unsurları açısından yakın tarihe ibret, esef ve acı dolu notlar düşülmüştür.

Gözünü değil, canını budaktan, kurşundan esirgemeyen TSK mensupları, düzmece iddianamelerle, terör örgütü üyelerinin gizli tanıklığı ile Genelkurmay Başkanlığı yapmış komutanlar dâhil olmak üzere hapislerde süründürülmüştür. Ne yazık ki, Türk Siyaseti kendi ordusunun linç edilmesine seyirci kalmıştır!

Ancak, Türk Silahlı Kuvvetleri içeriden gördüğü, beklemediği, alışkın olmadığı bu kahpe saldırıları da tüm mensupları ile birlik içinde göğüslemiştir. Ata’sına, O'nun ilkelerine, bağlı çağdaş Türk Ordusu dimdik ayaktadır.

Türk Ordusu'na kumpas, gece yarısı TBMM’den geçirilen maksatlı bir kanunla kurgulanmıştır.

O halde “KANUN” her zaman “HUKUK” değildir.

Bunca yıl HUKUK adına yaptığımız talepler, hep bir “STATÜ KANUNU”na dayandırılarak geri çevrilmektedir.

Sayın Komutanlarım,

Assubaylar 211 sayılı yasa ve uygulamaya göre subayın en yakın yardımcısıdır. Subaylarlarla Genelkurmay Başkanlığı'na ve aynı bakanlığa bağlı olarak, tıpkı subaylar gibi savaş sanatını icra ederler. Aynı ortamda daha ağır görev koşullarında çalışırlar. Ancak bulundukları hiyerarşik yapıya saygılı olmaları ve bire bir aynı hakları talep etmemelerine rağmen nedense ön yargılarla haksızlığa, hukuksuzluğa uğratılırlar. Her kurum kendi personelini koruyup kollarken,  bir emirle ölüme gönderdiğiniz personelin bu haksızlıkları önce sizlerin adalet ve vicdan duygularını rahatsız etmesi gerekirken bu haksızlık ve adaletsizliklerin kaynağı siyasi iktidarlar değil, bizzat kendi kurumumuzun olması kabul edilemez!

Hiç bir kamu kurumunda hiyerarşi ileri sürülerek personelin sosyal, ekonomik ve insani açıdan mağdur edilmesine izin verilmemiştir. Örneğin; Emniyet hizmetleri mensupları bekçisinden amirine herkes mezun olduğu okulun karşılığı dereceden göreve başlar. Görev ve makamın özellikleri dışındaki haklar istisna olmak üzere, ekonomik ve sosyal ayrımcılıkları yoktur. Diğer bakanlıkların personeli arasında da durum aynıdır.

Bizlerin hangi şartlarda görev yaptığımız malumlarınızdır. Buna rağmen daha göreve adım attığımız gün büro memuru statüsünde, aynı tahsile tabi bir çok kamu personelinden daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmamız, hak ettiğimiz tazminatlardan sosyal haklardan mahrum bırakılmamız, her sorunumuza ön yargı ile yaklaşılması hiç bir değer yargısı ile haklı görülemez!

Cumhuriyet'in kazanımları sadece belirli kesimlerin olamaz! Bizler de Türkiye Cumhuriyeti'nin fertleri ve bir üniforması da kefen olan mesleğin mensuplarıyız. Bu mesleğimizi de ülkemizin sosyal adalet politikası şartlarında yapmamız gerektiği malumlarınızdır.

Zaman zaman muvazzafların sorunlarını dile getirdiğimiz düşünülerek bundan duyulan rahatsızlık dile getirilmektedir. Adalet herkes içindir. Muvazzafın kazanımı ve kaybının emeklilere yansıtıldığı, ayrıca hiç bir kurum personeline verilmeyen sorumlulukları, bizlerin SEFER GÖREV EMRİ taşıdığımızı, her an silah altına alınıp dile getirdiğimiz haksızlıkları yaşayabileceğimiz gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

Sayın Komutanlarım,

Bilim ve teknoloji çağı olan 21'inci yüz yılda yaşıyoruz. Bakış açıları değişmelidir. 70 yıl öncesinin şartlarına takılıp kalmak GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE’nin gerçekleşmesi önünde en büyük engeldir.

Statü Kanunu hukuki gerçekliğini yitirmiştir, zulme dönüşmüştür.

Sıkıntılara birlikte katlanıyor, birbirimize sırtımızı dayayıp teröristin üzerine gidiyor, birlikte ölüyoruz, dahası var mı?

Cenazelerimizi gene biz kaldırıyoruz, ötesi var mı? Ancak, adaletsizlikler görevdeki meslektaşlarımızın moral ve hizmet verimliliğini emeklilerin kurumlarına olan aidiyet duygusunu yok etmektedir!

Bizler, kurumumuza ve hiyerarşiye saygılıyız. Bu ülkeye ve ordumuza sadakatimizi terimiz, kanımız ve canımızla ispat ettik. Talebimiz sadece ve sadece herkesin hakkı olan adalettir.

Bir çok sorunumuz yeni bir yasaya gerek duyulmadan komutanlık insiyatifleri ile çözülebilir.

Bir çok kez dile getirdiğimiz, sizin de malumlarınız olan temel sorunlarımız aşağıdadır. Çözümsüz değildir! Dileğimiz sadece ön yargısız, samimi, gerçeği anlamaya çalışarak 20 dakika zaman ayırmanızdır.

Takdirlerinize arz ederim.

TEMEL SORUNLARIMIZIN ÖZETİ;    

-Görev koşulları ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak bir çok devlet memuru MYO mezunu ise 9/2, lisans mezunu ise 8'inci dereceden göreve başlamaktadır. Assubayların da aynı derece ve kademeden göreve başlatılarak eski mezunların intibaklarının MYO mezunu gibi yapılmasının teminini,

-Birinci dereceden emekli olanlar ile 2. ve 3. dereceden emekli olanların arasındaki fark en çok 1-3 hizmet yılıdır. Hatta bir ay gibi kısa hizmet süresi olmasına rağmen, Emekli Sandığı Yasası, Madde Ek-70, 1'inci Fıkra (b) bendinde yer alan grupların oranlarındaki dengesizlik nedeniyle, %30 ile %40 arasında maaş farkı doğmasına neden olmaktadır. Bu adaletsiz uygulamanın düzeltilmesi için Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırlayıp M.S.B. tarafından hükümete teklif edilen değişikliğin gerçekleşmesi ile adalet ve eşitliğin sağlanmasının teminini,

-GÖREV TAZMİNATI: 2000 yılında sadece general ve amirallere ödenen, 2002 yılında ise yarbay ve albaylar ile bazı kamu görevlilerine ödenmeye başlanan temsil tazminatı, yasanın özüne aykırı olarak diğer askeri personele ödenmemiştir. Bu durum maaş dengelerini bozduğu gibi, küçük rütbeli personelin açlık sınırına yakın maaş alarak hayat idamelerini güçleştirmiştir. 631 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye istinaden çıkarılan 2002/3546 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1'inci maddesinin iptali için açılan dava sonucunda, DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Kurulu kararın yasaya aykırı olduğuna karar vermiştir! Buna rağmen adaletsiz uygulama devam etmektedir. Tazminatın KHK ve Danıştay kararına uygun hale getirilerek mağduriyetin önlenmesinin temini.

-Ordu  Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) varlığını bugüne getiren üyelerin büyük bölümü zorunlu sebeplerle sistem dışında kalmıştır. Kuruma aynı şartlarla aynı sürede üye olanlar arasında haklar bakımından büyük farklıklar oluşmaktadır. Kurum, üyelerin aidatları ile kurduğu şirketlerin kârlarının tamamını üyelere nema olarak dağıtmamış, büyük bölümünü yeni yatırımlara yönlendirmiştir. Bu nedenle kurum iştiraklerinde tüm üyelerin hakları olduğu gerçeği doğrultusunda her üyeye katılımları nispetinde hisse senedi verilerek gerçekleştirilmesi, dileyen üyelerin birikimlerini kurum değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

-Tam teşekküllü hastaneden sağlam raporu alarak orduya giren personelden, görev koşulları ve çeşitli nedenlerle sağlıklarını kaybedenler "TSK'nde görev yapamaz" raporu verilerek istekleri dışında resen emekli edilmektedirler. TSK dışında sağlık nedeniyle resen emekli edilen kamu görevlisi yoktur ve emsallerinin derece ve kademesine ulaşamadıkları için mağdurdurlar. Bu personele emsallerinin derece ve kademesini geçmemek kaydı ile derece ve kademe ilerlemesi yapmalarının veya bir derece verilerek emekli edilmelerinin sağlanmasını,

-Gerek 5434 sayılı kanun, gerek 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunun 40'ıncı maddesi ile, assubaylara her 360 günlük fiili hizmetlerine karşılık ayrıca 90 gün de fiili hizmet zammı hakkı verilmekte ve bunun pirim karşılıkları yıllık olarak görev yapılan kurumlarca Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fiili hizmet zam hakkım, maaş bağlanma oranı ve emeklilik ikramiyesine yansıtıldığı halde aylık derecemde dikkate alınmamıştır. Fiili hizmet zammı süremin, aylık derece ve kadememin tespitinde dikkate alınarak  intibakımın tespit edilen derece ve kademeden yapılmasının teminini,

-Olağanüstü hal bölgesi ve kalkınmada öncelikli illerde görev yapan 657 sayılı devlet memurların bölgede geçen 2 yıl hizmetleri karşılığında 1 kademe verilmektedir. Daha ağır görev koşullarında çalışan askeri personelin de bu haktan yararlanmasının teminini,

-Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yasada tanımı yapılmayan hiç bir fiil suç sayılmamış ve müeyyide uygulanmamıştır. Disiplin, askerliğin temelidir. Ancak yeni Askeri Disiplin Yasası tamamen amirin keyfiyetine kalan, bahanelerle alınan savunmalar karşılığında belli bir puanı kaybeden personelin TSK ilişiği kesilmektedir. Personelin çalışma güvencesini yok sayan bu uygulamanın hukuk normlarında yeniden düzenlenmesinin sağlanmasını,

-TSK personeli 1-10 yıl arasında devlet tarafından okutulmasına rağmen, istisnasız tüm subay ve assubaylar 10 yıl mecburi hizmet yükümlülüğüne tabidirler. Şartları kendisine uygun bulmayan kişilerin Anayasa ve AİHS aykırı zorla hizmette çalıştırılması kişinin mutsuzluğu kadar hizmetlerin verimli olmamasına neden olmaktadır. Mecburi hizmetin kaldırılması veya okul süresine bağlı olarak makul seviyelere çekilmesini ya da kişilerin devlete tazminat ödeyerek zorunlu hizmetten muaf tutulmalarının teminini,

-Günümüz koşullarında lisans seviyesinde öğrenim bir çok meslek için zorunluluktur. TSK de çağın gerekleri ve hizmet verimliliğine katkıları ve   fakülte mezunlarının askerliklerini er olarak yapmaları  nedeniyle onlara emir ve komuta eden assubayların fakulte mezunu olmalarını zorunluluk haline getirmiştir, bu nedenle Asb. MYO lisans seviyesine çıkarılmasının teminini.

Saygılarımla arz ederim.

Adı ve Soyad:

Sınıf ve rütbesi:

  • Yukarıdaki Metni göndermek için TIKLAYINIZ!

Mail kampanyamız sona ermiştir. Katılımınız için teşekkür ederiz...

Yayınlandığı yer EMEKLI ASSUBAYLAR
Cuma, 02 Ekim 2015 12:17

ASSUBAY! EVİN NERESİDİR?

İçinde bulunduğumuz şartlar, yaşamak zorunda kaldığımız bu günler bizleri bir çok şeyden de koparıp,

Sevdiklerimizden de ayırıyor,

Ülkenin bir tarafı cehennem halini almış, kendisini oralara feda edip sevdiklerini, sevgililerini, eşlerini  memleketlerinde, güven duydukları yerlerde  bırakan o kadar çok arkadaşımız var ki,

Zaten çok sıkça yaşadığımız tayin dönmelerinden alışıktır Assubay ailesi özlem içinde yaşamaya,

Özlem, hasret; rütbelerde görülmeyen bir simgedir, sırmalı ay-yıldızın içinde gizlenmiştir bir yerlerinde,

Bunu 5 yaşındaki asker çocuğu bilir de koskoca bir ülke göremez,

Bir çok arkadaşımız bu yüzdendir ki farklı duygular yaşıyor,

Hepimizin yaşadığı şeyler bunlar,

Heyecan, Hüzün, Kara bir Haber ya da Umut,

Bekleyiş; belki de en zor olan budur,

Duygularını birer cümle ile paylaşıyorlar arkadaşlar sayfalarında

Bazıları ise yalnızca bir kelime ile,

Bazen bir Gemi ismi

Ya da ismini sadece çatışmalardan duyduğumuz bir Karakolun adı,

Ya da bilmem hangi dağın tepesindeki bir Radar,

Assubay'ın evi yoktur aslında,

Öyle bildik, ailenin beraber yaşadığı

Eş çocuklar yerleşik bir hayat yaşamazlar,

Nasıl yaşasınlar ki?

Evleri bir gemidir bazen,

Akdeniz'in dingin suları eşlik eder ona 3 ay bilemedin 5 ay,

Dalgaların güverteye her vurduğunda

Ailesinden bir adım daha uzaklaşır Assubay,

Kuş uçmaz, kervan geçmez bir dağın tepesinde

Üç gözlü bir Karakol'dur bazen de

Bir gözü Korumakla görevli olduğu topraklarda

Diğer gözü ona emanet Mehmetçik'lerdedir,

Ya da Bir sınır kasabasında

Gözünü kırpmadan bekler

Güneş doğarken de

Batarken de oradadır,

Diyarbakır'ın ayazında da

Kavurucu sıcağında da

O hep F-16 uçağının altındadır

Elleri bazen soğuktan motora yapışır

bazen sıcaktan,

Gecede hangarda uçağını bekler

Bir dahaki güne

Onlar hep gökyüzünde uçsunlar diye..,

Evet, evleri yoktur,

Onlara sahip çıkacak kimseleri de,

Ne bir Devlet,

Ne bir Cumhurbaşkanı

Ne Başbakan

Ne Paşa Ne de Bakanlar Vardır,

Ama

Canları Pahasına Savundukları

Onlara Ev Olmuş

Bir Yurtları Vardır....

Yayınlandığı yer INSIYATIF
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 - 10