Perşembe, 30 Nisan 2015 15:32

Yalancının Mumu ...

Oy ver
(21 oy)

Kasımpaşa’da eğleşen

Ve dahi

Şirket-i Hayriyye vapurlarının birinde müstahdem bir çımacının oğlu değil idi.

Lâkin

Yalan söylemekde

O’nun kadar mâhir idi...

Su içer gibi yalan yere and içiyor

Nefes verir gibi kolayca söz veriyor

Gılını gımıldatmadan yalan söylüyor

Sabah söylediğini akşam inkâr ediyor

Alma şekeri yalar gibi tükürdüğünü yalıyor

Ve dahi

Yellenerek abdest bozar gibi yeminini kolayca bozuyordu...

Küçük köyün böyük agası idi ne de olsa!

Akşam vakdi gelip basdırmış,

On iki saatliğine de olsa zulmet, güneşi köyden kovalamış idi.

Bol acılı, sıcacık darhâne çorbasına iştahla kaşık sallamak için

Yer sofrasının dibine bağdaş kurup oturdukdan kısa bir süre sonra

Nasıl olduğunu anlayamadan

Evinde büyük bir yangın çıkdı vehleten...

Şimşir kaşığı, gürgen sofrası, bakır kabı, kacağı

Yünlü şiltesi, basmadan perdesi, minderi, keçesi, kepeneği

Yatağı, yasdığı, çarşafı, döşeği

Aşlıkda somun ekmeği; tandırda buğdayı, yarması; harârda unu, uğrası

Öküz gönünden çarığı, ahırın ardıçdan gapısı, kerpiçden hanayın çamdan pardısı

Tahtalıkda galbırı, ak çuvalda bulguru

Daha dün iyice yıkayıp güneşde kurutduğu mis gibi kokan

Allı morlu ketenden filfilli göyneği

Hattâ

Haççanımın güllü basmadan paçalı yedek iç donu bile...

Her şeyi cayır cayır yanıyordu!

Zifiri karanlığı bir solukda içip bitiren yangının göklere yükselen minâre boyu alazı,

Geceyi, gündüz vakdine döndürdü hemencecik...

Yangını söndürmek için üzerine bir bakraç su dahi dökemeden

Telâş ve can havli ile haneyden dışarı zor atdı kendini.

Yaşadığını farkedip de aklı başına gelir gelmez

Şuursuzca bağırmaya başladı; Yangın vaaar! Yetişin gomşular! Evim yanıyooor!...

Bu cırtlak sesin kime ait olduğunu gâyet iyi bilen gomşuları

Avaz avaz bağıran adamın yardım feryâdına kulak asmadı...

Bu bağırışı, ilk değildi. Son olmayacağını da bütün köylü biliyor idi.

Çünkü şunun şurasında daha dün değil, evvelsi gün

Gene aynı vakitde varıp köy meydânına

Gıçını yırtarcasına bağırmışdı; Yangın vaaar! Yetişin gomşular! Evim yanıyooor!...

Fakat o bildik cırlak sesin sahibinin bağırmaya devâm etdiğini duyan köylüler

O akşam tuhaf bir şeylerin olduğunu farkedip

Hemen koşarak feryâdın geldiği yere vardılar.

Bir de gördüler ki

Yalancının evi

Mum gibi yanıyordu!..

Olup biteni anlamaya çabalayan gomşular

Yek diğeriyle homurdanırcasına söyleşirken

Köy meydânındaki minârenin şerefesinden sıtma görmemiş dâvûdî bir ses duyuldu!

Günün son vakit namazı için cemaati câmiye dâvet eden müezzin

Hayye ale’s Salâh” diyordu...

*  *  *  *  *

Çekirdekli çöplü guru gara üzüm garışık bir avuç gırık leplebiyi

Göyneğimin eteğini önce yufka hamuru gibi sündürüp

Akabinde içine boca edip yanağımı okşadıkdan sonra

Şöyle dedi, dedi bir gün anamın anası cennet mekân bıdıgızı ebem; Oğul; Dert, girer de çıkması nice olur!..

Fakat

Sonsuz bir yaşama sevinci

Ve dahi

Ondan daha fazla hak arama azmi ile dolup taşan aziz atalarım,

Bana aynı zamânda şu öğüdü de verdi; Oğul, yiğide yeis yaraşmaz! Dermânı aramakdan geri durma!..

Siz de bilirsiniz ki

Daşı, guyuya atmak bir kişinin işi

O daşı, o guyudan çıkartmak ise

On, yüz, belki de

Bin kişinin işi...

Vazifesini doğru yapan nâmuslu kişilere Allah selâmet, sıhhat, âfiyetler versin diyelim de

Peki

Yalan, dolan üzerine binâ inşâ edip dümen çeviren sahtekârlara ne diyelim?..

*  *  *  *  *

Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun idârî ve askerî cezâ kânununa

Gedikli Erbaş tâbirini ahlâksızca ilişdiren

Soytarı kılıklı zâbitleri

Gedikli Erbaş Sahtekârlığı’nda fâş eyledik!..

Ve dahi

Askerî cezâ mevzuâtımıza kânunsuz olarak ekledikleri işbu tâbirin

Bugün dahi hâlâ yaşamaya nasıl devâm etdiğini

Aynı makâlemizin ikinci bölümünde ihbâr etdik.

Peki

  • 1938 senesinde kânunsuz olarak cezâ kânuna tepişdirilen,
  • 1950 senesinde idârî kânuna resmen duhûl eyleyen
  • 1951 senesinde idârî kânunlardan silinen
  • 2000 senesinde iptâl etdiklerini zannetdikleri

Ve dahi

  • 2015 senesinin ilk çeyreğini aşıp gitdiğimiz şu günlerde

Gedikli Erbaş tâbirinin

Askerî Cezâ Kânunumuzdaki bu kaçak mevcudiyeti ne olacak?

Çitfcinin damarlarında dolaşan mazotun fiyatı

Bir baba hindi gibi

Üç indi fakat hemen ferdâsında 23 bindi.

Okgası beşi aşan pate,

Emekli bifteği oldu da. Bu dert, emeklinin derdi... Duyan yok!

Dolar, fırladı gitdi şu günlerde; üçe dayandı...

Bırakalım bunları da ayakkabı kutuları, para kasaları ve döviz dolu villaları olan soyu bozuklar düşünsün!

65 sene evvel miâdı dolan bu Gedikli Erbaş mefhumu

Kıyâmet gününe kadar orada öyle payidâr mı olacak?

Gedikli Erbaş unvânını cezâ kânununa kaçak olarak sokuşduran

Kalıba vursan bir adam dahi etmeyecek

Zâbitinden vekiline kadar onca zevât çokdan imamın kayığına binip terk-i diyâr eyledi de

O sahtekâr kaşalotların goltuğuna bugün gıçını goyanlar

Bu sahtekârlığı ortadan kaldırmak için ne yapıyorlar acap?..

*  *  *  *  *

Havva anamız

Ağacın dalından gopartdığı almayı

Ȃdem babamıza verdi...

Bu câzip hediyeyi reddetmeyen Ȃdem babamız

O almayı, yedi...

Ve böylece

İnsanlık târihinde ilk defâ olmak üzere

Kadının fendi

Erkeği yendi...

O yasak almayı mideye berâber indiren Ȃdem ile Havva

Bir süre sonra def-i hâcet yapmaya mecbur kaldı.

Öyle ya!

Bir şey girdi ise içeri

Bir şey çıkacak idi dışarı...

Fakat def-i hâcet yapmak günâh idi

Cezâsı da cennetden kovulmak!..

Cennetde, kazurâta yer yok idi. Çünkü haram, kerih idi, kazurât idi...

Yasak almanın artığını koyacak yer bulamayan Ȃdem ile Havva

Kerih kokulu, o bildik bir apaz kazurâtı

Ut yerlerine sıvayıp saklamaya çalışdılar.

Yasak ağacın yasak almasını kopartan Havva anamız

Ve dahi

Yasak almayı yiyen Ȃdem babamız

İşledikleri günâhın ceremesi olarak da

Cennetden kovuldu...

Denir ki

Bugün tıraş etmekle mükellef olduğumuz o mâlûm ut yerlerimiz

Ȃdem ile Havva’nın

O yasak almanın kazurâtını sıvadığı yerlerdir!..

*  *  *  *  *

Yalancının evi yanmış da kimse inanmamış!

Ya da

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar imiş!

Ne bahasına olursa olsun

Er ya da geç

Hakikât, zuhur eyler; yalan, zâil olur!

Çünkü

Yalanın kendini teşhir etmek gibi bir tıynedi vardır.

Havva anamızın cennetdeki yasak ağacdan kopartdığı alma misâli

Askerî Cezâ Kânununa 1938 senesinde kaçak olarak dehledikleri Gedikli Erbaş unvânını

Gomutanlarımız

Ve dahi

Soytarı kılıklı hâkim subaylarımız

Nereye saklayacaklarını

Nereye sıçacaklarını

Nerelerine sıvayacaklarını

Bilemediler bir türlü...

Yalancının mumu

Can dostlar, yiğitler;

Bugün öğrendik ki

Yatsıya kadar yanar imiş!

1938 senesinde sahtekâr bir zâbitin yakdığı yalan mumuna

Mart, kapıdan tam 77 kere bakdırdıkdan sonra

2015 senesinde işbu makâlemiz ile püff! deyip

Evvel Allah

İtfâ etdik.

*  *  *  *  *

İmdi gelelim meseleye...

Kelâmullah değil elbet,

Kânun bu, değişir, gelişir...

Aşağıda gördüğünüz Kânun ile 1932 senesinde

Askerî Cezâ Kânununa yeni bir unvân eklediler; Gedikli Küçük Zâbit...

resim-01 

1938 senesinde kabul etdikleri aşağıda gördüğünüz başka bir kânun ile

Yukarıda gördüğünüz Gedikli Küçük Zâbit unvânını

Kânunsuz olarak Gedik Erbaş yapdılar...

resim-02 

Gedikli Erbaş tâbirinin 1935 senesinde başka bir kânuna sokuşdurma tezgahı var ki

Tam bir kepâzelik!..

Sahtekârlığın zirve yapdığı bu kânunun meclis görüşmelerini anlatabilmek için

Şöyle battal boy başka bir makâle yazmak icâb edecek.

Fakat bugün işbu makâlemizin göbeğinde

Bir sahtekârlık darbesiyle cezâ kânununa dehlenen Gedikli Erbaş unvânının

Hâl-i pür melâlini

Al gözüm, seyreyle diyeceğiz...

*  *  *  *  *

9 Hükûmet geldi, geçdi, gitdi...

Çok iktidârlar kurdu

Çok kânunlar ilgâ etdi

Çok kânunlar tâdil etdi

Çok kânunlar kabul etdi

Hepsi, enkâz devraldık dedi!

Fakat bunların hiçbirisi

Gedikli Erbaş unvânını silmeye muktedir olamadı...

resim-03 

*  *  *  *  *

İktidâr hırsıyla yanıp tutuşan

Ve dahi

Başbakanlık goltuğuna gıçlarını goymak için rakiplerinin canını dahi almakdan çekinmeyen

5 Başbakan iktidâr oldu...

Şu fakir milleti kefil gösderip

IMF denen tefeci çıfıtlardan millet adına uçaklar dolusu borç yeşil paralar çekdi.

Memleketi babalarının çitliği gibi idâre etdi

Hemen hepsi yek diğerinin defterini dürmeye tevessül etdi...

Fakat

Hiçbirisinin iktidârı

Gedikli Erbaş unvânının defterini dürmeye muktedir olamadı...

resim-04 

*  *  *  *  *

8 Millî Savunma Bakanı

Tam 9 sene

Köşe kapmaca oynadı, pırıltılı avizeler ile tenvir edilen meclisin ışıltılı geçeneklerinde...

Fakat

Hiçbirisi

Gedikli Erbaş unvânını kânundan silmeyi beceremedi...

resim-05 

*  *  *  *  *

Asker cenâhını ise

3B ile târif edebiliriz;

  • 41 sene bakan Başkanlar (2.7.1951 – 21.8.1992)
  • 10 sene beceremeyen Başkanlar (22.8.1992 – 22.3.2000)
  • 15 seneden beri bilmeyen Başkanlar (23.3.2000 – 1.5. 2015)

*  *  *  *  *

Birinci B : Bakan Başkanlar

Kılıç, tank, top, tüfek, barut, mermi

Silgi, paspas ve sâire...

Ellerinde her türlü imkân ve kudret var idi...

Bu süre içinde

1 kere subay muhtırası verdiler

2 kere subay darbesi yapdılar

3 dâne Hükûmet devirdiler...

Fakat

Aşağıda tavsırlarını gördüğünüz kerâmeti kendinden menkul 15 Genelkurmay Başkanımız

Askerî Cezâ Kânunundan

Gedikli Erbaş tâbirini silmek için

Elleri böğründe tam 41 sene öylece beklediler...

resim-06 

*  *  *  *  *

resim-07İkinci B: Başaramayan Başkanlar

Biri merhum, ikisi zihayât olan 3 Genelkurmay Başkanı

Tayin, terfi, tefrik, taltıf, tebrik, takdim edildi...

Çok teftiş yapdılar

Çok selâm aldılar

Çok emir verdiler!

Yediyüzbin askerlik koca bir orduya gomutanlık etdiler

Ucu gırmızı mumlu saman sarısı zarfların içinde

Hükûmetlere elvân çeşit muhtıralar verip

Bu konuda tam 10 sene hummalı mesailer yapdılar...

Fakat

Gedikli Erbaş unvânını

Askerî Cezâ Kânunundan tard etmeye

Bu gudretli gomutanlarımızın

Hiçbirisinin yıldızı yetmedi...

*  *  *  *  *

resim-08Üçüncü B: Bilmeyen Başkanlar

Hepsi

Gedikli Erbaş tâbirinin

Askerî Cezâ Kânunundan silindiğini zannediyor

Lâkin

Durum öyle değil!

Gedikli Erbaş tâbiri

1951 senesinden buyana iskele babası gibi yerinde öylece duruyor.

Tavsırlarını gördüğünüz şu 5 başkanımız ise

Bu hakikâti

2000 senesinden beri

Ne yazık ki

Bilmiyorlar...

*  *  *  *  *

1944 senesinde kılıç veremedikleri

Bugün artık hepsi ölmüş subaylara kılıç vermek için

Gudretli gomutanlarımız

Üçer beşer sene ara ile

Tam 3 ayrı kânun emir buyurdular.

resim-09 

Fakat

Gedikli Erbaş unvânını

Cezâ kânunundan iptâl etmeye

Kurmayından, mühendisinden, hâkimine kadar

65 seneden beri

Hiçbir subayın yüreği yetmedi...

*  *  *  *  *

Meclisde, muhterem vekillerimiz

Garargâhlarda, goca goca gomutanlarımız

65 seneden beri tepişip paslaşıp duruyor da

Her zamân olduğu üzere

Yırtılan, gene Deli Bekir’in yakası oluyor!..

Dervişin fikri ne ise

Zikri de odur!..

Derviş olmasa da kendisi

Bu düstur ile mürekkebe, kağıda, kaleme deh! diyen Eski Tüfek

Farzın sünneti basdırdığını umursamadan

Doldurdu sözcükleri tüfeğinin namlusuna

Ve dahi

Basdı tetiğe tek, tek!

*  *  *  *  *

Birinci Hamle

Hakkını teslim edelim!..

Ordumuzun içinde

Vicdânı, hamuru, zürriyeti ve kalbi temiz çok sayıda subay kardeşimiz var.

Fakat

Hak tecelli ettirmeye gelince

Helâl süt emmiş bu subaylarımıza söz düşmüyor...

Gedikli Erbaş unvânının askerî cezâ kânunundan iptâl edilmesi için

Bakınız tââ 1992 senesinde harekete geçmişler.

Zamânın Başbakanı

Çoban Sülü...

Târih, 1992.

resim-10 

İkinci Hamle

Ağzından çıkan iki kelime arasında geçen süre içinde

Benim

Ankara’dan yürüyerek Mevlâna Hazretlerinin huzuruna iki kere varıp geldiğim

Üst dudağı memleketi Rize’de seçim konuşması yaparken

Alt dudağı Antalya’nın beş yıldızlı sâhillerinde tâtil yapan

Kemçik Mesut YILMAZ ’dan gelmiş!

Tarih, 1996.

resim-11 

Kelime fukarası ve konuşma özürlü Mesut YILMAZ’dan Başbakanlığı teslim alıp da

Ayşe’yi tâtile gönderdikden sonra Halkcı ECEVİT

Almış eline, yedi delikli kavalı

Ve başlamış üflemeye...

Tarih, 1999.

resim-12 

İktidârının son günlerinde yürürken

Atdığı iki adım arasında geçen zamân içinde

Milleti 2 sene ihtiyarlatan Halkçı Bülent

İliklerinden sökülüp gelen suflî ve derûnî bir aşkla

Yedi delikli kavalına vecd ile üflerken

Sürü Çobanı Sülü’nün meclise verdiği kânun teklifinde farketdiğim bir husus

Vicdânımın dam direğinı sızlatdı en derinden...

Aşağıdaki metinde çok çarpıcı bir itirâf var!..

Astsubay unvânı, 1951 senesinde askerî mevzuatımıza girdi.

Aynı târihde Gedikli Erbaş tâbirini iptâl etmeleri gerekiyor idi. Fakat iptâl etmediler.

Ve Astsubaylara 2000 senesine kadar geçen tam 50 sene boyunca

Gedikli Erbaş olarak cezâ vermeye devâm etdiler.

Askerî Cezâ Kânununa göre o vakitlerde Gedikli Erbaşlara, rütbenin geri alınması cezâsı veriliyor idi.

Fakat Astsubaylar için bu cezâ kaldırılmış idi.

Askerî Cezâ Kânununa yapılacak değişiklik için hazırladığı 4551 sayılı kânun tasarısında

Aşağıdaki itirâfında Çoban Sülü diyor ki;

Askerî Cezâ Kânunundaki mevcut hükümlere göre Astsubay denen asker kişilere

Gedikli Erbaş muamelesi yapıyor

Ve dahi

Astsubayların rütbesini kânunsuz olarak söküyoruz.

Bu, telâfisi mümkün olmayan çok büyük haksızlıkdır.

Bu haksızlığı gidermek için Gedikli Erbaş unvânını bir an evvel Astsubay olarak değişdirmemiz gerekiyor.

resim-13 resim-14

*  *  *  *  *

1999 târihli aşağıdaki komisyon raporunun alt kısmında gördüğünüz üzere

Millî Savunma Bakanı Sabahattin Bey

Askerî Cezâ Kânununun sâdece bir maddesinde 1956 senesinde bir değişiklik yapıldığını söylemiş!

resim-15 

Mâdem öyle de

Kaşalot bir zâbitin yapdığı âdi bir sahtekârlık ile

1938 senesinde yapılan şu değişikliğe ne diyeceksiniz, Sayın Bakanım?

resim-02

Bakınız,

 Bakan Beyin konuşduğu 1999 senesine kadar

Askerî Cezâ Kânununda

Bakan Beyin dediği gibi sâdece bir değil

Fakat

Tam 32 değişiklik yapılmış...

1956 senesinde iki değişiklik yapılmış. Birisini Sayın Bakanımız söylemiş.

Geriye kalıyor 31 değişiklik.

Demek ki  bu 31 değişiklikden Sabahattin Beyin haberi yok.

İşkembe-i kübrâdan öyle bir sallamış ki sayın Bakanımız. Değil dünyâ, kâinat sallayacak cinsinden...

resim-16 

*  *  *  *  *

Bırakın herhangi bir adamı

Devlet adamı yalan söyler mi Allah aşkına?

Bugüne kadar neşretdiğimiz makâlelerimizde defâlarca belgesiyle isbât etdik!

Evet, kadim dostlarım!

Devlet adamları pekâlâ yalan söylüyorlar. Bunu böyle bilelim.

Hattâ

Hele bir de siyâsetin harâm ve agulu mamasını midesine akıtmış ise şâyet

Çok büyük yalanlar söylüyorlar.

Hem de kuyruklusundan...

İşde belgesi

Zamânın Millî Savunma Bakanı Sabahattin ÇAKMAKOĞLU

Meclise arzetdiği raporda

 Bakınız, ne diyor!

Askerî Cezâ Kânuna göre 1930 senesinde, askeriyemizde Gedikli Erbaş sınıfı var imiş.

Anlaşılan o ki

Sabahattin Bey, meclisdeki konuşmasında bahsetdiği Askerî Cezâ Kânununu

Zahmet edip de okumamış bile... Ne kadar dehşetli bir vaziyet, değil mi?

Sabahattin Beyin okumaya tenezzül etmediği o kânunu

Eski Tüfek

Sizler için tetebbu etdi tek tek...

O kânunda yazılı olan Asubay unvânlarının hepsi işde tam da şöyle;

  • Baş gedikli, 1 defâ
  • Gedikli Küçük Zâbit, 2 defâ
  • Gedikli, 1 defâ
  • Küçük Zâbit (Gedikli), 1 defâ

İşde, buyurun!

1930 târihli  Askerî Cezâ Kânununda

Gedikli Erbaş tâbiri var mı?

Siz, kendi gözleriniz ile görünüz...

resim-17 

Sayın Hükûmetin,

Millî Savunma Bakanlığının

Ve dahi

Adâlet Bakanlığının hukukcuları bir araya gelip teşrik-i mesai yapdılar.

Lâkin

Bu anlı şanlı hukukcularımız

1930 târihli Askerî Cezâ Kânununda mevcut olan

Gedikli Erbaş tâbirini iptâl etmeyi beceremediler.

Yazıklar olsun hepinize...

*  *  *  *  *

Millî Savunma Bakanı Sabahattin ÇAKMAKOĞLU

Ve dahi

Bilmeyen galemli gara câhiller, öğrensin!

İşde

 Askerî Cezâ Kânununa

Gedikli Erbaş unvânı

Aşağıda gördüğünüz şu kânun vasıtasıyla

1938 senesinde

Kaçak olarak sokuşduruldu.

resim-02 

Yukarıda kırmızı okun ucunda gördüğünüz “gedikli erbaş” unvânı

Bu kânunun sâdece 154 üncü maddesinde ve dahi sâdece bir dâne var. Başka yok!

Gedikli Erbaş tâbirini

Biliniz bakalım

Bu kânuna kaçak olarak sokuşduran şerefsiz kim?..

Bakınız, benli lakaplı bu kaşalot zâbit hakkında

Majestelerinin çaşıt büyükelcisi neler demiş...

resim-31

*  *  *  *  *

Gedikli Erbaş denen asker kişiler Asubay oldukdan tam 50 sene sonra

Vekillerimiz meclisde ictimâ eyleyip

Gedikli Erbaş unvânını Askerî Cezâ Kânunundan silelim dediler.

Hükûmet

Millî Savunma Komisyonu

Ve dahi

Adâlet Komisyonunun muhterem üyeleri

Kafa kafaya verip teşrik-i mesâi yapdılar.

İşde

Aşağıda hazırladıkları kânun tasarısını görüyorsunuz.

resim-32 

*  *  *  *  *

Evvel’den Ȃhire Işıltılı Yansımalar’da târihe kazımışdık!

Asubaylara ne zamân bir hak vermişler ise

O zamân Asubaylardan başka bir hakkı geri almışlar...

Ya da

İşlerini son derece gönülsüz yapmışlar.

Ne dedi, ebemdedem?

Gönülsüz iş tutanın ya dişi ağrır ya da başı...

İşde, aşağıdaki kânun tasarısının meclisde görüşülmesi esnâsında da

Gene mâlum sürgün zihniyetler

Ayak sürüyerek iş yapmış!

Ve dahi

Gedikli Erbaş tâbirini bu kânuna eklemeyi unutmuşlar!

İltifât buyurursanız şâyet

Nacizâne şahsî kanaatimi arz edeyim.

Unutmadılar; bilerek ve kasden eklemediler!

resim-19 

Ağızlarını domaltarak

Asubayları

Gedikli Erbaş sınıfından kurtardıklarını söyleyen muhterem vekillerimiz ve subaylarımız

Her niyeyse

Yukarıdaki pencerede gördüğünüz ve iptâl etmek istedikleri ibârelerin yanına

Gedikli Erbaş tâbirini eklemeyi akıl edememişler...

Haydi,

İşi, iyi tarafından tutalım

Ve dahi diyelim ki

Zuhûlen böyle bir hâtâ yapdınız. İyi niyetinizde samimi iseniz şâyet

Geliniz, bugün iptâl ediniz şu Gedikli Erbaş tâbirini...

Yırtılsa da yakamız; yiğide, yeis yakışmaz!

Bu ebem sözünün hikmetine râm olan Eski Tüfek

Siz kadim dostları ve büyüklerinden aldığı ilhâm ile

Ot, kökü üstünde biter diyerek çekdi besmeleyi...

Bu maksada mâtuf olmak üzere

Bir istidâ yolladı, ilgili makâma.

Ve dahi şöyle dedi kendileyin;

resim-20 

Mübârek bir günde cevâp gönderdi, Necdet Bey.

Ve şöyle dedi bana;

resim-21 

Dedik ya, yukarıda!

Meğerse devlet adamları ve subaylar da yalan söylüyor imiş.

Necdet Bey de bu kuralı bozmadı...

Çünkü

Gedikli Erbaş tâbirinin iptâl edildiğini

  • Hiçbir zamân
  • Hiçbir sûretde

Ve dahi

  • Hiç kimse

Kamuoyuna açıklamadı.

Çünkü

Gedikli Erbaş tâbiri

Askerî Cezâ Kânunundan

Hiçbir zâman iptâl edilmedi...

*  *  *  *  *

Atalarım,

Oğul, hakkını aramakdan geri durma dediydi nasılsa

Bu düsdur ile yoluna devâm eden Eski Tüfek

Millî Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanından sonra

Başbakanın kapısını çaldı, Gücük ayının ikisinde...

resim-22 

Dokdorundan, profesörüne kadar

Tam 9 hukukcu ictimâ eyledi Başbakanlıkda.

Dilekcemi eni konu tetkik eden kurulumuzun muhterem üyeleri;

Bir vatandaş olarak benim farketdiğim tuhaflığı farkedemedi.

Ve dahi

İddiamı “tavsiye ve mütalaa” olarak telâkki edip talebimi reddetdi.

Sağolsunlar, verdiği bu karar ile sayın kurulumuz

Bize, Yüce Meclise giden EGO için bir bilet verdiler.

resim-24 

resim-25 

*  *  *  *  *

Ortada bir kânunsuzluk olduğunu keşfetmişdim bir kere

Buraya kadar çaldığım bütün kapıları yüzüme kapatdılar

Olsun, durmak yok, soymaya ....

Af buyurun, yola devâm...

Ağlak Bülent gibi ağlayak da gözden mi olak?

Bu sahtekârlığı benim gibi keşfedecek Allah’ın başka bir kulu elbet vardır deyip

Vurdum şu emekli ayaklarımı, Dikmen Caddesinin deve yoran yokuşuna

Ve dahi

Şu dilekceyi verdim, milletin vekillerine.

resim-26

Gönderdiğim dilekcemi bu kez de

TBMM Dillekce Komisyonunun vekil olan 4 üyesi tetkik eyledi.

Başbakanlıkda hepsi de hukukcu olan 9 sayın üyeden

Hiçbirisinin göremediği bit yeniğini

TBMM’nin sâdece birisi hukukcu olan 4 üyesi hemen farketdi.

Sırasıyla; eczâcı, hukukcu, edebiyat öğretmeni ve işletmeci olan bu cingöz vekillerimiz

Dilekcemde bahsetdiğim konuyu incelemeye değer buldular.

Çünkü

Gedikli Erbaş meselesinde bir orostopolluk olduğunu hemen anladılar.

Akabinde gereğini düşünüp

Ve dahi

Konu ile ilgili çalışmalarda değerlendirilmesi amacıyla

Millî Savunma Bakanlığımıza gönderdiler.

resim-27 

*  *  *  *  *

resim-28 

resim-33 

*  *  *  *  *

Caymak yok, peşine düşdüm bir kere

Ateş böceği değilim amma

O yalancılar kaçdıkca

Ben, kovalayacağım!

Hem de

Sıçdıkları yere gadar...

Yeni bir istidâ daha gönderip Millî Savunma Bakanımız İsmet Beye

Suâl eyledim, Gedikli Erbaş tâbirinin akibetini...

resim-30 

*  *  *  *  *

Gedikli Erbaş tâbirinin hukûkî durumuna son noktayı koyup

Hakîkâte vâsıl olmak gâyesiyle 17 Ocak 2015 târihinde başladığım yolculuğum

Necdet ve İsmet Beylerin yolumuza döşeği apaz apaz çoban çökerten dikenlerine rağmen

Mayıs ayının ilk haftasını kucakladığımız şu günlerde

Aynı şevk, azim ve heyecân ile devâm ediyor...

Sorduğum suâle cevâp vermek yerine Necdet Bey, yalan söylemeyi tercih etdi.

Sağolsun, Millî Savunma Bakanımız İsmet Bey ise

Hemen yukarıda gördüğünüz 8 Nisan 2015 târihli dilekceme miâdında cevâp vermedi.

Olsun!..

Çomak sokup hepsini birden tıkadım.

Artık kaçıp saklanacak başka delikleri kalmadı.

Zere

Ayı, ne kadar âl biliyorsa,

Avcı da evvel Allah,

O ayıdan bir fazla yol biliyor...

Bu dilekceme cevâp almak için Başbakanlığın kapısına dayanacağım günler yakındır.

Neticeyi hep berâber târihe nakşedeceğiz elbet.

Sitemizin idârecisi bâdem bıyıklı bahriyeli Semih KOÇ

Makâlelerimizi her gün olmasa da

Gün aşırı düzenlemeye alışdı nasıl olsa!..

 brove

 

 

 

Şükrü IRBIK
(E) SG Tls.Asb. III Kad.Kd.Bçvş.

Kaynak: Makâlede mündericdir.

Son değişiklik Salı, 08 Ağustos 2017 13:53

Yorumlar

+14MEHMET KAYALI03-05-2015 09:07#1
NE DİYEBİLİRİZ?
KARŞIMIZDA YILMAZ BİR MÜCADELECİ VAR.
BİZLER, ONUN YADIKLARINI,
İNCELEMELERİNİ TEK,TEK OKUMATAN YORULMUŞ OLSAK TA.
O YAZIP BİZLERİ BİLGİLENDİRMEKT EN. YORULMAZ.
HAKSIZLIĞA YÖNELİK OLUMSUZLUKLARI SUNMAKTAN,
YORULMAYACAĞA BENZER GİBİ.
İNANMIŞ BİR KEZ.
BEN SAĞ VE SAĞLIKLI OLDUĞUM SÜRECE, DEMEKTE.
ASSUBAYLARA, HAKSIZLIK OLGUSUNDA.
REVA GÖRÜLEN, OLUMSUZLUKLARI,
YILMADAN ARAŞTIRACAĞIM, DER GİBİ.
BÜYÜK ARAŞTIRMALARIN, KAHRAMANI.
SAYIN IRBIK…

OLUMSUZLUK LARIN, YÜZEYE ÇIKMASIN DA BİR ÖNDERDİR.
KONUNUN, YILMAYANLARINDA NDIR.
ŞÜKRÜ IRBIK.

MAĞDURLARI SIRALARKEN,
BENİDE YAZABİLİRSİN
VE BENDE CANLI YAŞAYAN TANIK’ IYIM ,
MAĞDURİYETLERİN , ALASINI YAŞAMIŞ.
VE YAŞAYAN, ÖGEYİM. ÖRNEĞİM.

ESKİ, OLSUN, YENİ OLSUN.
HAKSIZLIKLARI.
BULUP, BULUP KAMU OYUNUN, ÖNÜNE KOYANDIR,
BU UĞURDA EMEKLERİME ACIMIYORUM, DİYEBİLENDİR.
YORULMAKTA, AKLIMIN UCUNDAN GEÇMİYOR.
DİYEBİLENDİR.
SAYIN IRBIK.

İÇ HİZMET YASASINI KARİNE SAYIP,
YAPTIRIM YASASI, OLGUSUNDA İDARİ BİR KARARLARLA.
VERİLEN, ÖMÜR BOYU ASKERİ SOSYAL TESİSLERDEN FAYDALANMAMA YASAĞI .
ÇAĞDAŞ, NATO ÜLKELERİ’ NDE, BULUNMAYAN.
TÜRKİYE DE VAR OLAN.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ.
NEZDİNDE.
AÇTIĞI, İPTAL DAVASINI RED, ETSEDE.
YILMAYAN ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRECEĞE BENZER.
SAYIN KARDEŞİM ŞÜKRÜ IRBIK.
BU DERİN İNCELEMELERİNDE N,
YILMAYAN ÇALIŞMALARINI
SAYGI DUYARAK İZLİYORUM.
VE TAKİP EDİYORUM.

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yapabilir. Yorum yapmak için lütfen KAYIT olun veya GİRİŞ yapın...