Salı, 20 Eylül 2011 23:14

“GÜÇ BİRLİĞİ” ZORUNLULUĞU !..

Oy ver
(15 oy)

Teams

 

Ekim ayı içinde TEMAD Genel Merkez Yönetim Kurulu ve organlarının seçimi yapılacaktır.

2011 seçimleri sınıfımızın da bir nevi geleceği olacaktır! Veya dağılma sürecinin başlangıcı …

Değerli arkadaşlarım,

Seçimde 8 yıllık başkanlığı döneminde sınıfımıza bir tek kazanım sağlayamayan, antidemokratik ve yasa tanımaz tavırlarıyla üyelerini ihraç eden statüko ve postal zihniyetinden kurtulamayan mevcut yönetimin değiştirilmesi mutlak hedef olmalıdır.

Sayın Mustafa Erol ve ekibi bir dönem daha tekrar seçilir ve yönetimde devam ederlerse nelerin olabileceğini aklıselim arkadaşlarımız görmektedirler. Gerçek bir STK olmanın ilk şartı olan tüzük değişikliği için alınan kararı yok sayanlar, bizlere Genel kurulda çok daha antidemokratik bir yönetim, üye ihraçlarının ve dayatma kararlarına uymayan, itaat etmeyen şube yönetimlerini görevden alınmalarını, şubelerin kapatılmalarının sağlanmasını ve kişisel çıkarları gerçekleştirmek adına genel merkeze biat edecek kişileri yönetimlere yerleştirmeyi gerçekleştirmek için yeni yetkiler istemektedirler…

Hukuk dışı dayatma kararlarına karşı çıkanların ise her şekilde hakarete uğrayacağı, muhtelif platformlarda Assubay onur mücadelesi yapan; tek istekleri adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı isteği olan Assubay sevdalısı yürekler ise muhalif, bozguncu diye damgalanarak, bugüne kadar antidemokratik keyfi kararlarla yaptıkları hadlerinin bildirilmesi uygulamalarının daha da artacağı açıkça görülmektedir.

Peki mevcut yönetimden kurtulma olasılığı var mıdır, varsa nasıl olacaktır ?..

Bunun çözüm yolu mevcut yönetime karşı aday olabilecek muhtemel kişi ve grupların hiçbir koşula bağlı olmayan “güç birliği” yapmalarından geçiyor…

Aday olan kişi ve gruplar şayet;

  • Benim kadrolarım
  • Benim ilkelerim
  • Benim programım

Benzeri ayrılıkların derdine düşerlerse asla “güç birliği” olamaz, olmayınca de herkes “benim” dedikleri ile baş başa kalır ve “benim” sözleri mevcut yönetimin ekmeğine yağ olarak sürülmüş olur…

Bunun sonuçlarını delege seçimlerinde gördük. Muhaliflerin toplam oyları genel merkez oylarından fazla olmasına rağmen delege seçimi genel merkeze adeta altın tepside sunulmuştur…

Birden fazla grubun girilecek seçimde mevcut yönetimi alt edebileceği asla mümkün değildir. Yapılan Ankara delege seçimleri mevcut yönetime karşı aday olan gruplara birden fazla grupla seçime girildiği zaman nasıl bir sonuçla karşılaşılacağına dair iyi bir fikir verecektir…

Mevcut yönetimin seçimi yeniden kazanma umudu bu “güç birliği”nin olamayacağı beklentisidir…

Gruplar “güç birliği”ni sağlayamazsa ne olur?

Mevcut yönetim tekrar seçilir. Sn.Mustafa Erol da üçüncü defa (olağanüstü ile 4.) seçilmenin gücünü “ben ne yaparsam yapayım, şubelerim ve delegelerim beni destekliyor” diyerek her alanda uyguladığı keyfi, antidemokratik uygulamalarını şiddetle ve artırarak sürdürür…

Güç birliği” yapmayanlar ise yönetimi altın tepsi içinde mevcut yönetime sunarlar. Sorumluluğunun gereğini yapmayanlar bedelini de öderler, faturası ise tüm sınıfımıza çıkacaktır...

Peki bu “güç birliği” sağlanamaz mı?

Aday olan kişi ve grupların ;

  • Assubay onur mücadelesini amaç edinmek
  • Temel İlkelerde birliktelik

Ortak paydası olmalıdır…

Gruplar bunları yeterli görüp seçime giderlerse kazanmak için olası bir umut da belirebilir. Alınacak sonuç da grupların tek başlarına alacağı sonuçlardan daha fazla bir başarı oranına ulaşır. Şayet seçilirlerse paydalar doğrultusunda hareket edilerek uyumlu bir yönetim oluşturabilirler. Seçilemeseler bile “güç birliği”nin faydaları seçilen yönetimin üzerinde görevini yapması doğrultusunda baskı unsuru olarak görmesine neden olabilecek ve ileriki seçimler için de çok önceden başlanılacak planlı, programlı çalışmalarla umut olacaktır…

2008 seçimleri öncesinde de “güç birliği” kararı alınmış, daha sonra ise birleşme esnasında alınan kararlara çarşaf liste dışında kalan bazı kesimlerce saygı duyulmamış ve sınıfımıza umut veremedikleri için mevcut yönetim kerhen verilen oylarla tekrar seçilmişti.

Bu kez “güç birliği” için hayli güçlü ve zorunlu nedenler var.

Güçlü neden;

8 yıllık başarısız yönetimlerin en büyük sorumlusu olan Sn.Mustafa Erol’un başkanı olduğu donanımsız yönetim kadrolarından sınıfımıza bir yarar gelmediği için gelecekte de bir fayda gelmeyeceği açıkça görülmektedir. Mevcut yönetim yıllardır,anayasal haklarımızı aramaya seyirci kalarak sınıfımızın büyük bir kesiminin geri dönülemeyecek bir şekilde açlık sınırında yaşamaya mahkum edilmesinin baş sorumlularındandır.

Zorunlu neden;

Seçime tek başlarına girecek kişi ve grupların bu gerçekleri görmemesi, görüp de önemsememesinin sınıfına bedeli çok ağır olacak ve tüm gruplar sorumluluk altında olduğundan vebal altına gireceğidir.

O zaman “seçimlerde güç birliği” zorunluluktur.

Güç birliği” için ilk adımın kime düştüğü çok da önemli değil, seçime aday gruplar Ankara’da olduğu için kendilerini biliyorlar. Geçmişte birleşilemediği için bu yanlış yapıldı, bedel ödendi ve boşa giden yıllarla beraber,mevcut yönetimce kişisel hesaplar ön plana çıkarılmış seçilmek için gösterdikleri gayreti sorunlarımız için göstermediklerinden somut  hiçbir başarı elde edilememiştir.

Seçime henüz vakit varken mevcut yönetime karşı aday olan kişi ve gruplara dayanışma için son çağrımdır…

Saygılarımla.

Yorumlar

+2Hüseyin ÇETİN25-09-2011 07:59#5
Sayın Mehmet ATILGAN size yürekten katılıyorum, kaleminize sağlık, bize taze kan lazım bunu herkes kabullenmeli.
Sayın delegelerimiz ön yargısız ve özgür iradeleri ile seçimlerini yaparlarsa sağ duyu kazanmış olacaktır. Aksi halde Sayın Mustafa EROL'un yalanlarına, zümresi menfaatlerini göz ardı etmesine EVET demiş olacağız. İnşallah sağduyu kazanır da fotojenik Sayın Mustafa EROL'un saltanatı sona erer.
+2ali nas24-09-2011 23:15#4
Aynen tam destek sayın ATILGAN büyüğüm.Elinize yüreğinize sağlık.
+1Hikmet AYDINCAK23-09-2011 17:02#3
Sayın Atılgan, düşüncelerinize katılıyorum ve sizi kutluyorum.Görüşlerinizde haklısınız. Aynı düşünceleri Ankara delege seçiminden önce gerçekleştirmek için, hâlâ hazırdaki yönetim karşısındaki 3 grubu bir araya getirdik ve birlikte hareket edilmesini ve seçime birlikte girilmesini tek tek anlattık. Birlikte hareket edilmiyorsa, yönetimin ayak oyunlarına karşı deleğe seçiminin protesto edilmesini söyledik. Ancak meslektaşlarımı zın hatalı ve kaprisli tutumu nedeniyle bunu gerçekleştireme dik. İş işten geçtikten sonra da ''abi haklıymışsınız'' demeler başladı. Şimdi bu fırsat inşallah boşa harcanmaz diyorum. Saygılarımla.
Hikmet AYDINCAK
+6Ersen Gürpınar22-09-2011 19:06#2
Sn.Atılgan'a aynen katılıyorum, umarım öncelikle mevcut başarısız kişisel hesaplar peşinde olan bu yönetimden kurtuluruz. Sn.Keser'in özverili, iyi niyetli, donanımlı biri olduğunu biliyoruz; ancak liderlere yön veren ekibidir, daha önce arkadaşlara iyi niyetli önerilerde bulununca adımız dayatmacıya çıktı, bu önerim dayatma değil iyi niyettir. Sn.Keser diğer gruptaki arkadaşlarımızd an birlik içinde hareket etmek isteyenlere de şans vermelidir, bunun için şu an YENİ OLUŞUM grubundaki arkadaşlar Sn.Keser'e ekibini yeniden oluşturması için şartsız, kaprissiz yetki vermeli biz olmasak da olur diyebilmelidir; çünkü yönetim kendini tatmin değil bir onur mücadelesine kendini adamaktır… Hayırlı olmasını diliyorum.
+5Adilhan Şanlı21-09-2011 13:28#1
Sevgili Atılgan;
Yukarda yazdıklarınızı öncelikle aklı başında bütün arkadaşlarımız, sonra da yönetime aday olan arkadaşlarımız mutlaka biliyorlardır.Bu tespitten sonra sormak gerekir peki bu arakadaşlarımız ı birbirinden uzaklaştıran mıknatısların(-) kutupları durumuna düşüren nedenler nelerdir.Bunların üzerinde durmak ve asgari müştereklerini tespit etmek gerekli diye düşünüyorum.Bütün grupların bu gün ilk ve tek hedefleri,baş çelişkileri Mustafa Erol yönetimi olmalıdır.Sınıfımızın çıkarlarını ilk sıraya koymak ancak bu başarısız,silik ,teslimiyetçi ve kuyrukçu yönetimden kurtulduktan sonra olabilir.Hiç bir grup seçimden yenilgiyle çıkılmasının sonuçlarını bir başka gruba yükleyerek kendini aklamayı düşünmesin.Çünkü kitle tabanımızın gözünde bu tür savunmaların hiç bir degeri olmayacaktır. Herkes umudunu,geleceğ ini çok yakından ilgilendiren bu seçimleri kader anı olarak düşünüyor.Bütün bu ve benzer nedenlerden dolayı fazla degil bir kaç muhalif grubun hazmedilmiş bir demokratlık örnegi vererek,kariyer izm batagına düşmeden,sınıfç ılık,hemşericil ik,siyasi farklılıklarla "sağa,sola"savrulmadan oturup konuşmalı ve bizleri bu garabetten kurtarmalıdırla r.Bu bilgi,birikim ve olmazsa olmazımız sınıf sevdasına sahip olduklarından kuşkum yok.Eeee.. Geriye ne kalıyor...? Hadi arkadaşlar.Lütfen...! Saygılarımla.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...