Perşembe, 10 Ağustos 2017 12:39

Asubay Tefrikası -5-

Oy ver
(14 oy)

 asubay-tefrikasi-5-kapak

Asubay Tefrikası -5-

Erlikden Genelkurmay Başkanlığına

 

Makâlemizin başlığına bakıp da

Bu hikâyenin okyanus ötesindeki Coni ordusuna filan ait olduğunu zannetmeyin!

               

              Zere işde, bu hikâyemiz;

  • Zamân olarak, daha şunun şurasında bir kaç asır evvel,
  • Mekân olarak ise kendi memleketimizde vukua geldi...
  • Ve hattâ
  • İşde, bu bizim hikâyemizin

    kahramânları da bizim ordumuzun cengâver askerleri idi...

 

*  *  *  *  *

Kaç kısım tutacağını bilemeden yazmaya başladığımız makâle silsilemizin

Asubay Tefrikası -4-: Erlikden Harb Okulu Komutanlığına isimli dördüncü bölümünde;

  

  • Osmanlı Ordusuna Er olarak girip deimage004

Zekâsı, sadâkatı, kâbiliyeti; cidâli, celâdeti ve cengâverliği ile

Mektebli zâbitân arasından sıyrılarak

Harp Okulu Komutanlığına terfi eden erlerimiz olduğunu öğrendik!

 

*  *  *  *  *

”Subay subaydır, asubay asubaydır!” diyerek ufkunun genişliğini(!) gösderen Orgeneral Hulusi AKAR’a inat

Osmanlı Ordusu erâtının hangi rütbelere ve hangi makâmlara kadar terfi edebildiklerini anlatacağımız

Şu anda okuduğunuz Asubay Tefrikası -5-: Erlikden Genelkurmay Başkanlığına isimli beşinci bölümünde ise


              Ordumuzdaki terfi konusuna zirve yapdıracağız!

              Ve dahi

  • Osmanlı Ordusunun en yüksek rütbesi olan “müşir”liğe kadar terfi edip
  • Serasker (Genelkurmay Başkanı) olan Erlerimiz olduğunu öğreneceğiz, evvel Allah. 

 

*  *  *  *  *

Erlikden Terfili Genelkurmay Başkanları

Aşağıda gördüğünüz şu iki resim arasındaki farkları umursamayın siz!

Çünkü,

Aynı renkli guşlar, aynı dala gonar! İşde, böyle bir benzerlik var ikisi arasında...

Bu sayfaya dökdüğümüz kelimeleri okuyanlara bir iyilik edin!

Kılık, kıyâfet; kaftan, kravat; saç, sakal, bıyık; sarık, mintan; ceket, gömlek sizlerin olsun da...

Bu iki resim arasındaki biricik benzerliği deviyerin hele bi, yiğitler!gnkur

Bir ipucu vereyim size;

  • Birisi,  hem aga hem de paşa!
  • Diğeri ise sâdece paşa! Hem de “serî”sinden...

Cevâp yok mu?

Bir ipucu daha vereyim!

Bu iki er kişi;

Mâdemâki gene cevâp yok! Öyle ise bu makâlemizdeki kelimelerin izini takip edin!

Bakalım, sizleri bugün nereye götürecek!

*  *  *  *  *

Genelkurmay Başkanlığının örünsayfasına bakınız.

Târihce sayfasında, Türk Ordusunun kuruluş senesinin M.Ö 209 olduğu yazılıdır.

image010

Yukarıdaki ekran görüntüsünü, 05 Şubat 2017 Pazar günü almış idim.

Bu sayfada görünen târihcede, “Türk Ordusu M.Ö 209 senesinde kuruldu” diyorlar idi.

Aşağıdaki ekran görüntüsünü ise 10 Ağustos 2017 Perşembe günü, yâni, bugün aldım.

Yeni yazıldığı anlaşılan bu târihcede Genelkurmay Başkanlığımız, ağız değişdirmiş ve bu kez de şöyle demiş;

Türk Ordusu’nun M.Ö 209 senesinde kurulduğu kabul edilmektedir

image014

Üsdelik bu güncellemeyi de aşağıda sizin de gördüğünüz gibi, 10 Ağustos 2017 Perşembe günü,

Bir başka ifâde ile bu makâlemizi yayınlamaya başladığımız gün yapmışlar...

image012

Görünen o ki Türk Ordusunun M.Ö 209 senesinde kurulduğuna dâir olarak

Genelkurmay Başkanlığımızda 2017 Şubat ayından sonra bir şüphe teessüs etmiş!

Bu “ince balans” ayarını şimdilik bir kenara bırakalım!

Demek ki ne imiş?

Türk Ordusu, M.Ö 209 senesinde teşkil edilmiş…

Genelkurmay Başkanı dediğiniz asker kişi harbde, ordunun başkomutanı olur!..

Başkomutansız ordu olamayacağına göre

Genelkurmay Başkanlığımızın M.Ö 209 senesinde teşkil edildiğini söylediği ordumuzun,

Başkomutanlık târihinin de M.Ö 209 senesinden başlaması gerekmez mi?

Bu “ince mevzuyu” da şimdilik bir kenâra bırakalım... Bugün bizim derdimiz, deve değil!

Bakalım, heybemizden bugün ne çıkacak, göreceğiz inşallah!

*  *  *  *  *

Genelkurmay Başkanlığımızın örün sayfasındaki “Genelkurmay Başkanları” isim lisdesinin,

Mehmet İsmet İNÖNÜ ile 1920 senesinde başladığını görürsünüz.

Târihden şan-şöhret, kahramânlık pâyesi kapışmak söz konusu olduğunda;

"Zihin orgazmı" olup Osmanlı’ya sarılan bizim efendi beyaz subaylarımız,

Her niyeyse Genelkurmay Başkanlığımızın târihini 1920 senesinden başlatmışlar.

Peki,

Aşağıdaki listeye göre ilk Genelkurmay Başkanı olan İNÖNÜ, hangi devletin zâbiti idi?

Elbetde, Ordu-yu Osmânî’nin...

image016

Mâdemâki Türk Ordusu M.Ö 209 senesinde kuruldu diyorsunuz,

1920 senesinden evvelki Genelkurmay Başkanları kimdir?

Bu sayfada onların resimleri ve künyeleri niçin yok?

*  *  *  *  *

09 Nisan 2014, Çarşamba günü neşretdiğimiz aşağıdaki şu makâlemizde


Coni ordusuna Er olarak giren Conilerin; 

  • Kuvvet Komutanı

       Ve dahi

  • Genelkurmay Başkanlığına kadar terfi etdikleri
  • Ve hattâ
  • Köpek yerine konulmayan zenci askerlerin bile Genelkurmay Başkanlığına terfi edebildiğini, söyledik! 


image019

Üsdelik,

Zenci askerlerin Genelkurmay Başkanı olduğu o târihlerde,

Coni eyâletlerinin bâzılarında, kölelik, hâlâ resmen devâm ediyor idi...

*  *  *  *  *

Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar -5- isimli makâlemizde, 25 Ekim 2014 Cumartesi günü söyledik!

               

              Coni ordusunda Erlikden terfili; 

  • Kuvvet Komutanları

  Ve hattâ

  • Genelkurmay Başkanları var dedik!

 

 

 

 

 

   image022

Sözünü etdiğimiz bu mesele,

Daha şunun şurasında 20, 30 sene evvel meydâna gelmiş!

Bizim ordumuzda böyle bir olayın meydana geldiğini bilmediğimiz için de

Coni’ye öykünüp durmuşuz meğerse!..

Peki,

Erlikden Orgeneralliğe terfi usûlünü

Bu sünnetsiz Coniler, kimden öğrendi, dersiniz?

*  *  *  *  *

Hayât da sonsuzdur, tabiât da sonsuzdur, askerlik sanatı da sonsuzdur...

İnsanoğlu var oldukca bunların üçü de var olacak!..

İşde bu sebepden dolayı, bunların üçü de dâima gâlipden yanadır.

Çünkü, hayâtın da tabiâtın da askerlik sanatının da kuralı basit ve mutlakdır; mağlup olan, yok olur!

Dünyâda hiçbir millet, mağlup olanı sevmez!

Fakat Türk milleti mağlup olanı, aynı zamânda, affetmez de!

İşde, bu hakikâtin askerlik sanatına tabii bir yansıması olarak da

Türk milleti; ast subay, kast subay, üst subay, zart subay, zurt subay tanımaz, bilmez, sevmez...

Sünnetsiz gevurların "böl ve yönet" icâdıdır bunlar çünkü!

Türk milletinin töresinde, subay vardır, er vardır... Asker deyince de aklına başka sınıflar, isimler gelmez!

Tıpkı hayât gibi, tabiât gibi, askerlik sanatı gibi,

Askerlikde terfi de sonsuzdur... Sonsuz olmak zorundadır! Çünkü, can alıp can veriyorsun bu ocakda...

   

              Türk Ordusunun en önemli özelliği de şudur; 

  • Gâlibiyeti, sonsuz terfi ile taltıf et,
  • Mağlub olanın da kellesini al!


Her Türk genci, askerliği böyle bilir ve bu şartlara göre asker ocağına girer idi.

  

  • Berrî (Kara) Ordumuzu, M.Ö. 209 senesinde teşkil etdik.
  • Bahrî (Deniz) Ordumuzu, 1081 senesinde teşkil etdik. 

 


Deniz Harp Okuluna menşe teşkil eden “
Hendesehâne” isimli mektebi, 1776 senesinde teşkil etdik.

Kara Harp Okuluna menşe teşkil eden “Mekteb-i Ulûm-i Harbiye’yi de 1834 senesinde teşkil etdik.

 

Bu târihlerden evvel ordumuzda sâdece iki sınıf asker mevcut idi;

1. Nefer (Efrâd)

2. Zâbit (Subay) 

 

Aynı cümleden olmak üzere gene bu târihlere kadar komutanlarımızın hemen hepsi alaylı idi.

Erlikden terfili başkomutanlarımızın sevk ve idâre etdiği kara ve deniz ordularımız,

Asırlar boyunca zaferden zaferlere koşdu.

Üç kıtayı yurt edinen devletimizin yüzölçümü, 21 milyon kilometre kareye kadar genişledi.

Avrupa devletlerinden örnek aldığımız harp okullarının memleketimizde de açılması ile birlikde

Ordumuzda sınıflaşma ve kastlaşma başladı...

Açdığımız her yeni mektep, kendine özgü yeni ve ayrı bir sınıf doğurdu!

Sonsuz terfi esâsına göre tesis edip

  • tühât,
  • Celâdet,
  • Cengâverlik,
  • Ve
  • Sonsuz terfi ile beslediğimiz askerlik ruhûmuz,

Sömürgen batı gevurundan aldığımız bu sınıflaşma ve kastlaşma neticesinde tam anlamı ile çökmeye başladı.

Sömürgen batı gevuru, kendinden olmayan milletleri sömürüyor idi.

Sünnetsiz batı kafasına göre tâlim ve taallüm eden bizim beyaz subaylarımız da

Kendi sınıfından olmayan vatan askerlerimizi sömürmeye başladı...


  Aynı renkli guşları farklı dallara gondurmak için

  Yapmanız gereken tek şey var;

  O guşların bir kısmını farklı renklere boyamak!

İşde, sırf bunu yapmak için de

Dünyânın en günahkâr devleti olan İngiltere’nin tertiplediği31 Mart Vak’ası" ile

Bölücülük” anlamına gelen “irticâ” kelimesini,

İngiliz muhibi ve hâin subaylarımız, 1909 senesinde ordumuzun içine sokdular...

  • 1909 "31 Mart Vak’ası

               Ve

  • 2016 “15 Temmuz Vak'ası”,

Ordumuzdaki bu sınıflaşmanın neticesi olarak yaşadığımız felâketlerdir.

Garb sevici beyaz zâbitân heyetimizin tertiplediği  bu iki darbenin birbirine ne kadar benzediğini de

Vakdi geldiğinde fâş edeceğiz, inşallah.

*  *  *  *  *

Tedâvi maksadıyla gittiği Karlsbad’da Mustafa Kemâl,

Milleti eğitmek konusunda 1918 senesinde hâtıra defterine şunları yazdı;


  Bir gün bu milleti idâre mevkiine gelirsem, "inkilap" (coup) yapacağım,

  Bu “inkilâp” neticesinde hiçbir zamân avamın mertebesine inmeyeceğim!

  Bilâkis avamı, kendi mertebeme yükselteceğim!”


 

Ve Cumhuriyeti kurdukdan sonra da Birinci Cumhurbaşkanı ATATÜRK,

Tahsil, taallüm, terbiye ve terfi konusunda Türk Milletini, "aynı dala gondurmak" isdedi.

Ve dahi

Eğitim konusundaki bu hedefini de şu sözleri ile bayraklaşdırdı; “Hayâtda en hakikî mürşid, ilimdir, fendir!”

Türk milletini muasır medeniyetler seviyesinin de üsdüne yükseltmek için topyekûn bir eğitim seferberliği başlatdı.

Lâkin,

ATATÜRK’ün kıyâfetini giyip ATATÜRK’ün makâmına tüneyen subaylarımız;

Kendileri, devletin parası ile üniversiterlerde beleşinden yüksek tahsil yapar iken

Ordumuzun askerlerini kendi seviyelerine çıkartmak şöyle dursun,

Kendi parası ile yüksek tahsil yapmak isdeyen asubaylara, üniversiteye gitmeyi yasakladı!

Gevurun bile gevura yapmayacağı türden bu zulümler yetmezmiş gibi

Bu vatanın evlatlarını subay, asubay, uzman erbaş, sözleşmeli er ve sâire isimler altında sınıflara böldü!

Ve bu bölünmenin neticesinde,

Bugüne kadar geçen son 100 senede mürteci subaylarımız;

Türk Ordusuna tam dokuz sınıf asker doğurtdu.

İşde, belgesi;

tsk

image031


Kışlada, karâhgâhda öte beri göt gezdiren bir subayı çağır ve sor; Ordumuzda kaç sınıf asker var?

Yukarıda gördüğünüz şu asker sınıflarını tam olarak söyleyemez!

Böyle rezâlet bir durum, dünyânın hiçbir ordusunda yokdur!


*  *  *  *  *

Tezgâhladıkları elvân türlü kânûnsuzluklar ile mürteci subaylarımız,

Ordumuzda bilerek meydana getirdiği bölünme ile sınıflaşma ve cepheleşmeyi sürekli körükledi!..

Göbekden beslemeli batımeşrep subaylarımız;

Üsdün ırk olduğu sapkınlığına düşen hıristiyan batının,

Vahşi ve ilkel dediği doğu milletlerini sömürmek için

Son 200 seneden beri tatbik etdiğişarkiyât” siyâsetinin koçbaşı olarak

Memleketimizdeki “Böl ve yönet” faaliyetinin gönüllü neferâtı oldular.

Bu sömürgen, kemirgen ve böbürgen subaylarımızın vatanımıza ve ordumuza ihânetini bizzât gören ATATÜRK,

20 Temmuz 1922 Perşembe günü Ankara'da şöyle dedi;

Kahramânı da hâini de çok olan bir milletiz.”

*  *  *  *  *

Ordumuzun terfi ü tefeyyüz târihine kısa bir bakış atdıkdan sonra

İmdi, teveccüh eyleyelim, şu bilgilere...

image032

 *  *  *  *  *

image034

*  *  *  *  *

 image036

*  *  *  *  *

image038

*  *  *  *  *image040

*  *  *  *  *

Asubay mısın, Er misin? isimli makâlemizi neşretdiğimiz 10 Haziran 2016 Cuma günü;

image042

*  *  *  *  *

Sözün Belgesi!

 

  Peki,

  • Kara Harp Okulu dediğimiz Harbiye’nin ilk komutanı, Erlikden terfili bir zâbit idi, öğrendik de...
  • Erlikden terfili Müşirlerimiz
            Ve 

hattâ

  • Genelkurmay Başkanlarımız olduğunu biliyor muydunuz?

msb-kapak

Yukarıda kapak resmini gördüğünüz işbu kitapda;

Millî Savunma Bakanlığının teşkil edildiği 1826 senesinden

Bu kitabın neşredildiği 1976 senesine kadar geçen 150 sene içinde

Türk Ordusunda Serasker (Millî Savunma Bakanı/Genelkurmay Başkanı) olarak görev yapmış subaylarımızın isimleri ve kısa özgeçmişleri mevcut.

 

*  *  *  *  *

Yukarıdaki kitabın 37 ve 38’inci sayfalarında yer alan

Ve aşağıdaki sayfalarda kırmızı çerçeve içinde gördüğünüz askerler;

Ordu-yu Osmânî’ye “Er” olarak intisab etdikden sonra

Harbiye mezûnu binlerce zâbitden daha üsdün, daha liyâkatli ve daha kâbiliyetli olduklarını isbatladılar.

Ve

Ordu-yu Osmânî’nin en yüksek rütbesi olan "Müşir" liğe kadar terfi etdiler.

Ve dahi

Serasker (Millî Savunma Bakanı/Genelkurmay Başkanı) makâmına tâyin edilmeyi başardılar.

image047

image049

*  *  *  *  * 

 Ordu-yu Osmânî’nin ilk Seraskeri (Millî Savunma Bakanı/Genelkurmay Başkanı)

Müşir Aga Hüseyin Paşa

1 Haziran 1826 – 1 Mayıs 1827)

aga 2

*  *  *  *  *

 Erlikden Genelkurmay Başkanlığına (Serasker) terfi eden bu erlerimizin kısa künyeleri de şöyle;

serasker

  • Kendilerine “efendiliği” paşa babalarından mirâs gören,
  • Kendilerinden başka herkesi de “köleliğe” mahkûm eden harbiyeli efendi beyaz subaylarımızın

Emir-gomuta zenciri içinde yazdırdığı düzmece ve sahte târih kitablarında göremezsiniz bu bilgileri...

 

*  *  *  *  *

       

         Sözün Özü;

          Aşağıda sol tarafdaki resimde gördüğünüz er kişi;

  • 1826 senesinde isyân eden Yeniçerileri, Taksim'deki Topcular Kışlasında topa tutarak imhâ eden

        Ve böylece

  • "Vak’a-yi Hayriye”nin kahramânı olan

       Ve dahi

  • Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi AKAR’ın ilk komutanı
  • Erlikden Seraskerliğe terfi eden Müşir Aga Hüseyin Paşa’dır!..


            Muhterem okuyucular;

            Bu iki resim arasındaki biricik benzerlik, işde, budur!

gnkur 


  Prof. unvânlı, kurmay yıldızlı, yüksek rütbeli, öğretmen sıfatlı

  Ve bâhusus

  Târihci olduğunu söyleyen efendi beyaz subaylarımızın ağzına alamadığı bu acı hakikâti;

 

  Genelkurmay Başkanlarıma ithâf ediyorum! 

 

 brove

 

 



Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.



Evvelki bölümleri okumak için resimleri tıklayınız!

    Asubay Tefrikası -1-                     Asubay Tefrikası -2-                       Asubay Tefrikası -3-

tefrika

manset

 tefrika-3


   Asubay Tefrikası -4-

Asubay Tefrikasi_4-kapak

Son değişiklik Cuma, 18 Ağustos 2017 14:27

Yorumlar

+4MEHMET KAYALI11-08-2017 21:15#4
ÜLKEMİZDE,
BELLİ OKUL MEZUNLARI.
YIL BEKLEYEREK YÜCELMELERİ ( TERFİ ETMELERİ )
GERÇEK HAKSIZLIKLARI BERABERİNDE GETİRMEKTEDİR.
GÜNCELDEKİ UYGULAMALAR SUBAY, SUBAYDIR.
HER ŞEYE LAYIKTIR.
ASSUBAY ASSUBAYDIR.
SADECE HİZMET İÇİN VARDIR.
HAKLARI HAK ETTİKLERİ BİLE VERİLMEZ.
HİZMET ORTAMINDA DAİMA ARKALARA İTİLİR.

SIRA ÜLKE İÇİN VERİM SÖZ KONUSU OLURSA.
ASSUBAYLARIN VERDİKLERİ HİZMETLER GERÇEKÇİDİR.
REEL SONUÇLARI VARDIR.

ASSUBAY:

ASSUBAYLARIN, ÇOĞUNLUĞU.
LİSANSLIDIR.
SUBAYLAR İLE EŞİT SÜRELİ EĞİTİMLİDİR.
BİLİNÇLİDİR.
DONANIMLIDIR.
VERİM OLARAK.
SUBAYLARI İKİYE KATLAR.

PEKİİİ...

BU HAKSIZLIKLAR TÜRKİYE'YE YAKIŞMIYOR.

SAYIN DEVLETİM.

ANCAK, FIRSATLARI ELLERİNE GEÇİREN SUBAYLAR GURUBU.
KENDİLERİNE TAM 7 TANE TAZMİNAT KOTARIRKEN.
ASSUBAYLARIN HAK ETTİKLERİNİ,
GENELDE GÖRÜNMEZLİK ORTAMINA İTMEKTEDİRLER.
BU OLUMSUZLUKLAR.
2000 YILINDAN SONRA YOĞUNLUKLA,
YÜZEYE ÇIKIP UYGULAMA OLANAĞINDADIR.
GÜNCELDE DAHA DA BELİRGİNLİK KAZANMIŞTIR.
SAYIN DEVLETİM ÇARE SENDEDİR.
SUBAYLARIN, ASSUBAYLARA.
HAKSIZLIK ÜRETİMİNE DUR DİYECEK SENSİN.
GÜÇ SENDEDİR.
SAYIN DEVLETİM.
ASSUBAYLARIN SENDEN BEKLENTİLERİNİ VARDIR.
GÖRMELİSİN.
KURUMLARINI UYARACAK SENSİN SAYIN DEVLETİM.
+7Osman BEREKET11-08-2017 10:03#3
Değerli meslektaşımızın bu güzel çalışması tarihine ışık tutacak kıymete ve değere sahiptir. Severek okudum. Herkesin okumasını dilerim. Elinize sağlık. İki üniversite mezunu ve 30 yılı aşkın görev yaptığım TSK’de nelerle vakit geçirdiğimizi, aynı dalda olmamanıza rağmen, kasıtlı olarak siyaha boyanarak köle muamelesi tabi tutulması neticesinde, görevdeki verimliliğin ne kadar da olumsuz etkilendiğini (Bunca zamanda terörün neden bitirilemediğin i) Asubay Tefriksı-5’i okuduktan sonra daha iyi anladım. Dünü bilmeyen insanlar bu günün kıymetini anlayamazlar. Okuyup araştırıp analiz etmeyen feodal ve zübük yönetim bizi, düz bir yaşama zorlamış, bunun sonucu da tüm ayakları yurt dışında olan ve bilmem neresine takılan hortumdan zıkkımlanan hainlerin bu besisi sonucu başımıza 15 Temmuzlar gelmiştir. Düz yaşayanlar pirincin içindeki beyaz taşları görmekten aciz kalmışlardır… Bu güzel yazı ve devamının birilerine ders olmasını ve bu dersten görev çıkararak, aynı dalda olan bütün GUŞLARIN aynı renge boyanmasına çalışması hayırlar vesile olacaktır.
+5Ersen Gürpınar10-08-2017 23:15#2
Büyük emek ve araştırmanın ürünü bir Şükrü Irbık klasiği Teşekkürler Sn.Irbık elinize yüreğinize sağlık.
TSK Erlikten genelkurmay başkanı olan varken ön yargılarla yeteneğin başarının ilerlemenin önü kesilmiş, oysa bugün NATO ordularında hala erlikten genelkurmay başkanı olmak mümkün. TSK yeniden yapılandığı bu dönemde assubay kökenli iki albayın general olması başarı ve liyakatı teşvik olacaktır.
+7EMEKLİ ASSUBAYLAR10-08-2017 21:31#1
Kara Harp Okulu dediğimiz Harbiye’nin ilk komutanı, Erlikden terfili bir zâbit idi, öğrendik de...
Erlikden terfili Müşürlerimiz
Ve hattâ
Genelkurmay Başkanlarımız olduğunu biliyor muydunuz?

Hörmetlerimle
Şükrü IRBIK

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...