BİZ KİMİZ, NE İSTİYORUZ?

assubaylar-ne-istiyor

Saygıdeğer Üyelerimiz;

Sitemiz, assubay onur mücadelesinde büyük katkıları olan bir meşaledir. Henüz muhataplarımızı değiştiremesek bile bizler olumlu yönde değiştik. Yıllardır tayin, sicil ve ceza baskısı ile susan - susturulan zümremiz, "HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!" sloganı ile eleştirmeye, sorgulamaya kamuoyu ve ilgililere gerçekleri anlatmaya başlamış, bir çok taşın yerinden oynamasına vesile olmuştur. Mücadelemizi adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıyı sağlayıncaya kadar, her geçen gün artan bir güçle sürdürmeye devam edeceğiz. Bu anlamda, zaman  zaman ilgilileri ve basın mensuplarını bilgilendirme çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Arkadaşlarlarımızın da bu konuda kişisel gayretleri olmakta, konu bütünlüğünü sağlamak için yazılacak metni hazırlamamızı talep etmektedirler. Arzu eden arkadaşlarımız aşağıdaki metni aynen veya kendi duygu ve düşünceleri ile sorunlarımızı ilgililere gönderebilirler. Tüm engellere rağmen mutlaka başaracağız.

Saygılarımızla... 

Saygıdeğer.....................

Biz; emeği ile yaşayan, emeğinden başka gücü olmayan, sonu başından belli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm yükünü sırtında taşıyan sessiz bir toplumuz. Hükümetlere muhtıra verme gücümüz, omuzlarımızda yıldızlarımız yoktur. Ama muhtıra verenler bize güvenerek muhtıra verirler, ihtilal yaparlar. Pek kimsenin dikkatini çekmeyiz. Bizler ne daha fazlasını,  ne de imtiyazı talep etmekteyiz. Tek arzumuz adalet, eşitlik ve insan onurunun gerçekleşmesidir. Bu nedenle, bize insan olduğumuz için ve insanca yaklaşan herkese minnet duyarız. Saygılarımızla.

BİZ KİMİZ?

Biz; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin teknik ve idarî kadrosuyuz. “Teknik” sözcüğü yalnızca teknoloji anlamında değildir. Belki  teknokrat demek daha doğru olur. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin  bakımı, sevk ve idaresi bizim sorumluluğumuzdadır. Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolünü biz yaparız. Uçağın, sadece havada uçurulması pilota aittir. Hava Kuvvetleri'nin ilk kuruluş yıllarında Türk Hava Kuvvetleri'nin pilotları, pilotların da hocalarının çoğu assubaydı. Sonradan kaldırıldı. Günümüzde Hava Kuvvetleri K.lığı yapan generaller, öğretmen assubaylara saygı ile yaklaşırlardı. Tanklarda da, askerî gemilerde de durum aynıdır ...

Bizler; görevimizi en üst düzeyde yapmamız gerektiğinin bilincinde bir toplumuz. Biz biliriz ki, yeterince sıkılmayan bir vida, en ucuzu 55 milyon dolar olan bir uçağın düşmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hayli maliyetli olan bir pilotun hayatına, bir cana mâl olacağını çok iyi biliriz. Bu bilinçle görevimizi en iyi biçimde yapmanın sorumluluğunu taşırız.

Görev için yola çıkacak bir tankın, denize açılan bir geminin her an göreve hazır olması  gerektiğini, en az bir uçak kadar hassas sistemlere sahip gemi, tank ve silah sistemlerinin  en üst düzeyde  göreve hazır tutulması gerektiğini biliriz. Ve bu görevi biz, yalnızca biz yaparız.

Her bölgeden, ekonomik ve kültür seviyesinden gelen mehmetçikleri, belli bir düzen içinde eğitmek, onları bir arada tutmak, sağlıklarından insan ilişkilerine ve askerlik hayatlarından sonraki dönemde hayata hazırlamak da bizim görevimizdir. Bu kadar karmaşık bir toplumu omuz omuza ve kardeşçe bir arada tutmak için neler yaptığımızın sırrını zaman zaman biz bile bilemeyiz.

İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede biz hep ön plandayız

Ordumuzun kahraman  mehmetçiğine  en yakın olan biziz. Onlardan birine bir şey olduğunda kendi evladımız gibi içimiz yanar. Şehit düşen bir evladımızın cansız bedenini topraktan ilk biz kaldırırız. İçimizdeki öfkeyi, taşan sabrımızı kontrol etmek bize düşer. Mesleğimizin en zor yanı budur. Yanımızda yaralanmış, umutla gözlerimize bakan bir mehmetçiğin yaşaması için sadece dua etmekten başka çaremizin olmadığı anlar uykularımızı böler, rüyalarımıza girer..

Bir mehmetçiğin cansız bedenini anne-babasına teslim ederken, hani basında tek satırlık bile haber olamayan, hani hangi mankenin o gece kiminle eğlendiği kadar toplum ve basın nezdinde haber değeri taşımayan bir yiğit vatan evladının cansız bedenini sevdiklerine teslim ederken küçülüp kaybolmak isteriz. Gözlerimizi kaçıracak yer ararız. Dilimiz damağımız kurur. Gözlerimiz yanar. Ama gene de dik durmamız gerektiğini biliriz.

Mesai saatimiz yoktur. İş bitince gideriz evlerimize. Ayda ortalama 5 gün 24 saat esasına göre nöbet tutarız, haftanın bir günü gece eğitimine katılırız. Tatbikatlar, özel görevler bunun dışındadır ve bir kuruş fazla mesai tazminatı alamayız. Göreve 24 saat hazırız. Görev gerektiğinde zaman kavramı yoktur.

Biz; Yunan sınırında,biz Irak sınırında,biz GABAR Dağında,biz Bosna’da,biz Lübnan’dayız.Biz Şemdinli’de,biz Hakkari’deyiz... Biz;göklerde,biz,yedi deniz dört iklimdeyiz.

Biz; Kuşadası’nda, Bodrum’da Çeşme'de masa başında klimalı,kaloriferli ofislerinde oturan büro memurları ile aynı kefeye konulan insanlarız. Görev koşullarımız ve sorumluluklarımız büro memurları ile kıyas kabul etmese de aynı maaş derece ve kademesinden göreve başlatılırız.

Meslek hayatımızın neredeyse üçte biri nöbette,tatbikatta, gece eğitiminde, özel görevlerde ve evimizden uzakta geçer. Biz; eşlerimizin hamileliğini, çocuklarımızın bebekliğini, diploma günlerini, ana-babamızın hastalıklarını görmeyiz. Biz; vatana hizmet etmek olan işimizle evliyiz.

Biz; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm yükünü omuzlarında taşıyan onurlu emekçileri, biz Assubaylarız.

NE İSTİYORUZ ?
Biz; hiyerarşiye saygılıyız, ne daha fazlasını ne de imtiyaz istiyoruz. Bizler; sadece adalet,eşitlik ve insan onuruna saygı  istiyoruz.

Ne kimsenin aldığı maaşta, ne flamalı arabalarında, ne eşlerine tahsis edilen sivil plakalı ve sivil şoförlü makam araçlarında, ne  de saltanatlarında gözümüz var...

1. Assubayların bir üniforması da kefendir, bir ayın 8-10 gününü 24 saat esasına göre tek kuruş fazla mesai ücreti almadan kışlada geçirirler buna rağmen ön yargılarla;  Görev koşulları ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmaktayız. Tek neden assubay oluşumuzdur. Bu durum akla, mantığa, anayasaya ve hatta insanlık anlayışına aykırıdır. MYO mezunu Emniyet Hizmetleri, meclis stenografları, ziraat ev ekonomistleri teknik hizmetleri ve  Lisans mezunu olan daha  birçok devlet memuru 657 sayılı Devlet memurları kanununun ortak hükümlerinde belirtilen derece ve kademelerin (görev koşulları dikkate alınarak) bir üst derecesinden göreve başlarlar. Oysa Meslek Yüksek Okul mezunu assubaylar büro memurları ile aynı derece ve kademeden göreve başlamaktadır. Adalet ve eşitlik gereği  MYO mezunu assubaylar 9/2 Lisans mezunları 8 'nci  dereceden göreve başlatılarak adalet ve eşitlik  sağlanmalıdır.

2. Aynı süre görev yapan, aynı tahsil düzeyine tabi bir emekli subayla bir emekli assubay kıyaslandığında aradaki maaş farkı %300' dür. Haksızlık yapılırken bile bir insaf olmalı.

3.Silahlı Kuvvetler'de sayısal oran ¼ civarındadır. Yani bir subaya karşı  dört assubay mevcudu vardır. Daha açık bir deyimle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde  100 subay varsa 400 assubay vardır. Ancak sosyal tesisler söz konusu olunca bunun tam tersi söz konusudur. Ordu evlerinden askerî kamplara kadar tüm sosyal tesislerde hem nitelik,hem nicelik hem de sayısal olarak assubaylara sağlanan imkanlar subaylara tanınan imkanların üçte biri bile değildir. Sayısal durum göz önüne alındığında aradaki korkunç uçurum çok daha iyi fark edilecektir.

4.Türk Silahlı Kuvvetleri'nden halen Lise Mezunu olup, emekli olan albaylar mevcuttur. Daha sonra harp okulları iki, üç ve son olarak dört yıla çıkartılmıştır. Görevdeki ve emekli olan subayların intibakları da yeni duruma göre hemen düzeltilmiştir. Assubay okulları da Yüksek Okul seviyesine çıkartılmış olmasına rağmen, tüm kapılar çalınmış ancak Assubayların intibakları konusunda 2002 senesinden beri sonuç alınamamıştır. Subay intibakları vakit kaybedilmeden yapılmışken intibakları yapılmayan assubaylar tam 11 seneden beri mağdur edilmektedir.

5.Hastanın emeklinin rütbesi olur mu? Ancak birçok askeri hastanede A-B-C poliklinik hizmetleri ile subaylar lehine  ayrımcılık yapılmaktadır. Tepkiler üzerine bu hususun ortadan kaldırılacağı bildirilmesine rağmen ön yargılar aşılamamıştır.  Hastanelerde hastaya verilen sevk kağıtlarında "statü" hanesinde hâlâ hastanın rütbesi yazılmakta ve doktor,sivil kıyafetli olsa bile hastaya rütbesine göre muamele yapmaktadır. 

6. Lojman konusu daha da iç karartıcıdır. Burada bir oran neredeyse söz konusu bile değildir.Lojmanların %40' ı assubaylara %55 'i subaylara % 5' i (Jandarma'da % 15 'i) uzman jandarma erbaş ve sivil memurlara tahsis edilir.  Kısaca subaylardan arta kalan lojmanlar assubaylara verilir.Faydalanma oranları ayni olsa bile subay sayısının az olması sebebiyle lojmandan faydalanan subay sayısı assubayların dört katı olacaktır. Bu haksızlık hangi değer yargısı ile haklı gösterilebilir.

7. Emekli Sandığı Kanununun EK-70 Maddesi 1 'nci fıkra (b) bendinde yer alan gruplardaki oranlar belli bir seviyede azalmasına rağmen 3'ncü ve 2'nci derecedeki personelin oranları orantısız bir şekilde azaldığı için bu dereceden maaş alan personel 1-3 yıllık eksik hizmet için ömür boyu % 30-40 oranında eksik emekli maaşı almaktadır. Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı müteaddit defalar bu konunun düzeltileceğine dair söz vermesine rağmen haksızlık ve adaletsizlik hâlâ düzeltilmemiştir.

8. Yürürlükteki İç Hizmet ve Askerî Ceza Kanunu 1930’lu yıllardan kalma ve çağın çok gerisindedir. Personel Kanunu'ndaki hükümler  de subaylara imtiyaz ve ayrıcalık tanımaktadır. Bu kanunlar insan haklarına uygun; adalet,eşitlik ve insan onurunu tesis edecek şekilde düzenlenmelidir...

9. Türkiye Cumhuriyeti bir Hukuk Devletidir. En yüksek makam olan Cumhurbaşkanı’nın hürriyeti bağlayıcı ceza vermeye, yani hapis cezası vermeye yetkisi yoktur. Ancak Ordu’ya yeni katılmış, mesleği hukuk olmayan bir  subayın kendi kararı ile hapis cezası verme yetkisi vardır. İddia makamı ve yargıç aynı kişidir. Olağanüstü durumlarda olağanüstü kararlar alınması gereği elbette ve özellikle de görevi savaşmak olan ordu için kabul edilebilir bir durumdur. Ancak, olağanüstü durumlarda olağanüstü mahkemeler oluşturulması gerekir. İnsan hak ve özgürlükleri olağanüstü durumlar söz konusu edilerek göz ardı edilemez. Barış koşullarında olunduğu halde savaş koşullarına göre yargılama ve ceza uygulanamaz. Kaldı ki hapis cezası yetkisi olağanüstü durumlarda değil, olağan durumlarda ve barış konuşlanması içinde de geçerlidir. AİHM bir assubayın başvurusu üzerine şahsî hürriyetin sadece mahkemelerce ve hâkim kararı ile  kısıtlanabileceğine hükmederek Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etmesine rağmen yeni hazırlanan Askerî Disiplin Ceza Kanunu'nda sadece cezaların adı değiştirilmesine rağmen nitelik olarak cezalar daha ağır hükmelerle şahsın ordudan tart edilmesine kadar giden bir hukuksuzluğu beraberinde getirmiş olup  şahsî hürriyetin kısıtlanmasına ve bu cezanın  yine amirlerin keyfine bırakılmasına devam edilmektedir.

10. Askerlikte hiyerarşik yapı gerekli ve hâttâ zorunludur. Bunu üniforma taşıyan herkes bilir ve kabul eder. Ancak, askerî garnizonlarda eşlerin ve çok acıdır ki çocukların da rütbesi vardır. Karşılıklı insanî saygıdan kimsenin rahatsızlık duyması söz konusu değildir. Ancak, senin baban assubay sen arka sıraya geç.. Benim babam subay ben senden önde oturacağım. Burası subayların sosyal tesisi sen assubay eşi çocuğusun giremezsin,benim eşimin rütbesi seninkinden yüksek. Hizmet önceliği benim   mantığı, ne yazık ki genç beyinlere kardeşlik yerine husumeti, sınıf ayrımcılığı yerleştirmektedir.Bu çağ dışı düşünce ve tahakküm arzusu derhal terk edilmelidir.

11. Kamu düzeninin işleyişi bellidir. Polisin özlük hakları İçişleri Bakanlığı tarafından takip ve teklif edilir. Öğretmenlerin özlük haklarına ilişkin kanun ve teklifler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilir. Assubayların da haklarının da Genelkurmay Başkanlığı ve MSB tarafından takip edilmesi gerekir. Ancak hem görevde olan assubaylara hem de emeklilerine ne yazık ki üvey evlat muamelesi yapılmakta, yukarıda ana hatları ile özetlenen haklara ilişkin hiçbir çalışma yapılmadığı gibi, ne yazık ki meclise kadar gelen teklifler bizzat Genelkurmay tarafından engellenmektedir !

12. Üyelerinin % 60 'ını oluşturan assubaylar OYAK ve şirketlerinde denetim ve yönetim kurullarında temsil edilmemektedir. Oysa kendi imkanları ile yüksek lisans doktora yapmış assubay mevcuttur. Oyak, emekli olanlara birikmiş aidatlarına cüzî  bir nema ödeyerek kurumla ilişiklerini kesmektedir. Aidat miktarı ile orantılı hisse senedi verilmelidir. Bu konuda TEMAD (Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği) tarafından açılan dava maalesef  red edilmiştir.  İç Hukuk yolları tüketildiği için TEMAD davayı AİHM'ne götürmüştür...

13.Orduda sadece subaylara ödenen MAKAM-TEMSİL-KADROSUZLUK-GÖREV –KOMUTANLIK tazminatından assubaylar yararlanamaktadır. Komutanlık tazminatı ise göstermelik olarak binde bir oranında assubaya verilmiştir; Özellikle  Assubaylar 631 sayılı KHK gereği almaları gereken temsil tazminatını  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu  631 sayılı KHK özüne aykırı olarak uygulama içeren 2002/3546 sayılı BKK 1 'nci maddesinin adil olmadığı gerekçesi ile iptaline karar vermiş olmasına rağmen alamamışlar yeni düzenlemede aynı haksızlık devam ettirilmiştir.

14. Olağan üstü ve kalkınmada öncelikli bölgelerde 2 yıl görev yapan devlet memurlarına verilen kademe hakkından TSK personeli yararlandırılmamıştır. Bu adaletsizlik bir an önce giderilmelidir.

15.Anayasamız ve AİHS angaryayı yasaklamıştır. Angarya zorla çalıştırmaktır, Askerlik mesleğini yapmak istemeyerek ayrılmak  isteyenlerin önündeki 15 yıllık  mecburî hizmet tepkiler üzerine 10 yıla indirilmiştir; Ancak Devlet hesabına 1-10 yıl okuyanların aynı hizmet süresine tabi olması hukuksuzluktur. Bu sürelerin yeniden düzenlenmesi ve bu süreyi doldurmayanların devlete tazminat ödeyerek ayrılmaları sağlanmalıdır.

16.Tam teşekküllü hastaneden SAĞLAM raporu alarak orduya giren personel yıllar sonra görevin koşullarının da etkisi ile sağlıkların kaybetmekte ve TSK.GÖREV YAPAMAZ raporu ile emekli edilmektedirler. TSK dışında sağlık sebebiyle re'sen emekli edilen başka kamu görevlisi yoktur. Bu durumdaki personel emsallerinin derece ve kademesine ulaşamadıkları için mağdur olmaktadır. Bu personelin de vazife malülleri gibi emsallerinin bulunduğu derece ve kademeyi geçmemek kaydı ile yükselmelerinin sağlanması ya da adaletin bir gereği olarak asgari bir üst dereceden emekli edilmelidirler.

17.Günümüzün koşulları ve lisans mezunlarının er olarak askerlik yapmaları dikkate alınarak, assubay MYO Lisans seviyesine çıkarılmalıdır.

E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU