Perşembe, 18 Haziran 2015 01:23

KOMEDİ, TRAJEDİ, TÜKENİŞ...

Dünyanın hiç bir tiyatro oyununda hem komediyi hemde trajediyi aynı anda çok sık bir arada izleyemezsiniz.

Çok güçlü bir kurgu ve çok yetenekli bir oyuncu kadrosuna ihtiyacınız vardır.

Gülerken ağlatmak zordur çünkü.

Alın size buna çok güzel bir örnek;

Bizden, içimizden, bizi temsil etmekle seçilmiş Ahmet Keser ve ekibinin şahane tiyatro gösterisi!

Adı; Ölüm Orucu.

Assubay Hakları için seçilmiş, yıllarca şehitler gaziler verdiğimiz terörist gurubun simgeleşmiş eylemi.

Ne kimyamıza nede fiziğimize uymayacak bir eylem...

Kefen giyip kaşık kırmalarla başlayan,

Sabah 10 da gelip akşam 6 da sona eren bir trajedi!

Gizli saklı yenilen yemek aralarında ambülans sireniyle bayılanların hastanelere taşınıp ertesi gün gelip herkesten daha canlı bir şekilde nutuk atmaları tam bir komedi!

Kendilerini çok akıllı sanan,

üyelerini kandırıp,

muhatapları kendilerine güldüren bir tiyatro ekibi.

Bir yıldır neden sessiz sedasız duruyoruz?

Neden üstümüzde ölü toprağı var?

Herkes tüm meslek gurupları haklarını alırken en azından almak için bu seçim dönemini değerlendirirken,

Biz neden yerimizde uslu çocuklar gibi oturuyoruz?

Bizi mitinge çağıranların,

Bir AKP li bakanın mesajıyla neden sessiz sedasız hiç bir açıklama yapmadan

Bizleri evlerimize geri gönderdiler?

Ahmet Keser'in neden sesi sedası çıkmaz bir yıldır?

Çünkü;

İnsanların en yaşamsal haklarını

Kendilerine tiyatro oyunu yapanlar

Trajikomik duruma düşerler.

Kendilerini tüm ulusa güldürürken

Assubay' ların geleceğini tüketirler...

/Levent Ulucan/

Yayınlandığı yer INSIYATIF
Çarşamba, 19 Mart 2014 01:28

100 LİRACIK

ADAMIN BİRİ, ÇOK GÜÇLÜ İDİ.

AMA, HAK EDENLERİN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİR İDİ.

DUYARSIZDI GENELDE

KİMSEYE SADAKA VERMEZ, DİLENCİLERİ YANINDAN KOVARDI.

KISACA, KESESİ VE KENDİ GÜÇLÜ,  YÜREĞİ FAKİR BİR ADAMDI.

 

BİR GÜN, KASABANIN PAZARIYDI.

HAVA DA HAYLİ SOĞUKTU,  FAKİR FUKARA TOPLANMIŞLAR,

AÇLIK GREVİ BENZERİNDE,

ÖLÜM ORUCUNDA İDİLER.

DERTLERİNİ ANLATABİLME ADINA.

ÇARESİZLİKLER İÇİNDE.

GIDALARI SADECE SU İDİ.

AÇLIK BU YA SOFULUĞU BOZDURUR DERLER HANİ.
ALLAH RIZASI İÇİN UĞRADIKLARI HAKSIZLIKLARI GİDERMEK İSTEDİLER.
VELİNİMETLERİNDEN,
BİR  BARDAK AYRAN  PARASI,
İSTER OLDULAR.
İÇİMİZ  YANIYOR  DİYE SIZLANMAKTA İDİLER.

  • VELİNİMET;
    "GİDİN İŞİNİZE BE MİSKİN ADAMLAR.
    GİDİN SU İÇİN.
    "

DİYE ÇIKIŞIR.

  • FAKİRLER; "AÇIZ" DERLER.
    "AMA EFENDİM SABAHTAN BERİ SU İÇİYORUZ. HEP SU İÇİLMEZ Kİ.
    NE OLUR EFENDİM.
    "

VE GÜÇLÜ YİNE REDDECEKTİ.

FAKAT ETRAFINDAKİ İNSANLARIN,  ONA TEDİRGİN MUHTAÇ BAKIŞLARINI  FARK EDİNCE.

CEBİNDEN BİR  100.TL. ÇIKARDI.

  • “Bir defaya mahsus olmak üzere alın bakalım.”

FAKİRLER HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN

DÜKKANA YÖNELDİ, BUZ GİBİ AYRANINI İÇTİLER.

SONRA O GÜÇLÜ ADAM İÇİN AĞIZLARINDAN DUALAR DÖKÜLDÜ.

GÜÇLÜ ADAM.

AYNI GECE RÜYASINDA, KENDİNİ CENNETTE GÖRDÜ.

ŞÖYLE Kİ GENİŞ BİR YEŞİLLİK. VE HER TARAFTA……

BERRAK SULAR AKIYORDU.

FAKAT O KADAR DOLAŞTIĞI HALDE YİYECEK BİR ŞEY BULAMADI.

ELİNİ ŞAPLATTI BİR MELEK ONUN YANINA GELDİ.

  • “BUYURUN“

DEDİ MELEK.

  • ADAM; “NE BİÇİM CENNET BURASI?
    HANİ KUŞ KEBAPLARI,   BILDIRCIN ETLERİ, ÇEŞİT,  ÇEŞİT YEMEKLER,  TATLILAR?
    ” 
  • MELEK;
    BİRKAÇ DAKİKA BEKLEYİN“  EFENDİM, DEDİ.

BİRKAÇ DADİKA SONRA ADAMIN ÖNÜNE BİR GÜMÜŞ TEPSİ GETİRİLDİ.

İÇİNDE BİR BARDAK AYRAN.

GÜÇLÜ ADAM ŞAŞKIN, ŞAŞKIN SORDU;

  • DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?
    HANİ DİĞERLERİ, BEN AYRANLA MI KARIN DOYURACAĞIM?

MELEK SAKİN BİR ŞEKİLDE,ADAMLA KONUŞTU;

  • ”EFENDİM DÜNYADAN SADECE BUNU GÖNDERMİŞSİNİZ
    BAŞKA BİR ŞEY GÖREMEDİK.
    "

ADAM ŞAŞKIN.

  •  “NE YANİ,  BURADA HERŞEY HAZIR DEĞİL Mİ?
    HER ŞEYİ DÜNYADAN MI GÖNDERİYORUZ?

DİYE SORDU.

MELEK’İN VERDİĞİ “EVET“ CEVABINDAN SONRA DA UYKUDAN UYANDI.


SAYIN ATEŞOĞLU’NA TEŞEKKÜRLER.

 

MEHMET KAYALI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazartesi, 17 Mart 2014 22:09

ASSUBAY MEKTUBU GÖRÜLMÜŞTÜR!...

Yıl 2009 idi. O zamanın Temad Başkanımız Sayın Mustafa EROL dönemindeki ilk sokak eylemimiz idi.

Yine yer Ankara, yine aynı park.

Yine aynı haykırışlar,

Benzer sloganlar,

Hak hukuk adalet, insan onuruna saygı feryatları...

2012 ve 2013 yılları bu kez sayın KESER Başkanımız ve arkadaşlarının arkasında ANITKABİR'e ve ANKARA 'ya akan binler, onbinler

Aynı sesler, aynı sologanlar, haykırışlar.. Hak, hukuk, adalet feryatları...

GÖRÜNMEZ İNSANLAR ASSUBAYLAR

SESLERİDE DUYULMUYOR TAM ANLAMI İLE!

Yıl bu kez 2014, aylardan mart.. Yer aynı, insanlar aynı, sologanlar aynı, yer aynı...

Değişen ne ki anlıyamıyorum...İçim sızlıyor.

Hükümet yanlısı medya 'hükümete zarar veririz' korkusuyla; solcu medya 'devletin kolluk kuvveti' olduğumuz için; milliyetçi medya 'asker direnişini doğru bulmadığı' için; vesayetçiler 'sisteme başkaldırıları tasvip etmediği' için öylece kaldı ortada, o koca koca, yaşlı başlı adamlar!

Ordunun bel kemiği assubaylar. Eski yüzlere bakıyorum biraz daha yorgun, soluk bu kez, Ankara buluşmasında. Yüzlerindeki kin ve defreti, kızgınlığı okurken omuzlarındaki o ağır yaşam koşulları ile ilgili yükü görebiliyorum.

GÖRDÜĞÜM EN ÖNEMLİ GERÇEK GÖZLERİNDEN "PES ETMİYECEĞİZ" İFADESİDİR !

Başladı ve bitti bir eylem daha.

Ölüm orucu, açlık gerevi Ankaranı tam göbeginde görünsün diye göze batan farklı giysilerle on gün boyunca görünmeden durdular.

Vesayetci sistem

Hükümet yanlısı medya

Solcu medya

Milliyetci medya...

Her biri orada idi.. Ancak görünmediler.. Bir şeyler onları durduruyor!

Onlarda görünmez oldu bu surede..

Sakın bir yıl sonra bir yeni Ankara buluşması kimse demesin !

Ne oldu bu surede? 2009*2012*2013 ve 2014...

Ne değişti bu surede? Ne kazandık? Ne aldık? Ne verdik ?

Bir yerde bu sistem aynı devam ediyor, hala ısrarla GÖRMÜYORLAR!

GÖRÜNMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ?

GÖRÜNECEGİZ MERAK ETMEYİN YAKINDA!

ÜSTELİK TÜM DÜNYA GÖRECEK...

Saygılarımla...


Atilla ABAYLI

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Pazar, 16 Mart 2014 20:17

TÜRKİYE DAVA GÖRSÜN.

Tufan böyle oluşur.

Sel böyle gelir.

Bu insan tsunamisidir.

Uyuyan bir devi uyandırırsaniz onun neye benzediğini görmüş olursunuz.

Assubaylar geldi mi işte böyle gelir.

Zincirlerini kırarak.

Devrani ve gök kubbeyi yıkarak.

Mazlum adalete uyanınca sesi de böyle gelir.

Vücudu hikmeti de.

Ruhu da.

Abdi İpekçi taşmıştır.

Yollar taşmıştır.

Anıtkabir ayağa kalkmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk kabrinde doğrulmuştur.

Gerçek ordusunu, Mehmedini kucaklamıştır.

Dün o malum medya gördüğüne inanamasa da , ağzı açık kalsa da, yazamasa da, yayımlayamasa da;

Yalakalığından utanmıştır.

Basın adına isminden, varlığından yüzü kızarmıştır.

İkaz ve uyarılara aldırış dahi etmeden;

Binlerce muvazzaf kardeşimiz eş ve çocukları ile davası ve abileri ile buluşmuş,

Temad la kucaklaşmıştır.

Bu dernek artık bir davanın ruhunda tüm toplumu ile en büyük güçle sımsıkı bütünleşmiştir.

Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanmıştır.

Onbinlerce vatansever, hak ve emeği adına hükümete kafa tutmuştur. Gözdaği vermiştir.

Genel Başkanınca ifade edilemese de;

Tüm seçimlerde assubaylardan Sana da Çankaya ya da oy yok demiştir.

Genelkurmaya;

“Bu ordunun %65 i bizler geldik, buradayız. Ya siz neredesiniz?“ demiştir.

Hükümete ve Genelkurmaya en büyük uyarısını yapmıştır.

“Bundan sonra olacaklardan siz sorumlusunuz“ mesaji Anitkabir'den verilmiştir.

“Bu toplum artık o bildik yalanla susturulamaz, avutulamaz. İçeriden yıkılamaz.“ uyarısı önlerine konmuştur.

İktidar bir milyon oyu yitirmiştir. Artık Temad'ı ve assubayları da karşısına almıştır.

Bu toplumdan bu anlayışa zinhar destek ve sempati artık asla duyulmayacaktır.

Bu anlamda her kim bir siyasi hesap peşinde olur ise bu öfkeli kitle yakasına yapışacak, hesabını soracaktır.

Hiç bir assubayın oyu bu iktidarın hanesine yazılmayacaktır.

Hiç kimse bu iktidara hiç bir sebeple oynamayacaktır. İkbal gütmeyecektir.

Bundan sonrası hem demokrasi hem de ekmek davasıdır.

Hem cumhuriyet hem de assubaylara dair ayırımcılığa son kavgasıdır.

O taşınan onbinlerce Türk Bayrağının bir anlamı ve mesajı vardır.

Hiç bir güç böylesi bir görüntüyü bu güne kadar verememiştir.

Temad artık;

Yıkılamaz bir güçtür, kudrettir.

Herkesin ve her kurumun resmen artık muhatabıdır.

TSK nın % 65 nin resmi temsilcisidir.

Artık TSK nın yavru vatanıdır, Kıbrıs'ıdır.

Bu gerçek dün en büyük güçle tescillenmiştir.

Tezahür etmiştir.

Dahasi ve sonrası hedef;

İktidar ve bugünkü Genelkurmay anlayışı ve tavrının bu gerçeğe göre değişmesidir.

Bu mevcut anlayışlar artık bitmelidir. Bitecektir.

Bu toplumu durdurmaya bu dünyada kimsenin gücü yetmeyecektir.

Dün adına,

Genel Başkanımıza, Genel Merkezimize, il ve ilçe Başkanlarımıza, teşkilatlarımıza, dava insanlarımıza, dışarıdaki gönül dostlarımıza, vefalılarımıza, dürüstçe gerçekleri gören tüm subaylarımıza, emeklilerine, yürekten destek veren ve parlamentoda ellerinden geleni yapan tüm muhalefet partilerimize, tüm katılanlara, o asil kahramanlara yani kadınlara, annelere, eşlere, o yaşına aldırmayan büyük çınarlarımıza;

Yürekten kocaman, selamlar olsun.

Bu davaya, bu insanlık kavgasina kalem tutan tüm kalplere sevgiler olsun.

Yeter ki bu onbinler nereye istenirse gitsin orada olsun.

Bu toplumun engeller diye bir korku ve endişesi yoktur.

Her yere daha da büyüyerek akacaktır.

Bu dava kutsaldır. Bu çileli ve fakir yüzler elbet çok yakındır, gülecektir.

Hak ve adalet önümüze konacaktır.

Çalınan lokmamız ve rızkımız geri verilecektir.

Yeter ki inanalım.

Yeter ki bir olalım, diri olalım.

Ta en dibinden, en içinden, en katmerlisinden;

Kocaman bir kıt a gibi

Kocaman bir teşekkür benden; Ulu Temad Ailesine.

Ne mutlu o dünü; gidip te yaşayana ve görene.

Saygılarımla.

 

Adnan Fuat ÖZDEMİR
E. Kara Assubayı
GSM : 05432734502

Yayınlandığı yer KONUK YAZAR
Perşembe, 13 Mart 2014 14:41

ASSUBAYIN GÜNLÜĞÜ

Sevgili Adnan Kardeşim.

Sabah kalktım. Makineyi açtım (bilgisayarı) ve karşımda adnan fuat özdemir var……

Yazıları var...

15 mart cumartesi.
önemli bir gün astsubaylar için.
bu bir,  uyanış.
yıllardır verilmeyen haklarımızı vermeyenlerin.  
yüzlerine karşı haykırma günü,  olacak.
15 mart 2014

Her zaman olduğu gibi bugün yine,  'astsubay hakları konusunda ne var ve yok?'

merakı içinde,

senin yazıların ve diğer kendini adamış kahramanlar, lider konumunda arkadaşların,  

makalelerini okuma alışkanığı edindim,

kendi kendime.

Mesaj alındı,  verildi ve mesaj gününde değiliz artık.  

Gerçekçi olmak gerek.

Gerçeklerin peşindeyiz.

Ölüm oruçlarına yatarak.

Haklarımızı vermeyenleri Atamıza şikayet etmek için.

15.mart.2014 günü Aslanlı Yol'dayız.

Çare bu bizim için.

Dualar, yalvarışlar kar etmeyince.

Mesajlaşma zamanı değil elbette.  

Çağdaş ortamdayız, zamanındayız.  

İnsan Hakları diye kavramlar var.

Birleşmiş Miletler, Avrupa İnsan Hakları bildirgeleri görmezden gelinemez ortamındayız.

Devletimizin altına imzalar koyduğu uluslararsası belgelerde..

"Mesajlar alınmıştır" söylemleri,

durumu biraz daha idare etme anlamında mıdır

acaba?

Çalışmalar devam ediyor.

Ediyorda.

Nereye kadar?

Zaman kavramı yetersiz olunca.

Ölüm oruçlarına,  terkedilme,  ortamında.

Bunun karşılığında, gerçekçi söylemler beklenmekte.

Eşit işe, eşit ücret devri görünürde olmalı.

Kaloriferli bürolarda oturupta tüm tazminatlara.

"Bu benim hakkım"

derken düşünmek gerekir, esas hizmete, ağırlığını koyan,  

üretenlerin de hak ettilerinin verilmesi günündeyiz.

Sosyal haklardan eşit faydalanma beklenmekte.

Haklar, şunlardır. Şu haklar verilmelidir. İçeriğinde

kabahat, bizlerin değil.

 

Okumayı, bilinçlenmeyi öğrettiniz astsubaylara.

Haklarını vermeyip de,

ölüm oruçlarına terkettiniz onları.

1965 yılında üniversite mezunu, 12 yıllık meslek deneyimi olan donanımlının başına getirip iki yıllık yeni mezun harbiyeli teğmeni amir yaptınız.

Oysa, hizmetin içeriği asayiş hizmetleri.

Jandarmalık.

Haklarını vermediniz.

Bugün lise mezununa "albay" deyip ve iki yıllık harbiyeli ye,

"unvan" deyip 2,5 kat maaş ödediniz.

Ödüyorsunuz.

Eğitilmişlik belgeleri, lisanslar, kariyerler görmezden gelinerek,

bürolarda çalışanlara değişik isimlerle 6 tane tazminat verdiniz.

Veriyorsunuz.

Hizmetin ağırını yüklenmiş olanlar da seyir ediyor.

Bende bunları çiçeklere benzettim.

Hizmetlerin ağırlığını taşıyanla,   

Elinde bloknotu olanların arasına.

Ücret yönünden uçururum var.

1975-76-77 yıllarında eşit maş aldıklarım,

bugün benim 2.5 katım maaş alıyor.

Neden?

Nedeni ne?

1965 de 4 yıllık lisanslı olupta,

iki yıllık harbiyeli olamam mı?

Ünvanlı emeklilere 5000 cıvarı,

Ünvansız emeklilere 1400.  

Oysa hizmet ortamı aynı.

Gelde çık işin içinden.

Çare ölüm oruçları ile sesini duyurabilmekte.

Ve Sayın Bakanımın yanıtı;

"mesaj alınmıştır."

Benim yaşım 82. Benim mesaj değil,

verilmeyen haklarımdır beklentilerim.

    

Sayın Bakanım,

Saygılarımı sunarım.

 

Mehmet KAYALI
Yayınlandığı yer KONUK YAZAR

TEMAD’ın 5 Mart günü başlatmış olduğu Ölüm Orucu ile ülke gündemindeki yerini koruyan assubay hak arayışı olanca ciddiyetiyle sürmekteyken, gündemle ilgili olarak Meçhul Asker’den bir e-mektup aldım. Mektubu aynen aşağıda sunuyorum.

Orhan Kaya

***

İşte o mektup:

Milli Savunma Bakanı Sn. İsmet YILMAZ'ın Assubayların “ÖLÜM ORUCU” eylemi ile ilgili bir medya mensubunun sorduğu soruya yanıt verdiği açıklamayı hayretler içinde okudum.

TSK'nın genelini ilgilendiren bazı iyileştirmelerin yalnızca Assubaylar için yapılmış gibi anlatılmasını anlamak ve iyi niyetli bir açıklama olarak yorumlamak mümkün değildir.

Sayın Bakının sözlerine “yıllardır hakları gasp edilmiş bir Emekli Astsubay gözü ile bakışımız” aşağıdadır:

"Allah için bir geçmiştekine bakın bir de şimdikine bakın!”, “Astsubaylardan 4 yıllık okulu bitirenler birin dördüncü derecesine çıksın' dediler, yaptık” demişler.

Assubaylara verdik denilen 1. Derecenin 4. Kademesi yalnızca Assubaylara değil yıllarca 926 sayılı TSK Personel Kanununda olmamasına rağmen yıllardır kanunsuz olarak verilen Yarbaylara ayrıca Uzman Çavuşlara da verilmiştir.

Bu düzenlemenin yalnızca assubaylarla ilgili olduğu algısını yaratmak doğru bir yaklaşım değildir.

Sayın Bakan diyor ki:

Astsubaylardan emekli olanlar daha önce istihbarat elemanlarıyla güvenlik elemanlarının almış olduğu 100 lira ödemeyi aldılar, yeni çıktı, Resmi Gazete'de yeni yayımlandı.

Evet, Sayın Bakan doğru söylüyor ama eksik söylüyor. Bahsedilen 100 TL'yi açıklamasında bahsedilen meslek gruplarının emeklileri 8 yıldır almaktadır, yani yasaya yeni eklenen TSK mensuplarının bu güne kadar alması gereken 96 Ay*100 TL= 9600 TL. Bu 8 yıllık gecikme nedeniyle hiçbir haklı gerekçeye dayanmadan gasp edilmiştir. Ayrıca yeni düzenleme ile yalnızca Assubaylar değil makam tazminatı almayan Binbaşı ve altındaki Subaylarla Uzman Jandarmalar da bu ödemeye hak kazanmıştır.

Yoksulluk sınırı altında maaş aldığı için emekliliğinde çalışmak zorunda kalan Assubaylar ilgili kanunun, SGDP destek primi ödeyenler ve sigortalı olarak çalışanlara bu ödeme yapılmaz hükmü gereği bu ek ödemeyi alamayacaktır. Bu ödemeyi alamayacak olanların oranı neredeyse emekli assubayların %50'sidir. Oysa Yarbay ve üstü rütbelerden emekli olan ve Makam Tazminatı alanlarla ilgili böyle bir kriter yoktur.

Sayın Bakan konuşmasının ilerleyen bölümünde de diyor ki:

Önce şunu diyelim; biz bir aileyiz. Bu ailenin, sizin de evladınız var, birini diğerinden ayırt edebilme imkânınız yok. Eğer ailenizden birinde huzursuzluk varsa o huzursuzluk herkese yansır.

Dolayısıyla gerek Genelkurmay Başkanımın gerekse bizim bu kardeşlerimizin ne üzülmesini ne de Mali haklarının kötüye gitmesini isteriz ancak tüm kamu görevlilerimizi ülkemizin genel ekonomik yapısı içerisinde geçmişle kıyaslanamayacak derecede iyi bir noktaya götürmeye çalışıyoruz.

Bu astsubay kardeşlerimi de bu ailenin bütünlüğü içerisinde daha iyi bir noktaya götürmek için çalışmalarımız devam ediyor.

Biz bir aile isek Yarbaylara verilen Makam Tazminatı Kıdemli Başçavuşlardan neden esirgenmektedir. Genelkurmay Başkanlığınca uzun zamandır sürdürülen TSK Personel Kanunu taslağında bu husus yer almasına rağmen neden hayata geçirilmemektedir.

Ülkemizin ekonomik yapısı bu adaletsizliğin kılıfı olabilir mi?

Ülkenin ekonomik yapısı veya Mali Kaynak gerekçeleriyle hiçbir bağlantısı olmayan aşağıdaki adaletsizlikler niçin giderilmemektedir? Kısaca özetlersek;

Polis MYO Mezunları 9/2 derece kademeden göreve başlatılırken Astsubay MYO Mezunları niçin 9/1 Derece kademeden göreve başlatılmaktadır? Göreve başlangıç derecelerindeki bu adaletsizliğin ülkenin ekonomik durumuyla veya mali kaynakla ne ilgisi vardır?

Assubay MYO Yasası ile 2003 yılından sonra mezun olan assubaylar, 9/1 dereceden göreve başlatılırken 2003 yılından önce mezun olan assubayların intibakları niçin yapılmamaktadır? Oysa Harp Okulları 2 yıldan 3 yıla daha sonra 4 yıla çıkarıldığında emeklileri dâhil tüm subayların intibakları buna göre yapılmıştır. Bu aile arasında ayrımcılık ve adaletsizlik değil midir? Bu adaletsizliği gidermek için Maliye Bakanlığına kaynak sorulmasına gerek var mıdır?

Özellikle ülkenin ekonomik durumu, mali kaynak vs. gibi bahanelerle geçiştirilemeyecek, göreve başlangıç derecesi ve intibaklarla ilgili taleplerin yıllardır karşılanmaması aile bütünlüğü anlayışına sığmayan, ailenin fertleri arasında farklı uygulamalar nedeniyle huzursuzluk yaratan konulardır.

Özellikle bu iki konunun çözümü için Genelkurmay Başkanlığı ve Hükümetin, Maliye Bakanlığının kaynak yok gerekçesinden bağımsız olarak, çözüm iradesi göstermesi, emekli assubayların son çare olarak başvurduğu ÖLÜM ORUCU eyleminin sonlandırılması için önemli adımlar olacaktır.

Birçoğunun ciddi sağlık sorunları bulunan Emekli Assubayların Sokakta ölüme terk edilmesi karar merciinde olan herkese tarihi bir sorumluluk ve vebal yüklemektedir. Bugün yalnızca emeklileri ilgilendiriyor gibi görülen bu sorunlar, çözüm makamlarının sorun algılama ve çözüm yönündeki isteksiz tavrı nedeniyle yarının emeklileri olan muvazzaf assubayların gelecek endişesi taşımasına yol açacağından istenmeyen sonuçlara gebedir.

Saygılarımla.

Meçhul Asker

Yayınlandığı yer YANKI
Salı, 11 Mart 2014 14:33

BU HEPİMİZİN MÜCADELESİDİR

Değerli Meslektaşlarım

Olacağı buydu. Yıl 2014. Bu çağda bir yere kadar vaziyeti idare edebilirsiniz. Ama hukuksuzluğun, adaletsizliğin sonsuza kadar sürüp gitmesi mümkün değildir. Mızrağı çuvala sığdırma devri artık sona erdi. Bu hususta ne kadar debelenilirse, çuvaldaki yırtık o derece büyüyecektir.

Ülkemizde yaşanan bu denli vahim durum karşısında, en fazla şehit ve gazi veren, ülkenin savaşçıları başkentin ortasında ölüme yatıyor. Ne kadar duyarsız kalınırsa, o kadar kepazelik ortaya dökülmeye devam edecek. En duyarsız ve ilgisiz olan insanlar dahi, yaşanan ve ortaya dökülenlerle ülkenin bekası için canlarını ortaya koyanların talepleri ile mukayese etmeye başlayacaklardır. Yıllarca; “bizi aldatmayın, avutmayın, oyalamayın bizi ve milletimizi kandırmaya çalışmayın” diye bağırdık. En büyük tehlike, insanla oynamaktır. Hele masum ve emekçi ve vatansever İnsanla oynayanlar bedelini hep ağır ödemişlerdir. Bu insanlar ülkenin bekası için canlarını ortaya koyanlar ise hem iç, hem de dış dünyaya karşı ortaya çıkan durum daha da vahimdir. Dilerim akıl tutulması yaşayanlar, kendi menfaatleri yoksa, başkaları için kör ve sağır olanlar, ülke ve dünya tarihinden de dersler çıkararak doğru yolu bulurlar.

Haksızlığın, ayrımcılığın ve hukuksuzluğun giderilmesi adına ölüme yatan tüm meslektaşlarımı en içten duygularımla destekliyor ve yüreğimin ve benliğimin onlarla birlikte olduğunu belirtmek istiyorum. Bu meslektaşlarıma destek olmak artık, hak aramaktan daha öte, bir insanlık ve onur meselesi olduğu açıktır. Yeter ki kandırılmasın, aldatılmasın ve gerçekler olduğu gibi kendilerine izah edilsin. Bu millet, her zaman mazlumun yanında yer almasını bilmiştir. Onuru için yapılan mücadeleyi de doğru değerlendirecektir. Dilerim bir tek meslektaşımın burnu bile kanamadan bu haklı mücadeleye olumlu yanıt verilir. Aksi durumda, bizleri ölüme mecbur bırakanlar sonsuza kadar sorumlu tutulacaklardır. Dağ gibi sorunları sistematik bir şekilde üretip, bu meslektaşlarımın yaşamlarını feda edecek noktaya getirenleri, bu sorunları bilerek ve isteyerek çözmeyenleri şiddetle kınıyorum.

Sağlık sorunu dışında assubayım, insanım, onurluyum, haksızlık ve hukuksuzluğu hazmedemem diyen herkesin bu mücadeleye katkı vermesi gerekir. Geçerli mazereti olmadığı halde, katkı vermeyenler inandırıcı olamayacakları gibi, dolaylı olarak mesleğine, kendisine ve aile fertlerine en az duyarsız kalan yetkililer kadar zarar vereceği unutulmamalıdır.

Saygılarımla….

Yayınlandığı yer KUTUP YILDIZI

Bir devlet statüsü olan astsubay statüsünün içini dolduran insanlar, yıllardır insanca yaşam koşullarına erişmek için haklı taleplerini, idare edenlere iletmekte olmalarına rağmen ne yazık ki hakları her geçen gün elinden alınmaktadır.

Bundan on beş yıl öncesine kadar yarbay düzeyinde olan maaşları için öngörülen düşürme hedefine hemen hemen yaklaşılmış görünüyor.

İçinde bulunduğumuz yılda bir iki kademeli kıdemli başçavuşun çalışırken aldığı maaşı kıdemli üsteğmen seviyesindedir.

Yarbay maaşı nere kıdemli üsteğmen maaşı nere...

Maaşlarda hedef, kıdemsiz personel kıdemliden fazla maaş alamaz mantıksız mantığına dayandırılıyor.

Bunun dışında teğmen maaşı ile astsubay çavuş maaşı arasında çok büyük fark oluşturulmakta.

İdarenin bundaki mantığı ise; teğmen, teğmen oluncaya kadar, astsubay astsubay oluyor, iki yıl önceden maaş alıyor.

Bunu düşünenler, teğmen teğmen oluncaya kadar, devlet eliyle harcamaları karşılanırken, astsubay, astsubay olduktan sonra tüm giderlerini aldığı maaşından karşılamakta ve devlet işlerinin sorumluluğunu taşımaya başlamaktadır, nedense kimse bunu hesaba katmıyor.

2014 yılı Ocak ayı muvazzaf maaşları (TL);
Teğmenin ast rütbesi olan As(T)teğmen : 2.750


Asb.Çvş. : 2.644
Teğmen : 3.176 Başçavuş : 3.162
Kd.Ütğm. : 3.414 ll.Kad.Kd.Bçvş. : 3.640
Kd.Bnb. : 3.824
Yarbay : 4.489
Kd.Albay : 5.627
2014 yılı Ocak ayı emekli maaşları (TL);
Kd.Bnb. : 1.947


Kd.Bçvş. 1.494
Yarbay : 2.833 Kad.kd.Bçvş. 1.614
Kd.Alb. : 4.356 ll.kad.Kd.Bçvş. 2.251

***

Şimdi gelelim Türkiye Kamu-Sen'in 2014 Şubat ayında ait Geçim Endeksi Verilerine:

Türkiye Kamu-Sen'in asgari geçim endeksi araştırmasına göre, 2014 Şubat ayında 4 kişilik ailenin asgari geçim sınırı 3 bin 818 lira 19 kuruşa yükseldi.

Araştırma sonuçlarına göre, çalışan tek kişinin yoksulluk sınırının bin 894 lira 89 kuruş olarak hesaplandığı belirtildi.

Yapılan araştırmada 4 kişilik bir ailenin kimseden yardım almadan insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesi için gerekli tutar olarak ifade edilen refah sınırının ise 3 bin 818 lira 19 kuruşa yükseldiği kaydedildi.

Araştırmaya göre, bir kişinin sosyal yaşam içerisinde hayatını sürdürebilmesi için gerekli en düşük miktar olan "açlık sınırı" ise bin 460 lira 43 kuruş oldu.

***

Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz, 8 Mart 2014 günü ziyaret etmiş olduğu TSK Güçlendirme Vakfı’na ait jeneratör fabrikasında, basın mensubunun assubayların ölüm orucu sorusu üzerine, adeta assubayları basın yoluyla halka, kamuoyuna şikâyet edercesine "Allah için bir geçmiştekine bakın bir şimdikine bakın" diyor.

Güncel veriler yukarıda sayın bakan. Devletin arşivi de elinizin altında. Bir zahmet siz bakınız geçmişe ve bu güne...

Astsubay camiası okumasını, yorumlamasını bilen insanlardan müteşekkildir.

Çok şükür hemen hemen hepsi, hâlihazırda sizlerin devamı olduğunuz idarenin yasaklarına rağmen üniversite bitirmiştir. Eğer assubayın okuması geçmişte yasaklanmışsa bundan geçmişin sivil idaresi de sorumludur.

Hiçbir hükümetin, vatandaşını ezdirme, haklarından mahrum bırakma hakkı yoktur. Hükümetler, bahanelere sığınamaz. Sığınan, hükümet ediyor sayılmaz. Sayılmayan şey, mağdurlarca tanınmazsa yeridir.

Bir de konuşmanızda aileden, anadan babadan bahsediyorsunuz.

Bizim bildiğimiz, gördüğümüz, yaşadığımız, yaşattığımız baba; yemez, yedirir, giymez giydirir, aç yatar eşini, çocuklarını aç sefil, namerde muhtaç bırakmaz!

Assubaya görevi esnasında uygun gördüklerinizi artırarak emekliliklerinde de sürdürmekten artık vazgeçiniz.

Türkiye Emekli As(T)subaylar Derneği (TEMAD)nin, geçimin bittiği yerde almış olduğu Ölüm Orucu kararını uygulamaya sokmasının üzerinden beş gün geçti.

Bugün altıncı gün.

Sizlerin bir saat dahi kalamayacağınız yerlerde yıllarca kalarak görev yapan ve insanca yaşam için ölüme yatan emekli assubayınızı ziyaret edebildiniz mi?

Daha çalışırken birikim yapma hakkı elinden alınmış olan assubaylar, emekliliklerinde açlık sınırında bir maaşla ölüme terk edilmiştir. Bu terk ediliş hali, idarenin, ölüm orucundaki assubayları ziyaret etmemelerinden de çok iyi anlaşılmaktadır.

Maaş çizelgeleri ayrıntı adresleri:
  1. http://kamuemekcileri.org/index.php?option=com_content&view=article&id=940:2014-yl-assubay-subay-sivil-memur-uzman-erba-maa-kepazelii-&catid=1:manset&Itemid=105
  2. http://www.haberartiturk.com/emekli-maas-kepazeligi-899yy.htm
Milli Savunma Bakanının Ölüm Orucu Açıklaması:
Yayınlandığı yer YANKI
Cumartesi, 08 Mart 2014 23:36

YÜREĞİNİZDE ADALET VE VİCDAN YOK MU?

Gecenin bir yarısı telefonununuz acı acı çalar, anlarsınız fevkalade bir durum olduğunu! Elleriniz titriyerek açarsınız, karşınızdaki sanki kazayı kendisi yapmış, ölüme kendisi sebebiyet vermiş gibi bir suçlu bir ezik size acı haberi verir. Kimyanız değişir, başınızdan kaynar sular dökülür. Allah’tan yaralılar için acil şifalar, rahmete kavuşanlar için dualar edersiniz. Yüreğinizde tarifi imkansız acılar, sıkıntılar yaşarsınız.

Her yere "GÜÇLÜ ORDU GÜÇLU TÜRKİYE" yazarak bunu sağlamanız mümkün değil. Bırakın artık kendinizi gökten zenbille inmiş gibi görmeyi, 'cumhuriyetin kazanımları sadece benim kazanımımdır' zihniyeti ile orduyu yönetmeyi!...

İşte şimdi aile fertleri ile birlikte yüzbinlerce assubayın gönlü ölüm oruclarına kilitlenmiş durumda. Eyleme katılan arkadaşlarına dua, buna neden olanlara beddua ediyorlar!

Bu ülke için en çok şehit ve gazisi bulunan mesleğin mensupları yıllardır nedenini anlayamadığımız bir ön yargı ile sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanıyor. "Biz bir aileyiz" masalı ile yıllardır adeta hipnotize edilerek bize çaresizliğimizi, adaletsizliğimizi, üvey evlat olduğumuzu kabul ettirmeye çalıştırlar. Üstelik bunu her kuruma örnek olduğu söylenen TSK yapıyor!

Subaylar dışında kalan personel kölelerin ülkelerine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada beyaz köle muamelesi görüyor. Bunu haklı gösterecek bir tek değer yargısı var mıdır? Komutan ve amir, personelini koruyup kollayan, sorunları ile ilgilenen kişidir. Bunu Amerikan talimnamelerinden alır, ülkenizde uygulamazsanız, ordunun olmazsa olmaz kuralı disiplini çart-çurtla, baskılarla, hukuksuz cezalarla tesis etmeye çalışırsınız.

Bizim yerimize Japonya'dan robot assubay ithal etseydiniz o bile dayanamaz kısa devre yapardı ama imkansızlıkları bile başararak ordusuna, milletine sadakatini teri, kanı ve canıyla kanıtlayan assubayları yok sayarak taleplerine vicdanınızı ve kulaklarınızı kapattınız.

Assubaylar yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor. İntiharlarımız bile vicdanlarınızı harekete geçirmedi! İntiharlara, “intihar psikolojik bir olgudur” ya da “intihar bulaşıcıdır” gibi sığ, bilimden, vicdandan uzak bir yaklaşım gösterdiniz. Biz de son çare olarak sizin nasırlaşan vicdan ve kulaklarınıza adaleti haykırmak için ölüm orucuna başladık. Yaş ortalaması 60 olan bu çaresiz insanlar, yorgun bedenlerini ölüme yatırdılar. Sapır sapır dökülüyor, hastanelere doluyorlar. Daha ne bekliyorsunuz? Adaleti siz sadece kendinize gerektiğinde mi hatırlayacaksınız?

TEMAD Genel Merkezi "artık yeter, ölümden ötesi yok" diyerek "Ölüm Orucu" kararı aldığı ve uygulamaya başladığı günden beri beynim karıncalanıyor, yüreğim kafesteki yabani kuş gibi çırpınıyor. Vücudumun kimyası bozuldu. 3 yıldır devam eden tedavilerimin müspet sonuçları bir anda sona erdi. Meslektaşlarımın da benden farklı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü, bizlerin yüreğinde sevgi ve merhamet var. Silah arkadaşına vefa duygusu var. Ölüm orucu devam ederse, sadece eylem çadırında değil, bir çok yerde üzüntüler yaşanabilir!

Sizin yüreğinizin kenarında vicdanın, adaletin kırıntısı yok mu?

MSB. Sn. İsmet Yılmaz, “mesajınızı aldık, adalet talebinizi karşılayacağız” demek yerine, haksızlıkların önleneceğine dair TBMM gönderdiği assubaylarla ilgili yazılı açıklamasının mürekkebi kurumadan, ön yargılı zihniyet tarafından bypas edildiğini unutup "assubaylara 1/4'ü ve 100 lira zammı verdik" diye ahkam kesiyor. Alın başınıza çalın! Sanki iane verdiniz, lütufta bulundunuz. Bu, yılların ayıbıdır! Bir üniforması da kefen olan assubayı, klimalı ofislerinde günde 8 saat çalışan büro memuru ile aynı statüde göreceksin, sonra kalkıp kendini tüm ordunun MSB ve Genelkurmay başkanı sanacaksın. Resmen olabilir ama sizler bizim gönlümüzde ne bakansınız ne komutan! Siz sadece ön yargılı zihniyetin temsilcilerisiniz. Aksini iddia ediyorsanız HODRİ MEYDAN. Ciddi bir anketle size güvenilip, güvenilmediğini anlayacak, orduda subay dışında kalan personelin mutsuz, aidiyet duygusunun olmadığını göreceksiniz...

Yok, bizler milletin ordusunun temsilcileriyiz diyorsanız telafisi imkansız acılara neden olacak milletin ordusundaki adaletsizliği, imtiyazı, ayrımcılığı, hukuksuzluğu, sevgisizliği bitirmek için ilk adım olarak “mesajınızı aldık adaletin gerçekleşmesini sağlayacak, çalışmalara hız vereceğiz” diyerek bu ölüm oruçlarını durdurun. Aksi halde bunun vebali sizlerin olacaktır...

Huzur ve adalet dolu günler diliyorum.

Yayınlandığı yer KARDELEN
Salı, 25 Şubat 2014 00:42

EYLEMLER YÜREĞİMİZDE BAŞLADI

Saygıdeğer Meslektaşlarım

Zaman, zaman sizlerden telefonlar ve mesajlar alıyorum. Haksızlıkların, adaletsizliklerin yüreğimizde açtığı yaraları ve bunlara duyulan isyanı dile getirip dertleşiyoruz.

Bu nasıl bir zihniyettir? Aynı ülkü için bir arada olan 'adı; TSK Ailesi' denilen bir kurumda, muhtemelen birbirinin kucağında can verecek olanlar arasındaki ayrımcılık ve adaletsizliğin yeşerttiği  sevgisizlik sarmaşığı bu yüce kurumu  her geçen gün kuşatıyor. Akademi bitirenler, orduyu yönetenler bunun tehlikesinin farkında değiller!

Yapılan adaletsizliği sağır sultana duydu da, gencecik bedenlerin intiharları bile bu adaletsizliği yetkililere anlatmaya yetmedi. Anlattık olmadı, yazdık olmadı, tepki verdik olmadı. Temsilcimiz TEMAD en son çare olarak eylemlerin en büyüğünü protestoların en ağırını ÖLÜM ORUCUNU seçti.

Biz, bu ülkeye ve ordumuza sadakatimizi kanıtlayan, bu ülke için en çok şehidi olan bir mesleğin mensuplarıyız. Terimizin, kanımızın, canımızın karşılığında hakkımız ve hukukumuzun peşindeyiz, ama bizzat kendi kurumumuz tarafından gasp edildiği için görevde moral motivasyonu emeklilik de kurumumuza aidiyet duygusunu yitirmiş durumdayız! Oysa taleplerimiz bazılarına altın tepside sunulduğu gibi imtiyaz ve ayrıcalık değil, sadece adalet ve insan onuruna saygıdır.

Birçok arkadaşımız "biz, zaten görevde iken robotlaştırıldık, duygularımız önemsenmedi. Sicil, tayin, ceza baskısı ile sustuk, susturulduk. Artık  kaybedecek neyimiz kaldı? Hergün astsubay ailesi olan ulu çınardan bir yaprak adaleti görmeden gözü açık bu dünyadan gidiyor. Bu nedenle Türkiye dışında tüm dünya bu haksızlığı hukuksuzluğu görünceye kadar kendi özgür irademizle gerekirse ölmeye kararlıyız" dediler.

İşte bu kararlılık bir çoklarımızı insani duygularla endişelendirdi! Bu zayıflık ve kararsızlık değildir. Bir tek arkadaşımızın bırakın hukukun üstünlüğünün sağlanması adına ölmesini, burnunun kanamasını düşünmek bile şimdiden yüreklerimizde bir eziklik, bir burukluk yaşattı. İşte bu yüzden bazı arkadaşlarımız ölüm oruçlarına sıcak bakmıyor. Bunu teslimiyet, korku, vazgeçme, davadan dönmek olarak yorumlayan içimizdeki zavallılar kadar yetkililere de bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Arkadaşlarımdan  gelen telefonlarda ve mesajlarda bu kararlılık açık ve net olarak belirtiliyor. Her gün ölmektense bir kere ölmeyi düşünenlerin sayısı tahminlerin çok üzerindedir ve bunun vebali haklı taleplerimize duyarsız kalanların olacaktır.

TEMAD yönetimi eylemlerin 1 Mart 2014 Cumartesi günü İstanbul’da İstiklal Caddesi'nden Taksim’e kadar protesto yürüyüşü, Taksim’de basın açıklaması ve ardından ANKARA’da ölüm orucu çadırlarına gidileceğini ve ilk nöbetin genel merkez yönetimi tarafından başlatılacağını duyurdu. Bu takvim açıklandığı zaman İstiklal Caddesi'ndeki yürüyüşe izin verilmeyeceğini tahmin etmek zor olmadı. Nitekim bu izin verilmediği için sadece basın açıklaması yapılacaktır. Sağlığı, durumu yerinde olan özellikle İstanbul ve civarındaki arkadaşlarımızın katılacağı basın açıklaması ile kararlılığımız bizlere reva görülen haksızlıklar bir kez daha kamuoyu ve ilgililere duyurulacak, ardından eylemler Ankara’da başlatılacaktır.

Tüm assubay ve ailelerinin yüreği eylemlere kilitlenmiştir. Görevde ülkemizin bekası için tuttuğumuz nöbeti bu kez onurumuz için tutup takatimizin kesildiğinde bir başka arkadaşımıza teslim etmeye hazırız. Bunu, kararlılığımızı kimse göz ardı etmesin. Bizlerin talepleri hiç bir zaman daha fazlası ve imtiyaz olmamıştır. Adalet ve insan onuruna saygı istiyoruz.

Bir üniforması kefen olan assubayı göreve başladıkları gün büro memuru statüsünde kabul edip bir çok kamu görevlisinden daha alt kademeden göreve başlatarak, ekonomik kayıplarının yanı sıra psikolojik eziklik yaşatılmaları, emeklilerimizin çaycı stütünde görülüp ama KİT’lerden emekli çayçılardan daha az maaş almaları   adaletsizlikten öte vicdansızlıktır. Güçlü ordu, güçlü Türkiye adalet olmadan slogandan ibarettir.

Assubaylar haklı taleplerinin karşılanmasına kadar her türlü mücadeleye devam kararlılığındadırlar. Sağduyunun galip geleceğini kimsenin burnunun dahi kanamadan ilgililerin haklı taleplerimize yanıt vereceklerini umuyor ve bekliyoruz.

Huzur dolu günler diliyorum.

Yayınlandığı yer KARDELEN
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
Sayfa 1 - 2